Onların bana söylediği doğru değil.What they have told me is untrue.
Onların yaptığı budur.That's what they did.
Onların bunu yapma nedeni budur.That's why they did it.
Onların hepsi aynı görünüyor.They all look the same.
Tom onların güvenini kaybetti.Tom lost their trust.
Onların bayrağı mavi ve altındır.Their flag is blue and gold.
Daha şimdiden onların yaklaşık üç yüz tanesini sattılar.They've sold about three hundred of them already.
Onların her ikisi de kask giyiyorlar mıydı?Were both of them wearing helmets?
Onların hepsi liseli.They're all high school students.
Onların hepsi lise öğrencisi.They're all high school students.
Sen onların hepsinden daha iyisin.You're better than all of them.
Onların her ikisi de sizden daha yaşlı.They're both older than you.
Onların her ikisi de gülmeye başladı.They both started laughing.
Onların ikisi de çok akıllı.They're both very smart.
Onların her ikisi de evli değil.They're both unmarried.
Onların ikisi de sanatçı.They're both artists.
Onun sözlerini onların yüz değerine göre almak yanlıştı.It was wrong to take his words at their face value.
Onların bir çocukları vardı.They had a child.
Onların çalışmak için takım elbise giymesi ve kravat takması gerekiyor.They are required to wear a suit and tie to work.
Onların kızgın olmak için hiçbir gerekçeleri yoktur.They have no reason to be angry.
Birinin size verebileceği en büyük armağan onların sevgi ve zamanlarıdır.The greatest gift that someone can give you is their love and their time.
Onların CD'leri bir sanatçı tarafından düzenlendi.They organized their CDs by artist.
Onların amaçları otuz yaşından önce bir ev sahibi olmaktır.Their goal is to own a home before they are thirty.
Ben onların dişlerini çekmiyorum.I'm not pulling out their teeth.
Onların bilgisayarlarla çok deneyimi var.They have a lot of experience in computers.
Onların yeterince arkadaşları yok.They don't have enough friends.
Onların zengin olma arzusu var.They have a desire to be wealthy.
Onların sapıkça sırıtmalarını görmek istemiyorum.I do not want to see their perverted smirks.
Onların paramı bana geri vermelerini istiyorum.I want them to give me my money back.
Biz onların yardımı ile yapabilirdik.We could do with their help.
Onların bahsettikleri adam uzun süredir ölü.The man they're talking about has been dead for a long time.
Elma sevmem. Onların hepsi bana tatsız görünüyor.I don't like apples. All of them seem tasteless to me.
Onların espri anlayışı var.They have a sense of humor.
Onların hepsi beni bekliyorlardı.They were all waiting for me.
Bu araba bizimdi. Şimdi onların.This car was ours. Now it is theirs.
Onların kaçmasına izin verme.Don't let them escape!
Onların hepsini sevmiyorum.I dislike them all.
Onların düşünme tarzı eski.Their way of thinking is old-fashioned.
David'in o kadar çok arkadaşı var ki onların tüm isimlerini bile hatırlayamıyor.David has so many friends that he can't even recall all their names.
Tom'un o kadar çok arkadaşı var ki onların hepsinin isimlerini hatırlayamıyor.Tom has so many friends that he can't remember all their names.
Onların iki kedisi var.They have two cats.
Ben onların anne ve babalarına hakaret etmiyorum.I'm not insulting their parents.
Ben onların mektubundan birkaç satır alıntılayacağım.I'll quote a few lines from their letter.
Bu onların yeri.This is their place.
Elbiseler aldığında onların nerede yapıldıklarını kendine sorar mısın?When you buy clothes, do you ask yourself where they were made?
Onların denemek için birçok farklı balıkları var.They have many different fish to try.
Onların denemek için birçok farklı yemekleri var.They have many different dishes to try.
İnsanları anlamak istiyorsan onların söyledikleri ile ilgili herhangi bir not almamalısın.If you want to understand people, you shouldn't take any notice of what they say.
Onların okulu çok kötü görünüyor.Their school looks very bad.
Onların kendi çocukları olmadığı için bir kız evlat edinmeye karar verdiler.Since they had no children of their own, they decided to adopt a girl.
Onların sesleri mükemmel uyuyor.Their voices match perfectly.
Turistler hayvanları korkuturlar ve onların doğal aktivite yapılarını bozarlar.The tourists scare away the animals and disrupt their natural activity patterns.
Şimdi onların hepsi eğleniyor.They're all having fun now.
Onların hepsi kendilerini öldürdü.They all killed themselves.
Onların hepsi intihar etti.They all killed themselves.
Sanırım onların buna bizden daha fazla ihtiyacı var.I suppose they need it more than we do.
Onların kollarında öldü.He died in their arms.
O, onların kollarında öldü.He died in their arms.
Onların erkek kardeşini tanıyor musun?Do you know their brother?
Onların hepsi kayıp çocuğu arıyordu.They were all looking for the missing child.