Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım.(Remember that I am one of you) and have lived a whole life with you before (its revelation).
Ve siz ondan yakayı kurtaramayacaksınız."You cannot invalidate it."
Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.This was so that We may avert both evil and lechery from him, for he was one of Our chosen devotees.
Rabbi onun duasını kabul etti de kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı.His Lord heard his prayer, and averted the women's wiles from him.
Ondan sapan da var. Allah dileseydi, sizi toptan hidayete erdirirdi.If He willed He could guide you all to the right way.
Sana Zülkarneyn'den de sorarlar: De ki: "Size ondan bir hatıra okuyacağım."They ask you about Dhu'l-Qarnain.
Olabilir ki, ondan size bir kor parçası getiririm, yahut onun üzerinde bir kılavuz bulurum."I may haply be able to bring an ember from it, or find direction by the fire."
Kim ondan yüz çevirirse, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
"Zikir/Kur'an bana geldikten sonra, o saptırdı beni ondan.He led me astray from the Warning after it had come to me.
Ondan size bir haber getireceğim, yahut parlak bir kor getireceğim ki ateş yakıp ısınabilesiniz."I shall bring you news from it, or bring an ember that you may warm yourselves."
Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar.In fact they are in doubt about it.
Bir de baktı ki, dün ondan yardım isteyen adam yine onu yardıma çağırıyor.Just then he who had asked him for help the day before called out for help (again).
Belki ondan size bir haber getiririm, belki bir ateş koru getiririm de ısınırsınız."I may haply bring some news from there, or an ember that you may warm yourselves."
Ondan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler.Those to whom We gave the Book before this do believe in it;
Biz, ondan önce de müslümanlardık."We had committed ourselves before it came."
Onda hurmalardan, üzümlerden bahçeler oluşturduk, ondan pınarlar fışkırttık;We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
Gündüzü ondan soyup alırız da onlar karanlığa gömülüverirler.We strip off the day from it and they are left in darkness,
Çünkü Rablerinin ayetlerinden kendilerine bir ayet gelince, ondan mutlaka yüz çevirmişlerdir.None of the signs of their Lord ever comes to them but they turn away from it.
O size, o yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.Who gave you fire from a green tree, with which you ignite the flame."
Sersemletme/baş ağrısı yok onda. Sarhoş da olmazlar ondan.Neither dulling the senses nor intoxicating,
Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.They will eat and fill their bellies with it,
Bunun üzerine ondan gerisin geri kaçtılar.But they turned their backs on him and went away.
Biz de ondan o günahı affettik.So We forgave him.
"Yüz çevirip duruyorsunuz ondan."To which you pay no heed.
İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım!He said: "I am better than he.
Ama ondan yüz çevirdiler ve şöyle dediler: "Eğitilmiş bir mecnun!"But they turned away from him, and said: "He is well-instructed, (but) possessed."
İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.Until a space of two bow (arcs) or even less remained,
Ne başları döner ondan ne de akılları karışır.Unheady, uninebriating;
Karınları dolduracaklar ondan,Fill your bellies with it,
Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi görüyorsunuz?Or have you a Book in which you read
Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.We would have seized him by his right hand,
Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.Then cut off his aorta,
Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur.If good comes to him he holds back his hand,
Ki ondan geniş yollar edinip de yürüyesiniz."So that you may walk upon its spacious paths.'
Nihayet ondan iki çifti, erkeği ve dişiyi vücuda getirdi.And assigned it sexes, male and female.
Bir kaynak ki, Allah'ın kulları ondan içerler ve onu fışkırtarak akıtırlar.From a spring of which the votaries of God will drink and make it flow in abundance.
Ondan suyunu, otlağını çıkardı.He brought out its water and its pastures from it,
Sen sadece, ondan korkanları uyaransın.Your duty is only to warn him who fears it.
Onlar ondan, görülmeyecek şekilde uzaklaşmış değillerdir.And will not be removed from it.
Bir kaynak ki, iyice yaklaştırılmış olanlar içerler ondan.A fountain from which only they who are honoured drink.
İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.Only the wretch will turn aside,
İyice sakınan da ondan uzak tutulur.But save him who fears
Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi.The only exception will be those who scoop up a palmful of water with their hands."
Halbuki Tevrat ve İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?The Torah and the Gospel were sent down after him: Do you not understand?
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir.Muhammad is only a messenger; and many a messenger has gone before him.
İşte onların yeri cehennemdir; ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.For such the abode is only Hell from which they will find no escape.
De ki: Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarır.Say: "God delivers you from this and every calamity.
(İblis): Ben ondan daha üstünüm."I am better than him," said he.
Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur."O you people," he said, "worship God, for you have no other god but He.
Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür.There is no god but He, the giver of life and death.
Allah'a kulluk edin! Sizin için ondan başka tanrı yoktur.He said: "O my people, worship God; you have no other god but He.
Kadınlar, Haşa! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler."God preserve us," they said; "we know no evil against him."
Ondan ümitlerini kesince, (meseleyi) gizli görüşmek üzere ayrılıp (bir kenara) çekildiler.When they despaired of (persuading) him, they went aside to confer.
Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.Verily the ear, the eye, the heart, each will be questioned.
Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.They ask you about Dhu'l-Qarnain.
Belki ondan size bir meş'ale getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum, demişti.I may haply be able to bring an ember from it, or find direction by the fire."
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı.He led me astray from the Warning after it had come to me.
Kendilerine, o çok esirgeyici Allah'tan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.Never does a new reminder come to them from Ar-Rahman but they turn away from it.
Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi.The man who belonged to his community appealed for help against the one who belonged to the enemies.