Ve sonra, daha ziyade onaylamayan bir not, Vahiy Kitabı'nda, Hristiyan İncil'nde şöyle der,And then, on a more rather -- condemning note, in Revelation, in the Christian Bible it says,
Buz üzerindeki kanın ölümün işareti olmadığı ancak onlar için hayatın onaylanması olan insanlar.A people for whom blood on ice is not a sign of death, but an affirmation of life.
Bay Choi, onay monitör hoparlör.Mr. Choi, check the monitor speaker.
Kanıtı olarak test sonucu ile biz beyin gibi Hwang Ho-jin ölü onaylayın.With the test results as proof, we confirm Hwang Ho-jin as brain dead.
Ekselanslarının saraya girişi resmi olarak onaylandı.I heard that the princess is officially accepting her title.
Bu yüzden umarım artık bir şeyleri onaylarken sağduyulu olursunuz.So, in the future when you want to check something, make sure you think twice before you do it.
Delta onay verince...This is actual intel confirmed by three sources.
Boşver. 63 onayla. Cılızlar her taraftan geliyor.Go.
Dengede olmadığını onaylayalım.Let's confirm that it's not balanced.
Onay vermeyen iki ülke vardı, şimdi sadece bir tane kaldı.The only two countries that didn't ratify -- and now there's only one. Australia had an election.
Bütün yayınlarım onaya sunuldu.All my publications were submitted.
Okullarımıza ilk başladığımızda aileler katılımlarını onaylamak için parmak izi basıyorlardı.When we started our school the parents would give thumbprints in the attendance register.
Başı ile onaylayanları görebiliyorum.I see some nodding heads there.
Ve onaylanmış oyların yüzde 390'ı o kadar da kötü değil.And so, you know, 390 percent approval rating ain't so bad.
Babanla konuţtuk, Daniel'ýn davranýţýný onaylamadýđýmýzý söyledik.Weve talked to your father, weve told him that we do not approve of Daniels behaviour.
Ama belki eţin onaylamaz.But then again, maybe your husband wouldnt approve.
Testleri nasıl geçtiklerini bilmiyorum. NASA ONAYLADIPersonally, I don't know how they survived the tests.
Bu sayede denediğiniz giysi için onay alabilir ya da almayabilirsiniz.So you can try to get approval, or not, for whatever you're wearing.
Bir minibüs istedi, onaylanmış olanlardanHe wanted a van, and the senior approved.
İfade yüklü alanlar, sadece, bildiklerimizi onaylayan alanlar değildir.Expressive spaces are not spaces that simply confirm what we already know.
Aslında iki kurum tarafından onaylanması gerekti.It had to be approved by actually two agencies.
Görünüşün, zekan iyi olmasa da sen benim onayladığım ilk kızsın.Looks, brains, and background may not be much, but you're the first girl I've approved of.
Ya da, yani, tekrarlıyorum, onaylayıcı.Again, validation.
Di mi? Ve şimdi artık senin kendi görü'n bunu senin için onaylayacak.And, now your own seeing will confirm it for yourself.
1996 senesinde, FDA yeni bir boğmaca aşısı onayladı.By 1996, the FDA approved a new whooping cough vaccine.
Onayladılar ve şimdi App Store'da bana ait uygulamalar var.They agreed, and now I have apps on the App Store.
O zaman, altyazıların harika olduğunu onaylamak için, "kontrolden geçir" düğmesi olurdu.Well, it might just be a "add thumbs up" to say these captions or subtitles look great.
-- cinsel yaşamımızı onaylamaması gibi şeylerden... (Kahkahalar)(Laughter)
Herkesin başıyla onayladığını görüyorum. çünkü hepimiz bunun doğru olduğunu biliyoruz.And everyone's nodding, because we all know this to be true.
O kadar acilse, neden ben gelmeden onaylamadınız?If you were so anxious, why didn't you sign it?
Sırtlarına vurup onaylıyorlar.They pat themselves on the back.
Sen gruplama yöntemiyle bir çözüme sahipsin fakat, bu, onaylayabilmek için hızlandırıcı bir şey.You could have also solved it by grouping, but this might be a quicker thing to recognize.
Başını onaylar gibi salladı.And he kind of nodded, you know?
Sanki iki kişi "Şimdi bunu yapalım" dedi, şirket de bunu onayladı.It was two persons saying, "Let's do this," and the company said, "Yes."
Ama geçen yıl, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı eşcinsel evliliği onaylar hale geldi.And last year, the president of the United States came out in favor of gay marriage.
Fakat Fransa'da olan biteni onaylamadığını söyleyen bir bildirge.But it's a declaration that they do not approve of what's going on in France.
(başıyla onaylar) Bu ne demek şimdi?(nod yes) What does that mean?
Aptal olduğu onaylandı.She's recognized a dummy!
Yoksulluk, ama benim irade onayları Apothecary.APOTHECARY My poverty, but not my will consents.
Akranlarımızın onayını arzulamaktayızdır.We crave the approval of our peers.
Onay yani elektrik ve hava bağlantıları makine yapılmıştırCheck that electrical and air connections have been made to the machine
Ve bu emniyet kemeri rahatlıkla, bir araç koltuğu gibi onaydan geçecekti.And this seatbelt would have passed with flying colors into being approved as a car seat.
Onlara sen onay verdin.You signed for them.
Prenses'in anılarını bizzat onayladım. Prensesin anılarında sorun yok.I already verified the princess' memories, and there wasn't any problem at all.
Karar onaylanmıştır.Our decision has been made.
Asla insanlarla onların onayını almak için konuşmayınYou never talk to people to win approval.
Tevazuyla ve onayınız için size "Cloudburst'ü" sunuyoruz.So with deep humility, and for your approval, we present "Cloudburst."
Ama siz de, Martin Luther King'in yaptıklarını onaylamıyordunuz.But you didn't endorse what Martin Luther King was doing yourself.
Bir onay işareti olduğunu. Ve devam etti, dedi otuz sekiz artı yedi, bu28+7=35 which is the one that we just did.
Bazılarınızın olayı ele alış şeklimi onaylamadığını da biliyorum.I also know that some of you may disagree with of how I've... handled this matter thus far.
Bu, onun varoluşunu ve önemini onaylar.That confirms its existence and its importance.
Ve, biliyor musunuz, o ilaç onaylandı.And so, what do you know, that drug was approved.
Ve bir onaylama işareti yaptı.And he made a checkmark.
Benim için bu onaylanmış bir agile mucizesiydi.To me that is a certified agile miracle.
Yatırımcılarınız bunu hala onaylıyor mu?Do your investors still agree?
Ve odul onaylanabilir olmali, boylelikle bu yanlizca fikirler hakkinda olmamaliAnd the prize has to be a verifiable thing, so it's not about just ideas.
Amerikan Kanser Birliği, hükümet onaylı, fakat sadece hastalar hastanın ne istediğini biliyor.Government-approved, American Cancer Society, but patients know what patients want to know.
"Ben Sayın Byng bu gibi bir onay uygun alıyorum.""I'm getting a check suit like that one of Mr. Byng's."
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.When it's tapped, the affirmation of being alive, it reaches you almost to a cellular level.
Bu Katolik klisesinin onayladığı tek doğum kontrol yöntemidir. Igbo dilini pek iyi bilmiyordu.But her Igbo wasn't too good.