olmamış ile cümle
olmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu eserden Batı Avrupa matematikçileri hiç haberdar olmamışlardır.על הקוסמים הכחולים לא נודע דבר במערב.
Anı kurtarımı yapılan kişiye gerçekte olmamış bir deneyimin sürekli olarak yaşandığı söylenir.הוא מבטיח שמה שקרה לעמנו לעולם, לעולם לא יישכח.
Bölgeyi geri alma girişimleri başarılı olmamıştır.מאמציה לקבל את המלון חזרה לא צלחו.
Aralarında bir evlilik olmamıştır.אלא שאין כאן חתונה.
Böyle olmamış olsa bile yıldızına Dünya'nın Güneş'e olduğundan daha yakındır.גם כאשר הכוכב יהיה בשיא קרבתו לשמש הוא עדיין לא יהיה הכוכב הקרוב ביותר לשמש.
Rahofça, tarihî dönemlerde ön plana çıkan bir yerleşke olmamıştır.ים אינה מתחילה פרויקט כשבראשה סיפור מחייב.
Evlenmiş, ama çocuğu olmamıştır.הוא התחתן, אך נותר ללא ילדים.
Kendisinin evladı olmamıştır, kız kardeşinden yeğenleri vardır.יש לו אחיינית יפה, אבל לא אחיינים ישירים.
Sanıldığı gibi Şıhman Köyü hiçbir zaman belde ya da nahiye konumunda olmamıştır.למרות זאת, ככל הנראה השבט שלעיל מעולם לא התיישב באזור ורמיה.
Aslında hiçbir gücü olmamıştır.למעשה אין לי כישורים.
Derrida'nın etkinliği yalnızca felsefeyle sınırlı olmamıştı.הצלחתו של מרפי לא הייתה מוגבלת למסך בלבד.
Asıl eşinden oğlu olmamıştır.היא הייתה בתם הבכורה.
Derginin yayın kadrosunda önemli bir değişiklik olmamıştır.למגזין לא הייתה תפוצה גדולה.
Saldırı sona erdiğinde, Dresden tamamen yerle bir olmamıştı.כאשר החלה הבהלה לזהב, קליפורניה הייתה למעשה מקום ללא חוק.
ABD ise müdahil olmamıştır.למרות זאת, אף אחד בתוך ארצות הברית לא היה מוכן להעסיקה.
Ancak 2008 seçimlerinde aday olmamıştır.ובשנת 2008, נמנעה מהצבעה.
Bundan daha uygun bir zaman olmamıştır.אין בהיסטוריה שלנו רגע מתאים יותר.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.За щастие няма пострадали хора, но са нанесени материални щети.
Ancak bu siyaset başarılı olmamıştır.Въпреки това, тази политика не е успешна.
15 Temmuz 1922), çocuğu olmamıştır.27 декември 1533) той няма деца.
Çok istediği halde bir erkek çocuğu olmamıştır.Няма деца въпреки силното си желание за такива.
Erkekler olmadığından nüfus artışı fazla olmamıştır.Ще го направим, защото няма по-голяма сила от народа!
Ancak bunların hepsini aynı anda kullanmak mümkün olmamıştır.Не всички от тях съществували по едно и също време.
Her iki evliliğinden de çocuğu olmamıştır.От двата брака той няма деца.
Sonradan ısırılarak vampir olmamıştır.İlk ve bilinen en güçlü vampirdir.Той е не само вампир, той е най-древния вампир.
Köyde hiçbir adli olay olmamıştır.В селото няма редовни събития.
Orta çağda, bu zenaatte daha fazla bir ilerleme olmamıştır.През средновековието стената не е обновявана.
Burton hiçbir zaman ebeveynlerine yakın olmamıştı.Луи никога не е бил близък с баща си.
Buna rağmen fazla nüfus kaybı olmamıştır.Въпреки това не съм изгубила още надежда.
III. Mihail ile karısı Eudokia Dekapolitissa'nın hiç çocukları olmamıştır.От втората си съпруга Даница Трипкович няма деца.
Fakat bu gelişme karşılıksız olmamıştır.Но моята любов това не намали!
İntikam asla basit olmamıştır. ^ sayfasıAbussus abussum invocat. – Бедите никога не идват сами.
Savaşta herhangi bir çatışma olmamıştır.Няма останала борбеност у мен.
Boehm mekanizması fagotta başarılı olmamıştır.Двигателят на Стърлинг не може да започне незабавно работа.
Kolejin eski mezunları ve bazı öğrencileri bu karardan memnun olmamıştır.Част от колежите и университетите не изискват този изпит.
Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.Действията му обаче не са били достатъчни да отменят резултата.
Aslında hiçbir gücü olmamıştır.Не притежава реална власт.
Evlenmiş, ama çocuğu olmamıştır.Женен е, но няма деца.
Bugüne kadar bu ödülü kazanabilen kimse olmamıştır.Нито един артист преди нея не е печелил досега повече от една награда.
Değişen yalnızca grubun ismi olmamıştı.Името на групата не е случайно избрано.
Kendisinin evladı olmamıştır, kız kardeşinden yeğenleri vardır.Те нямат деца и е наследен от своя племенник Фердинанд I (осиновен).
Yine de gazetesinin ömrü, yayımladığı fikirleri nedeniyle uzun olmamıştır.И пак, заради своите идеи, вестника е нямал дълъг публицистичен живот.
"Daha önce hiçbir yönetmenle bu kadar yakın olmamıştım."Mislim da se nikad nisam osjećao prirodnije u suradnji s redateljem.
Aciliyet hissi bütün Greenwich Village çapında, ayaklanmalara şahit olmamış insanlara bile yayılmıştı.Duh promjena širio se Greenwich Villageom, čak i kod ljudi koji nisu svjedočili nemirima.
Hiçbir siyasi partiye üye olmamıştır.Nikada bio član bilo koje političke stranke.
Hayatı boyunca köleliğe karşı çıkmış ve hiçbir zaman köle sahibi olmamıştır.Adams je bio snažan protivnik robovlasništva i nikada u svom vlasništvu nije imao robove.
Aslında hiçbir zaman asker olmamıştır!Nisam čak nikad služio vojsku.
Evlenmiş, ama çocuğu olmamıştır.Oženjen je, ali bez djece.
Bir daha onun kadar güzeli olmamıştır.Nikada prije nije vidio tako lijepu ženu.
Ancak bu mevkiye bundan sonra yerleşen olmamıştır.Nakon toga o zgradi više nitko nije skrbio.
Bu evlilikten çocukları olmamıştır.U tom braku nije bilo djece.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Eksplozije su uzrokovale materijalnu štetu, ali nije bilo ljudskih žrtava.
Bu değişiklikleri censura olduğu dönemde gerçekleştirmişti ancak kalıcı olmamışlardır.Iako su joj prijetili uhićenjem, to se nije dogodilo.
Bu olaylar olurken ise aralarında hiçbir romantik ilişki olmamıştır.Tijekom bijega između njih se dogodi romantična veza.
2007 Formula 1 sezonu'nda pist yarışa dahil olmamıştır.Manor Racing se neće natjecati ove sezone u Formuli 1.
Azer Bülbül bir kez evlenip ayrılmış, çocuğu olmamıştır.Bio je jedanput oženjen i rastavljen, nije imao djece.
Rakka şehri ilk başlarda güçlü bir muhalif merkezi olmamıştır.Capelle je u početku bio protivnik neograničenog podmorničkog ratovanja.
Kallus, organize olmamış parankinma hücrelerinin kitlesel yapısıdır.Zbir je ustrojstvena ustanova Ustaškog pokreta.
Ama bu sınırlamalar şehir merkezinde gökdelenlerin inşa edilmesine engel olmamıştır.Aktualni propisi zabranjuju izgradnju visokih zgrada u centru.
Aralarında bir evlilik olmamıştır.S manželstvom však ani jeden z nich nesúhlasil.