Ana içeriğe geç
Sözlük

olgu ile cümle

olgu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü yaptığı hareketler oldukça çılgınca ve olgunca olmayan hareketlerdir.やる事なすことが全くのデタラメで、非常にわがままな気質を持つ。
Olgunluktan hemen önce, Guarana salkımının garip bir görünümü vardır.オープンスペース内には、外観が奇抜な堂島薬師堂がある。
Tabii ki, doğrudan doğruya bu olguyu gözlemlemenin imkanı bulunmamaktadır.そのため原理的にそれらは観測することができないはずである。
Bir buçuk iki yaşında da cinsel olgunluğa erişilir.生後2年半で性成熟する。
Erişim tarihi: 6 Haziran 2013. Cinsel Kimlik Disfori Sendromu: Olgu Sunumu公式ウェブサイト SCiO: Your Sixth Sense. A Pocket Molecular Sensor For All !
Ancak bunu kendini beğenmişlik olarak değil, bir olgu olarak sunar.これは好意の裏返しではなく、単純に気に入らないからである。
Genellikle ham meyve ve sebze iyice olgunlaşmışından daha çok askorbik asit içerir.ヘビイチゴに比べて一般的に葉や果実は大きい。
Her grubun başında olgun bir erkek yunus bulunur.男性主人公はどこにでもいる普通の少年。
Bir yılda üreyebilecek kadar olgunluğa ulaşırlar.1年間かけて熟成させるケースもある。
Güneşten gelen dağınık ışıklarından dolayı, bu olgu gündüzleri fark edilemez.太陽光の散乱があるため、これらは昼の間は観察することができない。
(Hasan yarına kadar yürümüş olacak.) indicativus: Olguları belirtir./əjə/ は /iː/ となり -(a)í と表記される。
Örneğin; verilen bir sözün tutulması olgusu.任内以敢言而著称。
Nisan 1909'da Berlin Antlaşması, olguyu yansıtmak ve krizi sona erdirmek amacıyla değiştirildi.1909年四月,《柏林條約》被修訂,以符合現狀並終結了這次危機。
Bu olgu bağımsız olaylar için çarpım kuralı olarak adlandırılmaktadır.\,} 這被稱為獨立事件的乘法規則。
Doğrudan vergi toplama Antik Yunanistan'da yaygınlaşmiş bir olgu değildi.在古希臘,直接稅並不是相當發達。
Bu olgu “serbest düşme evrenselliği” olarak adlandırılır.这个现象被称为“自由落体的普遍性”。
Güneşten gelen dağınık ışıklarından dolayı, bu olgu gündüzleri fark edilemez.由於陽光的散射,這種現象在白天不會被注意到。
'B' kısaltması, kuşlarda bu hücrelerin olgunlaştığı organ olan Bursa Fabricius'tan gelmektedir.B细胞中的这个缩写B来自于鸟类B细胞分化成熟的器官——法氏囊(Bursa of Fabricius)。
Bu bir gerçek olgudur ve böyle olmaya da devam edecektir.但如果它们是真实的,那么它们应该是这样的。
Bu olgu tersine de döndürülebilir.事实上也可以把左右的顺序反过来。
Ancak dayanıklı, iri ve erken olgunlaşması nedeniyle tercih edilir.故即位之初,不遑寧處,揚威朔裔,掃定赫連。
Doğaüstü olgular, ne varlıkları ne de yoklukları ispatlanabildiği için sürekli tartışma konusu olurlar.虛空,其特色是沒有阻礙,沒有實體,可以容納色法在其中。
Olgular dünyanın verileridir.事实是世界的数据。
Nükleer manyetik rezonans (NMR) atom çekirdeklerinin manyetik özelliklerine bağlı bir fiziksel olgudur.核磁共振(NMR,Nuclear Magnetic Resonance)是基於原子尺度的量子磁物理性質。
Enerji olgusu ve transferi en doğal olayı açıklama ve tahmin etmede hayati önem taşır.能量的概念以及其轉移,對於解釋和預測大部分的自然現象是有用的。
Herkes bu olgunun ne olduğunu biliyor.谁都明白是怎么一回事。
Genç yaşına rağmen çok olgun biri.他雖然比較年輕,靈性卻十分成熟。
Budist görüşe göre, tüm olgular değişken, kararsız ve geçicidir.作为佛教经典的一部分,所有的事物都应该被视为短暂而易逝的。
Özcü ders müfredatı olgular temelinde ve daha fazla gönüllülüğe dayalı ve daha az liberal ve ilkeseldir.要素主义课程更多地倾向于职业性,以事实为基础,而较少自由主义,以原理为基础。
Ağustosta olgunlaşır.8月康復。
( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )追我前兮不逮,懷後來兮何處,屢回顧。
Yavrular, 45 gün civarında olgunlaşırlar.雛鳥大約要過45天才會成熟。
Kah ağlaya, kah güle bir olgun gönül oldum.於是,他請聖本篤為他祈禱,結果神奇地獲得痊癒。
4 yaşında üreme olgunluğuna erişir.4岁时可以开始繁殖。
Yapılan moleküler biyolojik analizler bu olgunun doğruluğunu güçlendirmektedir.分子生物学研究证明这个处理是正确的。
Bir yılda üreyebilecek kadar olgunluğa ulaşırlar.先设一筹办处,一年以内办成。
Hastalar, sosyal ortamlarda sıkıntı duyduklarından pasif, olgunlaşmamış, asosyal tipte görülebilirler.患者可能會抱怨,他們眼中看到的事物缺乏生動性和感情性色彩。
Olgunlaşma, mayoz bölünmeden ibarettir.纵弛不绳,犹曰无人。
Olszewski ve Wroblewski bu olguya ilişkin kanıtları 1880’de ortaya çıkarmıştır.李比希与维勒于1830年研究了这一物质。
Şişelendikten sonra ise aylar süren bir olgunlaştırma dönemi başlar.創造這個時代的傳奇—承先啟後,多元開展。
Çiçek açmasından birkaç hafta sonra olgunlaşır.잎은 꽃이 시들고 몇 주 뒤 떨어진다.
Bu bir gerçek olgudur ve böyle olmaya da devam edecektir.이 사실을 이용해서 다음처럼 진행할 수 있다.
Kah ağlaya, kah güle bir olgun gönül oldum.그것을 노리고 권위(權威) 건축에 단청을 화려하게 하였다.
Olup biten, olgu olan, olayların durumunun varlığıdır.상황(狀況)은 일이 되어가는 모양이나 형편, 상태를 말한다.
Yaşadıkları her acı deneyim onları biraz daha olgunlaştırır.그들 전체 경험의 어떤 부분이라도 어떤 생각을 강화할 수 있다.
“Kadın” rolüne dair hayatındaki tek olgu Sartre ile yaşamak isteğiydi.그녀와의 관계는 사티의 생애에 있어서 유일한 연애였던 것으로 추정된다.
Beklenti, herhangi bir konuda gerçekleşmesi istenilen veya umulan her türlü olguyu içeren duygudur.기대(期待, 영어: expectation)는 어떠한 일이 있기를 바라거나어떠한 일이 생길 것이라는 예측을 하거나 어떠한 일이 이뤄 지기를 바라는 감정이다.
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.약 8개월 동안 단란한 생활을 하게 된다.
Stan, dörtlüdeki en "normal" çocuktur, çoğunlukla dürüsttür, yaşına göre olgundur ve mantıklıdır.스탠은 모든 아이들 중에서 가장 정상으로 논할 수 있고, 대체로 정직하며, 또래에 비해서 성숙하고, 선의가 있다.
Mezardan çıkma olgusunu, ölmeden (öldüğü sanılarak) gömülme ile açıklamaya çalışmak yeterli değildir.그러나 발송 직전에 그가 사망함으로써 부치니 못했고, 이는 기유년에 썼다 하여 '기유의서'(己酉擬書)라 한다.
Bu olgu genetiğin İnsan özellikleri ve davranış yönünden birçok etkisini görüntülemektedir.이러한 현상은 인간의 성격과 행동이 많은 부분에서 유전적 영향을 받고 있다는 것을 잘 설명해 준다.
Kökte olgunlaşmak, yanmak gibi anlamları vardır.협소한 지형이 마치 불꽃 모양이다.
Bir tespiti, durumu veya olguyu bildirmek için kullanılır.사물을 들어 올리거나 상황에 대한 설명을 볼 때 사용한다.
Çünkü olgunlaşma döneminde böcekler incir meyvelerini tercih etmektedir.이른 봄에 나는 새순에 영양이 풍부하므로 새싹을 더 좋아한다.
Martılarda alışıldığı üzere olgunluğa ulaşması iki yıl sürer.선박 수주에서 인도까지 보통 2년 정도의 긴 시간이 걸린다.
Bu nedenle kamu güvenliğinin bozulmasının somut olgulara dayalı olarak ortaya çıkması gerekir.)즉, 다항식의 차수가 유한하여야 한다.)
Hem erkek hem dişi bir yaşında cinsel olgunluğa erişir.수컷과 암컷은 생후 2년이면 성적으로 성숙해진다.
Bu olgularda ilaç tedavisi ile vakit kaybetmek gereksizdir.이 경우에는 약물치료로 완치가 힘들다.
Biçim Fenomenoloji Gerçek Görünüş Olay Olgu Öz존유 본질 실제 존재 실체 실제적 실존주의
Torunu Assurbanipal onun sarayındaki oyuk bir duvarın üzerine olgun bahçe resmetmiştir.그들은 벽으로 막힌 정원에 있는 마법의 사과를 가지러 떠났다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
olgu ile cümle - Sayfa 23 - olgu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App