Onların hepsi stratejilerinin bir parçası.It's all part of their strategy.
Ben onların siyasi konumunu paylaşıyorum.I share their political position.
Onların yaralarını gördüğümüzde şaşırmıştık.We were astonished when we saw their wounds.
Onların duvarına bak.Look on their wall.
Biz onların güvenliğini önemsemiyoruz.We care about their safety.
Onların uğradığını göreceksin.You will see them come by.
Ben onların kaba davranışlarına alınıyorum.I resent their rude attitude.
Onların kaba davranışı beni kızdırır.Their rude behavior makes me angry.
Onların işi bana iyi görünüyor.Their work seems good to me.
Onların Avrupa'da otoriteleri var.They have authority in Europe.
Onların pek çok arkadaşı var.They have many friends.
Onların ne düşündüğünü sorma. Onların ne yaptığını sor.Don't ask what they're thinking. Ask what they're doing.
Ben onların ikisi arasında yazı tura atmak zorunda kaldım.I had to toss up between two of them.
Onların anladığını sanmıyorum.I don't believe they understood.
Onların hepsi onun ölümünden bahsediyorlar.They're all talking about his death.
Bize onların hepsinin aile fotoğrafları gösterildi.We were shown all of their family photos.
"Biz onların düğününe davet edildik." "Öyle mi? Pekala, onlara ne alacaksınız?""We were invited to their wedding." "Is that so? Well, what are you going to get them?
Onlar onların yaptığı evleri kullanarak mesajı geçtiThey passed on their message using the houses they built.
Annem onların bir kız kardeşidir.My mother is a sister of theirs.
Onların her ikisi de aynı mı?Are they both the same?
Onlar tatildeyken onların komşuları köpeğe baktılar.While they were away on vacation, their neighbors looked after the dog.
Onların sizi aldatmasına izin vermeyin.Don't let them fool you.
Onların hepsi harika fikirler.Those are all great ideas.
Onların kürkleri üzerinde yüzlerce kene vardı.There were hundreds of ticks in its fur.
Onların yolculuğu tren nedeniyle ertelendi.Their journey was delayed because of the train.
Onların sonuçlarını aldıktan sonra herkesin cesareti kırıldı.Everyone were discouraged after they got their results.
Bu arada ben son üyeleri, ne de onların yeni şarkılarını biliyorum.Among other things, I don't know the recent members, nor their new songs at all.
Onların ayda uzaylılara ait bir nesne bulduklarını duydum.I heard they found an alien artifact on the moon.
Bazı yumurtalar çürük değildi ama onların geriye kalanı çürüktü.Some eggs weren't rotten, but the rest of them were.
Onların hepsi gülmekten patladılar.They all burst out laughing.
Onların ünlü olup olmadığı umurumda değil.I don't care if they're famous.
Onların üçünün arasında, Ken en hızlı koşar.Among the three of them, Ken runs the fastest.
Onların ikisinin arasında, Ken daha uzundur.Between the two of them, Ken is taller.
Onların neden bu kadar mutlu olduklarını bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me why are they so glad?
Onların hepsini seviyorum.I like them all.
Onların kızı hemşire.Their daughter is a nurse.
Onların güçlü bir askeri cephanelikleri var.They have a powerful military arsenal.
Onların yarısından daha az sağ kalanı ile beş yüz asker şehre gönderildi.Five hundred soldiers were sent to the city, with less than half of them surviving.
Beş yüz asker kente gönderildi ve onların yarısından daha azı hayatta kaldı.Five hundred soldiers were sent to the city, and less than half of them survived.
Onların komşularıyla arası iyi.They're on good terms with their neighbors.
Zamanlar değişti ve biz onların içinde değiştik.The times are changed and we are changed in them.
Onların yaşam biçimi bizimkinden farklı.Their lifestyle is different from ours.
Onların ne kadar uzun olduğuna bak.Look at how long they are!
Onların çoğu üniversite öğrencileriydi.Most of them were college students.
Onların kaynakları yok.They don't have resources.
Aşırı yüksek sesli müzik onların sohbetini böldü.Extremely loud music interrupted their conversation.
Web sitelerinin popülerliği onların içeriğine bağlıdır.The popularity of websites depends on their content.
Biz onların kafalarını kesiyoruz.We're chopping off their head.
Onların konuşması Fransızca olduğu için bir kelime anlamadım.Since their conversation was in French, I couldn't understand a word.
Bu, onların arabayı çaldığını söylediği kişi.This is the person they say stole the car.
Tom onların kirli işini yapmak istemedi.Tom didn't want to do their dirty work.
Bu onların daha iyi şarkılarından biri.It's one of their better songs.
Polis, onların çantalarını kontrol ediyor.The police are checking their bags.
Onların atı var.They have the horse.
Onların fonu bitti.They are out of funds.
Onların büyük olasılıkla önümüzdeki hafta geleceklerini düşünüyorum.I think it's very likely that they'll arrive next week.
Onların hepsini yakalamalıyım.Gotta catch them all.
Onların hepsi Tom'u takip ediyor.They're all chasing Tom.
Onların ne düşündüklerini anlayamıyorum.I can't understand what they were thinking.
Onların bir TV'si var.They do have a TV.