Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Elegimos usarlo como una declaración de diversidad cultural.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Em vez disso, é uma afirmação de diversidade cultural que nós escolhemos usar.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Es ist einfach eine andere kulturelle Aussage, die wir zu tragen entscheiden.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Hanem egy változatos kulturális állásfoglalást választottunk hordani.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Αντίθετα, είναι μια διαφορετική πολιτιστική δήλωση που επιλέγουμε να φοράμε.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Вместо това е различно културнно изявление, което избираме да носим.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.На самом деле то, что мы носим — один из способов заявления о культуре.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.לעומת זאת, זוהי אמירה של גיוון תרבותי שאנו בוחרים ללבוש.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.بدلا من ذلك، انها تبين التنوّع الثقافي الذي اخترنا ارتداءه.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.自発的に身につけています さて数年前に
Bu nedenle, soruyu çözerken yapmamız gereken... "Eşleniklik" olgusu normalde "karmaşık sayılarda" kullanılır.Azt fogjuk csinálni, hogy megszorozzuk a konjugáltjával, amit komplex számokra szoktunk alkalmazni.
Bu nedenle, soruyu çözerken yapmamız gereken... "Eşleniklik" olgusu normalde "karmaşık sayılarda" kullanılır.Dus we gaan vermenigvuldigen -- in wezen het conjugaat dat we normaal op de complexe getallen toepassen.
Bunu izlemek -- ve şarapla olan ilişkiyi duymuşsunuzdur sanki şarapla samimiyetiniz şarap olgunlaştıkça artar.꽃을 찾아드는 곤충들을 보고... 사람들이 와인에 빠져드는 이야기를 우리는 듣습니다. 숙성해가면서 다양한 향기를 품게되고,
Bunu izlemek -- ve şarapla olan ilişkiyi duymuşsunuzdur sanki şarapla samimiyetiniz şarap olgunlaştıkça artar.集まって来るのです ワインと人間との関係に似ています 成熟するに従って仲間となるのです そして香りも違ってきます
Bununla beraber, crack kokain bazı Avrupa kentlerinde kullanılsa da olgunun gerçek boyutunu kestirmek güçtür.Crack sa však užíva v niektorých európskych mestách, i keď je ťažké zistiť skutočný rozsah daného javu.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Bạn có thể thấy rằng đó là một cái xương trưởng thành.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Je kan zien dat het volwassen bot is.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.그것이 성숙한 뼈라는 것을 알 수 있습니다.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Látható, hogy ez a csont fejlett.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Man förstår att det är mogna ben.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Man kann sehen, dass es erwachsener Knochen ist.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Percebe-se que é um osso maduro.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Poţi să afirmi că este un os matur.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Se ve que es hueso adulto.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Si capisce che è un osso maturo.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Vidíme, že je to dospělá kost.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Vidíme, že to je dospelá kosť.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Vous pouvez voir que c'est un os mature.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Widać, że to dojrzała kość.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Можете да кажете, че това е кост на пораснал динозавър.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.Сразу можно сказать, что это зрелая кость.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.אפשר להבחין שזו עצם בוגרת יותר.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.يمكنك القول انها عظمة ناضج.
Bunun olgun bir kemik yapısı olduğunu söyleyebilirsiniz.見分けるのが非常に簡単です
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Acest fenomen nu se limitează doar la câini.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Ce phénomène ne se limite pas aux chiens.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Dit verschijnsel beperkt zich niet tot honden.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Este fenómeno não é exclusivo dos cães.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Este fenómeno no se restringe a los perros.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Hiện tượng này không chỉ giới hạn trong loài chó.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.이 현상은 개들에게만 국한된 것이 아닙니다.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Questo fenomeno non si limita ai cani.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.To zjawisko nie ogranicza się do psów.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Този феномен не се ограничава с кучетата.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.Этот феномен не ограничивается собаками.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.התופעה הזאת לא מוגבלת לכלבים.
Bu olgu köpeklerle sınırlı da değil.هذه الظاهرة ليست محدودة للكلاب.
Bu olgularæn neler olduスu iî hukuk ve iîtihatlara baスlædær.Co tyto skuteイnosti pヨedstavujó, zèvisó na vnitrostètnóch prèvnóch pヨedpisech a judikatuヨe.
Bu olgularæn neler olduスu iî hukuk ve iîtihatlara baスlædær.Eljárási és perképesség
Bu olgularæn neler olduスu iî hukuk ve iîtihatlara baスlædær.Remediul ¶despュgubirile Francovich• a fost dezvoltat de jurispruden゙a CEJ ôn deciziile sale recente.
Bu olgularæn neler olduスu iî hukuk ve iîtihatlara baスlædær.To, jakiego rodzaju muszッ byア to fakty rozstrzyga ustawodawstwo oraz orzecznictwo krajowe.
Bu olgular birarada düşünüldüğünde, dünya çapındaki esrar üretimine dair kesin tahminlerde bulunmak güçtür.Det är därför svårt att göra en exakt uppskattning av världsproduktionen.
Bu olgular birarada düşünüldüğünde, dünya çapındaki esrar üretimine dair kesin tahminlerde bulunmak güçtür.Estes factos, em conjunto, dificultam a produção de estimativas precisas da produção mundial de cannabis.
Bu olgular birarada düşünüldüğünde, dünya çapındaki esrar üretimine dair kesin tahminlerde bulunmak güçtür.Tyto skutečnosti dohromady znamenají, že vytvořit přesné odhady celosvětové produkce konopí je obtížné.
Bu olgun bir koloninin yuvasıdır ve şurası da yuvanın girşidir.Acesta este muşuroiul unei colonii mature si aici este intrarea în muşuroi.
Bu olgun bir koloninin yuvasıdır ve şurası da yuvanın girşidir.Dette er den færdigudviklede kolonis bo, og der er boets indgang.
Bu olgun bir koloninin yuvasıdır ve şurası da yuvanın girşidir.Dies hier ist ein Nest einer reifen Kolonie und das ist der Nesteingang.
Bu olgun bir koloninin yuvasıdır ve şurası da yuvanın girşidir.Dit is het nest van de mature kolonie. Hier is de ingang van het nest.
Bu olgun bir koloninin yuvasıdır ve şurası da yuvanın girşidir.Este es el nido de una colonia madura, y allí está la entrada al nido.
Bu olgun bir koloninin yuvasıdır ve şurası da yuvanın girşidir.이것이 다자란 서식지이고, 입구가 여기 보입니다.