Ana içeriğe geç
Sözlük

olgun ile cümle

olgun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her olgunun bir hikayesi vardır.Każdy z nich ma swoją historię.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Anglia jest pewna że każdy człowiek wypełni swój obowiązek.).
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Owocniki dojrzewają jesienią.
İlk ürünler Mayıs ayının ikinci ya da üçüncü haftalarında olgunlaşır.Dojrzewa bardzo wcześnie, w drugiej lub trzeciej dekadzie sierpnia.
Sonbaharda olgunlaşır.Dojrzewa jesienią.
Sasuke daha büyüyüp olgunlaşmış ve çok daha güçlü olmuştur.Ten Gauguina jest bardziej wystudiowany, daleko bardziej zaawansowany.
Bu oranlar, üzümün olgunluğuna, sağlamlığına ve hava şartlarına göre değişiklik gösterebilir.Jej zachowanie zmienia się razem z miejscem i ludźmi, wśród których się znajduje.
Bu çalışmalar, Rafael'in sanatsal olgunluğunun başlangıcını işaret eder.Obraz powstał w pierwszych latach działalności artystycznej Rafaela.
Palamutları bir yılda olgunlaşır.Dojrzewają w ciągu jednego roku.
Etli, olgun meyvelerin içinden çıkarılan çekirdekler birkaç gün muz yaprağında mayalandırılır.Dojrzałe banany mogą być przechowane w domowej chłodziarce przez kilka dni.
Ayrıca telitromisin olgunlaşmamış 50S ve 30S ribozomal alt birimlerin birleşmesini inhibe eder.Uniemożliwia on łączenie jednostek 30S i 50S rybosomów.
Ağustosta olgunlaşır.Kwitnie w sierpniu.
Vintage şarapları ise en az 20 sene fıçıda olgunlaşmak zorundadır.Wina czerwone muszą być starzone w beczkach przynajmniej 18 miesięcy.
Çevresindeki dünyanın daha çok farkına varmaya ve bir şair olarak olgunlaşmaya başladı.Sam otaczający człowieka świat miał się zmienić w poemat.
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.W tym czasie bohaterka przeżywa liczne trudności, związane z wejściem w dorosłość.
Bunun sonucu olarak geçmişteki bir olgunun gelecekte birebir tekrarlanmayacağı düşünülür.Nie jesteś pewien, czy coś takiego może jeszcze kiedykolwiek wydarzyć się w twoim życiu.
Bu çalışmalar, onun olgunluk dönemine ait eserleri üzerinde etkili olacaktır.Taka ocena była zapewne przyczyną zachowania jego dzieł do naszych czasów.
Bu yapıtlar şairin romantik duyarlılığını olgunlaştırmıştır.Wszystkie te cechy stały się inspiracją dla poetyki romantyzmu.
Olgunun yapısı işlerin durumlarının yapılarından oluşur.Sytuacja rodzinna odzwierciedla się w jego utworach.
Çünkü olgunlaşma döneminde böcekler incir meyvelerini tercih etmektedir.W przypadku gór mornele preferują płaskowyże z krótką roślinnością.
Yaşadıkları her acı deneyim onları biraz daha olgunlaştırır.Przeżywane przez nią cierpienie czyni ją mu jeszcze bliższą.
Gövdesi yaşlandıkça olgunlaşır.W miarę starzenia się komórki rośnie.
Yüksek sıcaklıklarda olgunlaşır.Tworzy się w wysokich temperaturach.
3. yılında olgunluğa ulaşıyorlar.Dojrzewają w trzecim roku.
Palamutlar acıdır ve 6 ayda olgunlaşır.Po tym czasie palma rośnie niewiarygodnie szybko, w ciągu 6 miesięcy osiąga ok.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Konflikt zwiększa zdolności adaptacyjne danego systemu społecznego.
Yusufeli ilçesi, Yaylalar Köyünün Olgunlar Mahallesinden 5-6 saat yürüme ile ulaşılmaktadır.Kiedy poziom wody wzrasta, południowe wiatry mogą wiać przez najbliższe 5-6 godzin.
Nisanın 3. haftasında ürünün olgunlaşması ile hasat edilmeye başlanır.W trzecim tygodniu życia zaczynają jeść normalne pożywienie.
Olgunlaşma, öğrenmenin ön koşuludur.Rozwój zawsze wyprzedza nauczanie.
Bu mücadele sırasında Gandi'nin fikirleri şekillendi ve Satyagraha kavramı olgunlaştı.Gandhis idéer tog form och begreppet satyagraha mognade under denna kamp.
Her olgunun bir hikayesi vardır.Var och en har sin historia att berätta.
Metnin anlamı dil ve olgunun etkileşimi içinde oluşur.Detta kommer att påverka ditt kroppsspråk och din röst.
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.Könsmognaden infaller efter cirka 8 månader.
Status quo ante bellum, bir olgunun günümüzdeki durumunu belirten bir Latince deyiştir.Status quo ante bellum är ett latinskt uttryck som betyder "tillståndet man var i före kriget".
Hepsi de olgun yaşlara gelmiş, ya kırk yaşını geçmiş veya yaklaşmışlardı.Alla dessa var i ungefär samma ålder och åtminstone 40 år gamla.
Eleştirilerde Swift'in artık olgunlaştığı ve bunu şarkılarına da yansıttığından söz edildi.Kritikerna har även berömt Swift för hennes sätt att sätta stämningen i sången.
Çünkü olgunlaşma döneminde böcekler incir meyvelerini tercih etmektedir.Under tider med mogna frukter föredrar apan frukter.
3 ay, 6 ay, 9 ay veya 12 ay olgunlaştırılmış olarak tüketilir.Tjänstgöringstiden är 6, 9 eller 12 månader beroende på ansvar och uppdrag.
"Ulaş Tuna Astepe 27 yaşında olgun bir adam".Då trädde där fram gullhårig en yngling knappt tjugoårig."
Ahtapotlar kısa yaşar, hızlı büyür ve erken olgunlaşır.Hästarna är kända för att mogna tidigt och växa snabbt.
Nadir bir kuş olup olgun ormanlar ile bol cansız odunlara ihtiyaç duyarlar.Det finns gott om fågelarter som kräver gamla skogar.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Hans far accepterade aldrig faderskapet formellt.
Daha olgun bir bayanken, Dave Williams çıkageldi.Hennes nye make, Dave Williams, bär på en mörk hemlighet.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Trollkarlen kunde alltså bara uppfylla önskningar åt andra).
Orfoz hermafrodit olup, cinsel olgunluğa eriştiği zaman dişi cinsiyet organlarına sahiptir.I så fall skulle eukaryota organismer och sexuell förökning ha ett gemensamt ursprung.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Fruktkropparna kommer under hösten.
Bu dönemden sonra müziğinde de olgunluk dönemine geçer.Nu ska de i denna musikaliska vandring ge sig ut i livet.
Nisanın 3. haftasında ürünün olgunlaşması ile hasat edilmeye başlanır.I mitten av den tredje dagen börjar honan dra in fodringsmaterial.
Serideki önceki oyunlardan daha olgun bir tema takdim etmektedir.Det kommer även att ha större fokus på filosofi än vad tidigare spel i serien hade.
Tazeyken toplanmalı ve tüketilmelidir, çünkü olgunlaştıkça kartlaşır.Annars är risken stor att den skrynklar sig, eftersom den utvidgar sig när den torkar.
Eylül'de olgunlaşır.Skördas i september.
Palamutları bir yılda olgunlaşır.Getingspindeln blir fullvuxen på ett år.
Bir yılda üreyebilecek kadar olgunluğa ulaşırlar.De kan tidigast para sig efter ett år.
1995 yılından sonra Kwan, daha olgun bir tarz geliştirdi.Протягом 1995 року Кван виробила більш зрілий стиль.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Людина, з якою ти розмовляєш, сповнена радості.)
Suç ve Ceza, yazarın "olgunluk" döneminin ilk büyük romanı olarak kabul edilir.«Злочин і кара» — перший великий роман зрілого періоду творчості автора.
Dişi kozalakların olgunlaşma süreleri çoğunlukla bir yıl; bazılarında 2-3 yıldır.Статева зрілість у самців настає у 1 рік, у самиць — на 2-3 рік.
Palamutlar çok acıdır ve 18 ayda olgunlaşır.Пологи були дуже важкі та тривали 18 годин.
Fakat tam olgunluğa 5 yaşında erişir.Самиці стають здатні до розмноження у віці 5 років.
Dişiler olgunluğa 7 yaşında ulaşır.Самиці досягають зрілості в 7 років.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod