Bırakalım ölüler boşu boşuna ölmüş olsunlar.Syftet var att inte få de döda att återvända till de levande.
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.Вона залишається одна на острові.
Dünya'daki bütün Müslümanlar, nerede olurlarsa olsunlar, namazlarını Kâbe'ye dönerek kılarlar.Pro zvony byla postavena zvonice na pozemku (na kopci) pana Nebroje.
Bırakalım ölüler boşu boşuna ölmüş olsunlar.Pentru cei decedați, oscii practicau înhumarea.
Yahudiler, her nerede olurlarsa olsunlar, şehrin yeniden kurulması için dua ettiler."El i-a chemat pe evrei și le-a permis să se restabilească în oraș.
İnsanlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, her zaman daha fazlasını isterler.Nu contează cât de bogați sunt unii oameni, ei doresc întotdeauna mai mult.
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.A két gyerek egyedül maradt a szigeten.
Bırakın olsunlar -iyi ya da kötü.Ezeket mi ítéljük meg jónak vagy rossznak.
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.Vain kaksi perhettä jäi saarelle.
Yahudiler, her nerede olurlarsa olsunlar, şehrin yeniden kurulması için dua ettiler."Umat Yahudi di seluruh dunia berdoa menghadap ke arah batu ini.
Bırakın olsunlar -iyi ya da kötü.Nguyệt kế (kể tháng), để xem lành hay dữ.
Bırakalım ölüler boşu boşuna ölmüş olsunlar.生者は死者のため煩わさるべからず。
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.なお、残りの二匹は島に残ることになった。
Mümin evlatlarımız onlara itaat ederek yardımcı olsunlar.^ 領主の信仰に領民が従うこと。
Yahudiler, her nerede olurlarsa olsunlar, şehrin yeniden kurulması için dua ettiler."猶太人,不管他們在哪裡,都祈禱該城的歸還。
Bırakın olsunlar -iyi ya da kötü.他们或善良或邪恶。
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.מתוכן שתיים היו על האי עצמו.
Bırakalım ölüler boşu boşuna ölmüş olsunlar.אסור להיטמאות למתים ככהן גדול.
Bırakın olsunlar -iyi ya da kötü.Pojem je opredeljeval kot dobre ali slabe, ter dobre ali zle.
Bırakalım ölüler boşu boşuna ölmüş olsunlar.Mirusiuosius laidojo nedegintus.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.(57:8) Да исчезнут, как вода протекающая; когда напрягут стрелы, пусть они будут как переломленные.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.(58:8) Qu`ils se dissipent comme des eaux qui s`écoulent! Qu`ils ne lancent que des traits émoussés!
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Biarlah mereka lenyap seperti air yang menguap, seperti anak panah yang sudah tumpul
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Bože, povyvaľuj ich zuby v ich ústach, vylám tie črenové zuby mladých ľvov, ó, Hospodine!
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Escúrranse como aguas que se pierden; que cuando apunten con sus flechas, éstas queden despuntadas
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Gud, krossa tänderna i deras mun; bryt ut, o HERRE, de unga lejonens kindtänder.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Gud, slå deres tenner inn i deres munn, knus de unge løvers kinntenner, Herre!
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Isten, rontsd meg az õ fogaikat az õ szájokban; az oroszlánoknak zápfogait törd össze, Uram!
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Jumala, särje hampaat heidän suustansa, Herra, murra nuorten jalopeurain raateluhampaat.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.저희로 급히 흐르는 물같이 사라지게 하시며 겨누는 살이 꺾임 같게 하시며
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.lad dem svinde som Vand, der synker, visne som nedtrampet Græs.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Nguyện chúng nó tan ra như nước chảy! Khi người nhắm tên mình, nguyện tên đó dường như bị chặc đi!
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Nguyện chúng_nó tan ra như nước chảy ! Khi người nhắm tên mình , nguyện tên đó dường_như bị chặc đi !
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.O Boże! pokruszże zęby ich w ustach ich; połam, Panie! lwiąt trzonowe zęby.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Ó Bože, potři jim zuby v ústech jejich, střenovní zuby lvíčat těch polámej, Hospodine.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Sie werden zergehen wie Wasser, das dahinfließt. Sie zielen mit ihren Pfeilen; aber dieselben zerbrechen.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Spezzagli, o Dio, i denti nella bocca, rompi, o Signore, le mascelle dei leoni
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Sumam-se como águas que se escoam; sejam pisados e murcham como a relva macia.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Ας διαλυθωσιν ως υδωρ και ας ρευσωσι θελει εκπεμψει τα βελη αυτου, εωσου εξολοθρευθωσιν.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Нека се излеят като води що оттичат; Когато прицелва стрелите си, нека бъдат като разсечени.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.ימאסו כמו מים יתהלכו למו ידרך חצו כמו יתמללו׃
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.ليذوبوا كالماء ليذهبوا. اذا فوّق سهامه فلتنب.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.願 他 們 消 滅 如 急 流 的 水 一 般 . 他 們 瞅 準 射 箭 的 時 候 、 願 箭 頭 彷 彿 砍 斷
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.願他們消滅 如 急流 的 水 一般 . 他 們瞅準 射箭 的 時候 、 願箭頭彷彿 砍斷
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.A já slávu, kterouž jsi mi dal, dal jsem jim, aby byli jedno, jakož i my jedno jsme.
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.A ja tę chwałę, którąś mi dał, dałem im, aby byli jedno, jako my jedno jesteśmy;
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.A slávu, ktorú si mi dal, dal som ja im, aby boli jedno, jako sme my jedno,
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Con đã ban cho họ sự vinh hiển mà Cha đã ban cho Con, để hiệp làm một cũng như chúng ta vẫn là một:
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Con đã ban cho họ sự vinh_hiển mà Cha đã ban cho Con , để hiệp làm một cũng_như chúng_ta vẫn là một :
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.E eu lhes dei a glória que a mim me deste, para que sejam um, como nós somos um;
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.E la gloria che tu hai dato a me, io l'ho data a loro, perché siano come noi una cosa sola
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.És én azt a dicsõséget, a melyet nékem adtál, õ nékik adtam, hogy egyek legyenek, a miképen mi egy vagyunk:
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Eu le-am dat slava, pe care Mi-ai dat -o Tu, pentruca ei să fie una, cum şi noi sîntem una, -
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Ik heb hun dezelfde eer gegeven als U Mij gegeven hebt, om hen zo één te laten zijn als U en Ik.
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.In jaz sem slavo, ki si jo meni dal, dal njim, da bodo eno, kakor smo mi eno.
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Je leur ai donné la gloire que tu m`as donnée, afin qu`ils soient un comme nous sommes un, -
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.내게 주신 영광을 내가 저희에게 주었사오니 이는 우리가 하나가 된것 같이 저희도 하나가 되게 하려 함이니이다
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Och den härlighet som du har givit mig, den har jag givit åt dem, för att de skola vara ett, såsom vi äro ett
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Og den Herlighed, som du har givet mig, har jeg givet dem, for at de skulle være eet, ligesom vi ere eet,
Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.Og den herlighet som du har gitt mig, den har jeg gitt dem, forat de skal være ett, likesom vi er ett,