Ana içeriğe geç
Sözlük

onların ile cümle

onların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onların ikisini de görmek isterim.I'd like to see them both.
Onların hiç sakalları, saçı ve kaşları yoktu.They had no beards, no hair and no eyebrows.
Onların gelmeyeceğini düşündüm.I thought they wouldn't come.
Onların hepsi kötü olamaz.They can't all be bad.
Onların hepsi dolu olamaz.They can't all be full.
Onların Kanadalı olduğundan emin olamayız.We can't be certain they're Canadians.
Onların söylediğini duyamıyorum.I can't hear what they're saying.
Onların Tom'u öldürmesine izin veremeyiz.We can't let them kill Tom.
Onların ikisinin ne yaptığını göremiyorum ama onlar çok gürültü yapıyor.I can't see what the two of them are doing, but they are making a lot of noise.
Onların bana yaptıklarını düşünmeden edemiyorum.I can't stop thinking about what they did to me.
O onların duyarlı varlıklar olmadıklarını düşünüyor.He thinks that they are not sentient beings.
Onların tanıdık göründüğünü düşündüm.I thought they looked familiar.
Onların size bir iş teklif ettiğini düşündüm.I thought they offered you a job.
Onların beni işten çıkaracaklarını düşünüyordum.I thought they were going to put me out of business.
Onların gemisi hâlâ limanda.Their ship is still in port.
Onların samimi olduğunu umuyorum.I hope they're friendly.
Onların kim olduğunu bilmiyorum ama onlar samimi görünmüyor.I don't know who they are, but they don't look friendly.
Onların başı belada olduğunda arkadaşlarına yardım etmen gerekiyor.You're supposed to help your friends when they're in trouble.
Onların başı belada.They're in trouble.
Neden onların başının dertte olduğunu biliyorum.I know why they're in trouble.
Onların Ueno Hayvanat bahçesinde bir pandası var mı, unutuyorum.I forget, do they have a panda at the Ueno Zoo?
Ben ananas yemekten hoşlanmıyorum. Onların güçlü bir kokusu var.I don't like eating pineapples. They have a strong smell.
Onların benden bir şey sakladığını biliyorum.I know they're hiding something from me.
Onların parasını istemiyorum.I don't want their money.
Onların parasını istemem.I don't want their money.
Onların Tom'a zarar vermesini istemiyorum.I don't want them to hurt Tom.
Onların nerede olduğunu bilmek istiyorum.I want to know where they are.
Onların nerede olduklarını bilmek istiyorum.I want to know where they are.
Onların hepsiyle konuşmak istiyorum.I want to talk to all of them.
Onların senin arkadaşın olmalarını istiyorum.I want them to be your friends.
Onların bir tane isteyip istemediklerini sordun mu?Have you asked if they want one?
Onların her ikisi de bir şey söylemek istiyor.They both want to say something.
Onların kim olduğunu bana söylemek ister misin?Do you want to tell me who they are?
Onların hepsi ne olduğunu bilmek istiyor.They all want to know what happened.
Onların Tom'u nereye götürdüğünü bilmek istiyorum.I want to know where they've taken Tom.
Bu onların tam olarak yapmamızı istediği şey.That's exactly what they want us to do.
Onların hepsi Tom'un kitabı hakkında konuşmak istiyor.They all want to talk about Tom's book.
Onların parayı nereye sakladığını bilmek istiyorum.I want to know where they hid the money.
Onların hiçbirinin yaptığımız şeyi bilmesini istemiyorum.I don't want them all to know what we did.
Onların benden yararlanmasını istemiyorum.I don't want them to take advantage of me.
Yıldızlar büyüktür, çünkü onlar sıcaktır; onların yakıtı bittiğinde, onlar çökerler.Stars are big, because they're hot; when their fuel is exhausted, they collapse.
Onları burada istemiyorsanız onların gitmelerini isteyin.If you don't want them here, ask them to leave.
Onları burada istemiyorsanız, onların terk etmelerini isteyin.If you don't want them here, ask them to leave.
Onların hepsinin sana yardım etmek istediklerini biliyorum.I know they'll all want to help you.
Onların imzalamanı istediği bir rapor var.There's a paper they want you to sign.
Tom ve Mary onların yapmasını istediğin şeyi anlamıyor.Tom and Mary don't understand what you want them to do.
Bazen dualarımıza onların olmasını istediğimiz şekilde cevap verilmez.Sometimes our prayers aren't answered the way we want them to be.
Tom ve Mary John'un onların ne yapmasını istediğini anlıyor gibi görünmüyordu.Tom and Mary didn't seem to understand what John wanted them to do.
Onların hepsi mutlu.They are all happy.
Ben onların o kadar mutlu olmadığını tahmin ederim.I guess they really weren't all that happy.
Onların ne kadar meşgul olduğunu gördün, değil mi?You saw how busy they are, didn't you?
Onlar suçlandı ama bu onların hatası değildi.They got blamed, but it wasn't their fault.
Birini eleştirmeden önce onların ayakkabılarında bir mil yürümen gerekli.Before you criticize someone, you should walk a mile in their shoes.
Ben onların acılarını hissediyorum.I feel their pain.
Onların acısını hissediyorum.I feel their pain.
Belki onların bir şeyi var.Maybe they have something.
Onların tüm isimlerini hatırlayamıyorum.I can't recall all their names.
Onların bu şartları ve koşulları kabul edeceklerini sanmıyorum.I do not think they will accept these terms and conditions.
Kurbağalar sürüngen midir? Onların memeli olduğunu sanmıyorum.Are frogs reptiles? I don't expect them to be mammals.
Ona iki kek verdim ve sordum, "onların her ikisini de yiyecek misin?"I gave him two cakes and asked, "Are you going to eat them both?"
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod