Onların işi, şirketteki bilgisayarlara yeni yazılımları yüklemektir.Their job is to install new sotfwares on the company's computers.
Onların işi giysileri ütülemek.Their job is to iron clothes.
Onların işi ofisi paspas etmek.Their job is to mop the office.
Onların işi mağazayı kapatmak.Their job is to close the store.
Onların işi arabaları boyamak.Their job is to paint cars.
Onların dillerini yok olmaktan kurtarmak için yerli Amerikalılara yardım etmek istiyorum.I want to help Native Americans to save their languages from extinction.
Onların insan eti yedikleri doğru mu?Is it true that they eat human flesh?
Onların amaçlarının ne olduğunu biliyorum.I know what his aims are.
Onların çocuklarının tümü Malezya'da doğmuş.All of their children were born in Malaysia.
Onların kızı canavarları gördüğünü iddia ediyor.Their daughter claims to see monsters.
Sanırım onların oraya gitmesi gerekli.I think it is necessary for them to go there.
Onların davetini geri çevirmek sizin terbiyesizliğiniz.It is very impolite of you to decline their invitation.
Onların söylediği doğru.What they say is true.
Onların yeni romanı gelecek ay yayımlanacak.Their new novel will come out next month.
Onların doktora görünmesi gerek.It is necessary that they see a doctor.
Onların arabası bizimkine yakın park edilir.Their car is parked near ours.
Köpek onların.The dog is theirs.
Onların kim olduğunu biliyorum.I know who they are.
Onların kim olduğunu bilirsin.You know who they are.
Onların kim olduğunu bilir.He knows who they are.
Onların kim olduğunu biliriz.We know who they are.
Onların iki sözlüğü var.They have two dictionaries.
Buenos Aires onların en çok ziyaret ettiği şehirdir.Buenos Aires is the city they visit the most.
Onların paraya ihtiyacı var.They need the money.
Onların uzaklaşmasını istemiyorum.I don't want them to go away.
Onların işlerini yapmasına izin ver.Let them do their jobs.
Onların bana "dört göz" demelerinden nefret ediyorum.I hate that they call me "four-eyes".
Onların ikisi de güldü.They both laughed.
Tom onların lideri.Tom is their leader.
Onların kendi kültürleri var.They have their own culture.
Yandaki ev biraz gürültülü. Onların parti yapıp yapmadıklarını merak ediyorum.The house next door is a bit loud. I wonder if they're throwing a party.
Onların erkek kardeşlerinin ikisi de öğretmendir.Both their brothers are teachers.
Biz onların evine gitmeyeceğiz, onlar bizim eve geliyorlar.They're coming to our house. We aren't going to their house.
Onların yaptığı ilk kez değildi.It wasn't the first time they had done it.
Onların seçeneği yok.They have no choice.
Onların parası var mı?Do they have money?
Onların kellesini nerede vurdurdun?Where did you behead them?
Onların gözlerini nerede bağladın?Where did you blindfold them?
Nerede onların kokusunu aldın?Where did you smell them?
Herkes onların yaşlılıkları için hazırlandıklarına inanıyor.Everyone believes that they have prepared for their old age.
Onların suyunu nerede sıktın?Where did you wring them out?
Onların ne istediğini biliyor musun?Do you know what they want?
Onların ne düşündüğü kimin umurunda?Who cares what they think?
Onların başka ne yapmayı planladıklarını düşünüyorsun?What else do you think they're planning to do?
Onların dediğini yapmalı mıyım?Should I do what they say?
Onların da bir tane var.They have one too.
Ben onların seni işe koyduğunu görüyorum.I see they've put you to work.
Biz sadece onların istediğini onlara vermeliyiz.We should just give them what they're asking for.
O, onların dediği gibi, yürüyen bir ansiklopedi.He is, as they say, a walking encyclopedia.
Onların çok zamanı vardı.They've had plenty of time.
Onların hepsi Tom'dan korkuyor.They're all scared of Tom.
Şimdi muhtemelen onların hepsi öldü.They are probably all dead now.
Onların üçü sadece Tom'a baktı.The three of them all just looked at Tom.
Onların hepsini biriktirdin mi?Did you collect them all?
Onların tartışmasını yatıştırmak için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?What do you think is the best way to defuse their argument?
Onların istediğini asla istemeyeceksin.You'll never want what they want.
Onların hepsine sahibim.I've got them all.
Onların gözleri var ve bir şey görmüyorlar.They have eyes and see nothing.
Ben sadece onların evlendiklerine inanamıyorum.I just can't believe they're getting married.
Onların evli olduğunu sanmıyorum.I don't think they're married.