Ana içeriğe geç
Sözlük

onların ile cümle

onların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onların kararını etkileyen muhtemelen oydu.That was probably what influenced their decision.
Ondan sonra, ayrıldım ama onların evinde çantamı unuttuğumu fark ettim.After that, I left, but then I realized that I forgot my backpack at their house.
Onların iletişimi düşündüğümüzden çok daha karmaşık olabilir.Their communication may be much more complex than we thought.
Onların hepsi aynı mı?Are they all the same?
Onların ne düşündüğünü sormayın. Ne yaptığını sorun.Don't ask what they think. Ask what they do.
Gökyüzünde birçok yıldız var onların hepsini sayamam.There are so many stars in the sky, I can't count them all.
Sevinç gözyaşları onların yanaklarından aktı.Tears of joy rained down their cheeks.
Onların hepsi ona liderleri olarak saygı duyuyorlardı.They all looked up to him as their leader.
Şirket onların ücretlerini artırmayı reddettiğinde onlar greve gitti.When the company refused to increase their wages, they walked out.
Biz onların taleplerine boyun eğmemeliyiz.We must not give way to their demands.
Onların ricasına boyun eğmek zorunda kaldık.We had to yield to their request.
Bizim çıkarlarımız onlarınki ile çatışıyor.Our interests conflict with theirs.
Onların bir yangın başlatmak için planı polis tarafından keşfedildi.Their plot to start a fire was discovered by the police.
Onların sığırlarının hepsi şişman.Their cattle are all fat.
Evi inşa etmek onların iki yılını aldı.It took them two years to build the house.
Onların niçin konuşmaktan vazgeçtiklerini biliyor musun?Do you know why they stopped talking?
Sonuçta, onların ulaşım formu hiç kirlilik üretmez.After all, their form of transport produces no pollution at all.
Müzik için yetenek onların kanında akar.Talent for music runs in their blood.
Onların tüm yıl boyunca çok yağmuru var.They have much rain all the year round.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Onların hepsi aynı.They are all the same.
Onların hiçbirinden hoşlanmıyorum.I don't like any of them.
Ben onların hiçbirini sevmiyorum.I don't like any of them.
Onların hepsi asabi.They are all irritable.
Onların hepsi onun şarkısı tarafından büyülendi.They were all charmed by her song.
Beth'in, insanlar konuşurken onların sözünü kesme gibi güçlü alışkanlığı var.Beth has a strong habit of interrupting people while they are talking.
Onların ana dili Fransızca.French is their mother tongue.
Onların başka şarapları yok.They have no more wine.
Bill hariç onu onların hepsi yaptı.Except for Bill, they all made it.
Ekmek ve tereyağı onların normal kahvaltısıdır.Bread and butter is their usual breakfast.
Onların Yeni Zelanda'dadaki tüneller ile ilgili çok sayıda sorunları olduklarını duydum.I hear they have a lot of problems with the tunnels in New Zealand.
Her nedense onların Fransa'daki tatili beklentileri karşılamadı.For one reason or another their holiday in France didn't come up to expectations.
Onların önerisini niçin reddettiğini bana söyler misin?Would you tell me why you have refused their offer?
Tom, yüzünde tatsız bir ifade, onların kapılardan acele ile girişini izledi.Tom watched them hurry through the doors, a disagreeable expression on his face.
Tony onların isimlerini bilmiyordu.Tony did not know their names.
Görünüşe bakılırsa, onların eylemleri işe yaramadı.To all appearances, their actions haven't borne fruit.
Onların sadece küçük bir kızı vardı.Only one little daughter did they have.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
O onlarınki değil mi?Isn't that theirs?
Onların hepsi el yapımı şeylerdi.All of them were handmade things.
Yok, onların hepsi dışarıdalar.None, they are all outside.
Onların tarafında bir hataydı.It was a mistake on their part.
Onların hepsi satıldı.They were all sold out.
Onların hepsi filmi görmeye gitti.They've all gone to see the film.
Sorunla ilgili olarak, onların başka bir görüşü var.With regard to the problem, they have another opinion.
Bu batıl inanç onların arasında hala devam ediyor.This superstition still lingers on among them.
Onların o üniversitede çok iyi bir müfredatı var.They have a very good curriculum at that university.
Onların her ikisi de evcil hayvan mağazasında çalışıyor.They are both working at the pet store.
Onların cesur fikirleri olmalı.They should have bold ideas.
Onların arkasındaki adam piyano çalıyordu.The man behind them is playing the piano.
Oğlan onların kavgalarına son noktayı koydu.The boy at last put an end to their quarrels.
Bu deney için onların tam bir vakuma ihtiyacı var.For that experiment they need a complete vacuum.
Bu ayin onların dinlerinin bir parçasıdır.This rite is part of their religion.
John hariç, onların hepsi geldi.Except for John, they all arrived.
John ikisinin daha uzunu ve onların hepsinin en uzunu.John is the taller of the two, and the tallest of them all.
Bu işçileri işten çıkarma yerine, neden sadece onların saatlerini kesmiyoruz?Instead of laying off these workers, why don't we just cut their hours?
Onların elbiseleri çok büyük.Their dresses are too big.
Onların kekleri iyidir.Their cakes are good.
Bu onların çalışmaları hakkında bir denetim olarak hizmet verecek.This will serve as a check on their work.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod