Bu onların işlerinin güvenli olmasından dolayıdır.This is because their jobs are secure.
Bu onların evidir.This is their house.
Bu onların diğer uluslarla ortak neye sahip olduklarıdır.This is what they have in common with other peoples.
Bu onların dünyanın manyetik alanını kullanamadıklarından dolayı olabilir.This may be because they could not use the earth's magnetic field.
Onların başına bela gelmek üzere.They are in for trouble.
Onların kim olduklarını biliyor musunuz?Do you know who they are?
Bu kitap onların okuması için yeterince kolay.This book is easy enough for them to read.
Onların yiyeceği son kez muhteşemdi.Their food was great last time.
Bu ürünler onlarınkinden daha üstün.These products are superior to theirs.
Onların arabayı çaldı dedikleri adam budur.This is the man who they say stole the car.
Onların eldivenleri çift değil.Their gloves are not in pairs.
Bu, onların diğer insanlarla ortak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez.This does not mean that they have nothing in common with other peoples.
Bu onların genellikle akşam yemeklerini yedikleri yer.This is where they usually have their evening meals.
Onların ne zaman döneceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when they will arrive.
Onların hepsini kazanamazsın.You can't win them all.
Onlar onların kitapları.Those are their books.
Şu kitaplar onların.Those books are theirs.
Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.You can rely on their coming on time.
Onların yardımına bel bağlayamazsın.You can't count on their help.
Onların bebeği zaten yürüyebiliyor.Their baby is able to walk already.
Onların kulübesi vadide yer almaktadır.Their hut is situated in the valley.
O sevimli bebek onların aşkının meyvesidir.That cute baby is the fruit of their love.
Sizin takımınız çok iyi fakat onlarınki en iyi.Your team is very good, but theirs is the best.
Onların dinlerini göz önünde bulundurmalısın.You should think of their religions.
Onların her ikisi de çok heyecanlı.They are both very excited.
Onların planları hakkında bir şey bildiğini inkar etti.He denied knowing anything about their plans.
Polis onların adlarını ve adreslerini istedi.The policeman demanded their names and addresses.
Polis onların çantalarını inceliyordu.The police were examining their bags.
Polisler onların çantalarını inceliyordu.The police were examining their bags.
Balinalar korunmadıkça onların soyu tükenecek.Unless whales are protected, they will become extinct.
Şiddetli yağmur onların oraya gitmesini engelledi.The heavy rain prevented them from going there.
Onların tartışmasını durdurmaya çalıştım ama bu kolay değildi.I tried to stop their quarrel, but that was not easy.
Onların arkalarından insanlar hakkında konuşma.Don't talk about people behind their backs.
Konuşma onların sosyal hareketinin lehineydi.The address was in favor of their social movement.
Yüksek bina onların evini güneş ışığından yoksun bıraktı.The high building deprived their house of sunlight.
Sorun onların parasının olmamasıdır.The trouble is that they have no money.
Sorun onların vaktinin olmamasıdır.The trouble is that they have no time.
Onların evini ziyaret ettiğimde çift, bir tartışmanın tam ortasındaydı.When I visited their apartment, the couple was right in the middle of an argument.
Okulumuz onlarınkinden daha büyüktür.Our school is larger than theirs.
Kısa sürede onların hızına yetiştim.I caught up with them soon.
Onların yeni bir araba almasını ummuyorduk.We didn't anticipate their buying a new car.
Biz onların güvenliği için endişeliyiz.We are anxious for their safety.
Onların çocuklarının her biri için iyi bir hediye seçtik.We chose a good present for each of their children.
Bunun şimdiye kadar onların önerdiği tüm planların en iyisi olduğuna inanıyorum.I believe this is by far the best of all the plans they proposed.
Onların onun etrafını çevirdiğini gördüm.I saw them surrounding him.
Onların her birine bin yen verdim.I gave them one thousand yen each.
Yirmi kişiyi partime davet ettim fakat onların hepsi gelmedi.I asked twenty people to my party but not all of them came.
Ben, bu tartışmada onların yanında yer aldım.I took sides with them in the argument.
Onların her ikisini de çok seviyorum.I like both of them very much.
Onların hepsine cevap verebildim.I could reply to all of them.
Onların arasındaki farkı fark etmedim.I didn't realize the difference between them.
Onların neden restoranı kapatmak için zorlandıklarından emin değilim.I'm not sure why they were forced to close the restaurant.
Onların geçmesine izin vermek için kenarda durdum.I stood aside to let them pass.
Onların evde kalmasını sağlamak için çok uğraştım fakat onlar beni dinlemeyi reddettiler.I tried hard to make them stay home, but they refused to listen to me.
Onların bankaya girdiğini gördüm.I saw them enter the bank.
Onların basketbol oynadığını gördüm.I saw them play baseball.
Ben onların kol kola yürüdüğünü gördüm.I saw them walking arm in arm.
Onların kızının doğumunda onları tebrik ettim.I congratulated them on the birth of their daughter.
Onların sıcak ellerini asla unutmayacağım.I will never forget their warm hands.
Ben onların resimlerini seviyorum.I like their pictures.