Tom onların isimlerini bilmiyordu.Tom didn't know their names.
Onlar Tom'u onların lideri seçtiler.They chose Tom as their leader.
Hem Tom hem de Mary ceza evine giderse, onların çocuklarına kim bakacak?If both Tom and Mary go to prison, who'll take care of their children?
Siz arkadaşlar onların Tom'u pataklayacaklarını düşünmüyorsunuz, değil mi?You guys don't think they'd beat Tom up, do you?
Onların her ikisi de şüpheli.Both of them seem suspicious.
Onların sadece bir battaniyesi var.They have only one blanket.
Onların yardımına ihtiyacı var.They need your help.
Onların bir sürü öğrencisi var.They have many students.
Onların zaten üç tane kedisi var, başka birine ihtiyaçları yok.They already have three cats, they don't need another one.
Unutmamak için onların adını yazdı.She wrote down their name so as not to forget it.
Onların evinin ne kadar büyük olduğunu gördün mü?Did you see how big their house is?
Onların kedisini nerede buldun?Where did you find their cat?
Onların elmaları bizimki kadar lezzetli değil.Their apples aren't as tasty as ours.
Onların hepsi araba sürebilir.They all can drive.
Onların hepsi bunu yaptı.They all did it.
Onların bana ihanet edeceklerini bilmem gerekirdi.I should have known they would betray me.
Onların hepsi akraba.All of them are connected.
Onların bizi duyduğunu sanmıyorum.I don't think they heard us.
Onların sandığından daha zekiyiz.We're smarter than they think.
Onların performanslarından memnun kaldım.I'm pleased with their performance.
Onların doğal yırtıcı hayvanları yok.They have no natural predators.
Onların kazanmasını istiyordum.I wanted them to win.
Onların ne düşündüğünü biliyorum.I know what they are thinking.
Onun eserlerini onlarınkiyle karşılaştırmaya çalışalım.Let us try to compare his works with theirs.
Onların adaları neydi? Neden ilgileniyorsun?"What were their names?" "Why do you care?"
O onların tek çocuğu.He's their only child.
Onların iki gölgesi örtüşüyor.Their two shadows overlap.
Onların ayakları kirli.Their feet are dirty.
Bu, onların son filmi.It is their last movie.
Belki de onların ikisi de kesinlikle boşanmak istiyorlar.Maybe they both definitely want divorce.
Onların birbirlerini sevip sevmedikleri belirsiz.It's unclear if they love each other or not.
Onların artık birbirleriyle konuşmayacaklarından emin misin?Are you sure they won't talk to each other any more ?
Onların şarabı var.They have wine.
Onların evini seviyorum.I like their house.
Onların işi sığır beslemektir.Their job is to feed the cattle.
Onların işi arabaları yıkamaktır.Their job is to wash the cars.
Onların işi garajı temizlemektir.Their job is to clean the garage.
Onların işi sözlüğe örnekler eklemek.Their job is to add examples to the dictionary.
Onların işi başkana tavsiyede bulunmak.Their job is to advise the president.
Onların işi kitapları ciltlemek.Their job is to bind books.
Onların işi evler inşa etmek.Their job is to build houses.
Onların işi maaşları hesaplamak.Their job is to calculate salaries.
Onların işi müşterileri aramak.Their job is to call clients.
Onların işi yünü taramak.Their job is to card the wool.
Onların işi, güvenlik sistemini kontrol etmektir.Their job is to check the security system.
Onların işi odun kırmak.Their job is to chop the wood.
Onların işi bahçeyi temizlemek.Their job is to clear gardens.
Onların işi duvarları sıva ile örtmektir.Their job is to coat the walls with plaster.
Onların işi bilgisayarları ağa bağlamaktır.Their job is to connect the computers to the network.
Onların işi askerler için yemek pişirmek.Their job is to cook for the soldiers.
Onların işi makaleleri düzeltmek.Their job is to correct articles.
Onların işi sebzeleri kesmek.Their job is to cut the vegetables.
Onların işi odun kesmek.Their job is to cut up the wood.
Onların işi yeni yazılımları indirmektir.Their job is to download new softwares.
Onların işi planlar çizmek.Their job is to draw plans.
Onların işi limuzin kullanmaktır.Their job is to drive the limousines.
Onların işi mobilyanın tozunu almaktır.Their job is to dust the furniture.
Onların işi kurumuş ağaçları kesip devirmek.Their job is to fell the dead trees.
Onların işi patatesleri kızartmak.Their job is to fry the potatoes.
Onların işi çiçek yetişirmektir.Their job is to grow flowers.