Ökaryotlarda ise transkript bir takım işlemlerden geçtikten sonra olgun mRNA olur.Gondoljunk a folyamatra, amint egy makkból tölgyfa lesz.
Doğrudan vergi toplama Antik Yunanistan'da yaygınlaşmiş bir olgu değildi.Az ókori Görögországban általános adófizetés nem létezett.
4 yaşında üreme olgunluğuna erişir.4 évesen jön el az ivarérettség.
Olgusal ve mikroskobik teorilerle tanımlanagelmiştir.Mag és Talaj elmélettel magyarázzák.
Sonbaharda olgunlaşır.Ősszel megsárgulnak.
Katı hal fiziğinde, çözülmemiş önemli teorik bir problem yüksek sıcaklıkta süper iletkenlik olgusudur.A kondenzált anyagok fizikájában a legnagyobb megoldatlan probléma a magas hőmérsékletű szupravezetés.
Vintage şarapları ise en az 20 sene fıçıda olgunlaşmak zorundadır.A jó évjáratú borokat akár több mint 10 évig is tárolhatják a pincékben.
15 ayda cinsel olgunluğa erişir.Az ivarérettséget 15 hónapos korában éri el.
Olgunlaşmayı temsil eder.A termékenységet jelképezi.
Jorge Mario Olguín (d.Jorge Mario Olguín (s.
Müzikal tiyatro grubu Sångens makt, yeni olgunlaşan opera topluluğunun çekirdeğini oluşturdu.Musiikkiteatteriryhmä Sångens makt muodosti vastaperustetun oopperakokonaisuuden ytimen.
Her olgunun bir hikayesi vardır.Kummallekin on oma tarinansa.
Erkekler cinsel olgunluğa ulaştıklarında gruptan ayrılır.Ihmiset saavuttavat sukukypsyyden murrosiässä.
Vintage şarapları ise en az 20 sene fıçıda olgunlaşmak zorundadır.Vuosikertaviinejä on kypsytetty tammitynnyreissä vähintään 20 vuotta.
Dişiler olgunluğa 7 yaşında ulaşır.Naaraat saavuttavat sukukypsyyden 7 vuoden ikäisenä.
Bütün macera boyunca Jason, Rakyat halkının saygı duyduğu olgun bir savaşçıya dönüşür.Vähitellen aluksi pelokkaasta Jasonista kypsyy pelottava soturi, jota kunnioitetaan Rakyatissa.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Hän ei ole koskaan tavannut biologisia vanhempiaan.
Tohum 2 yılda olgunlaşır.Tammenterhot kypsyvät kahdessa vuodessa.
İsrail'de sünnet tamamen yasal bir olgudur.Juutalaisen määritelmällä on käytännön merkitystä Israelissa.
Büyük karıncayiyenler 2,5 ila 4 yaş arasında cinsel olgunluğa erişirler.Sateenkaariboat tulevat sukukypsiksi 2,5–4 vuoden ikäisinä.
Tohumlar Eylül-Ekim aylarında olgunlaşır.Siemenet kypsyvät elo–syyskuussa.
Buda’nın son sözleri şöyledir: „Ey keşişler, size söylüyorum: Her olgu, bir gün yok olmak zorundadır.Buddhan viimeiset sanat olivat "Munkit, sanon teille: kaikki ilmiöt ovat katoavaisia.
Öykülerden bazıları, ABD'nin güney eyaletlerindeki linç olgusu üzerine kurgulanmıştı.Sen aiheena on Yhdysvaltain etelävaltioissa tapahtuneet lynkkaukset.
Cinsel olgunluğa 2 yılda erişir.Työaikarikkomus vanhentuu kahdessa vuodessa.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Hedelmät kypsyvät myöhään syksyllä.
Tohum 2 yılda olgunlaşır.Τα κουκουνάρια ωριμάζουν σε δύο χρόνια.
Bunun sonucu olarak geçmişteki bir olgunun gelecekte birebir tekrarlanmayacağı düşünülür.Αυτό δεν αποτελεί ένδειξη ότι ένα τέτοιο ταξίδι μπορεί να επαναληφθεί στο μέλλον.
Bu olguyu açıklamak için birkaç mekanizma öne sürülmüştür.Ποικίλοι μηχανισμοί έχουν προταθεί για την εξήγηση αυτού.
Eşeysel olgunluğa 10 yaşlarında ulaşırlar.Όμως χάνουν την επικράτεια τους την ηλικία των 10 ετών.
Yaşadıkları her acı deneyim onları biraz daha olgunlaştırır.Οι ανοιχτές εκτάσεις όπου ζουν τα έκαναν πιο τρωτά.
Öncüller halihazırda bilinen ya da varsayılan olgulardır.Μπορούν να ληφθούν υπόψη είτε ήδη γνωστές είτε πιθανές ρυθμίσεις.
Eğitim süreklilik içeren bir olgudur.Η παιδεία είναι γενική ανάγκη.
Yaz sonuyla sonbaharın başında olgunlaşır.Το ακμαίο γίνεται ορατό κατά την αρχή του καλοκαιριού.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Οι καραβίδες αναπαράγονται το φθινόπωρο.
Sucul böceklerdir ve olgunlaşma süreleri tatlısularda bir yıl sürer.Σε παιδιά και εφήβους η διάρκεια πρέπει να είναι τουλάχιστον ένας χρόνος.
Almanya'daki trajedi olgusunu değiştirmeye çalıştı.Στη Γερμανία έπαθε τη μεγάλη του εσωτερική κρίση.
Bu yaklaşım çekirdeğe dair çoğu önemli olguyu başarıyla açıklayabilmektedir.Πολλές ξυλογραφίες έχουν απεικονίσει το γεγονός με μεγάλη επιτυχία.
Eylül'de olgunlaşır.Λανσάρεται τον Σεπτέμβριο.
Bu olgu UNESCO tarafından da doğrulanmıştır.Αυτή η πολύτιμη συλλογή προστατεύεται και από την UNESCO.
Bu sırada krizalit içinde kelebek olgunlaşır.Αυτή τη φορά εμφανίζεται να αρμέγει μια αγελάδα.
Hem erkek hem dişi bir yaşında cinsel olgunluğa erişir.Ωριμάζουν σεξουαλικά σε ηλικία ενός έτους.
Biçim Fenomenoloji Gerçek Görünüş Olay Olgu ÖzΕίναι Μεταφυσική Ιδεαλισμός Εικονική πραγματικότητα
( Olgun kişi, insanları topluma yararlılık konusunda heveslendirerek, iyi çalışmalarını sağlar. )(Αυτός που θέλει να σώσει τον λαό πρέπει να σκέφτεται ηρωικά).
Meyveleri, çiçeklenme döneminden 4-5 ay sonra olgunlaşır ve hasat edilebilir.Τα φυτά χρειάζονται τρία έως τέσσερα έτη για να φτάσουν στην ανθοφορία μετά από μια πυρκαγιά.
Antik Yunanlardaki ekonomi olgusunun bugünkü ile karşılaştırılması yanlış bir düşüncedir.Τα προηγούμενα στατιστικά στοιχεία της ελληνικής οικονομίας αποδείχθηκαν λανθασμένα.
Modern fizik bu temel etkileşimler her gözlenen fiziksel olguyu açıklamak için çalışır.Μερικοί άνθρωποι παρατηρούν αυτές τις φυσικές αλλαγές πριν αντιμετωπίσουν οποιοδήποτε πόνο.
Meyve yuvarlakça olgulaşınca portakal sarısı renk alır.Δύσκολες αποστολές εμφανίζονται με πορτοκαλί χρώμα.
Biz olgun olduğumuzu ispatladık.Biz Punk rock grubu değil New Wave grubuyuz" dedi.Vi er ikke et punkrockband, vi er et new wave-band."
Olgunlaşmamış, salamura edilmiş veya pişirilmiş meyve tüketilebilir.Frugterne kan være tørre (kapsler) eller saftige (bær).
Liçi meyvesi, çiçek açmasından yaklaşık 100 gün sonra, Temmuz - Ekim ayları arasında olgunlaşır.Frugterne er modne ca. 100 dage efter blomstringen, dvs. løbende fra juli til oktober.
Olgunluğa eriştiğinde de, Washington Square Park'ta diğer satraç severler ile oynadı.Som voksen spillede han ofte skak med andre skakentusiaster i Washington Square Park .
Bir röportajda "Ölüme... kaçınılmaz ve cazip bir olgu gibi bakılıyor.I et interview har han bemærket: "Døden ses som et uundgåeligt og forførende fænomen.
Eylül'de olgunlaşır.Plænen i september.
Bu olguyu açıklamak için birkaç mekanizma öne sürülmüştür.Flere mekanismer er blevet inddraget til at forklare dette fænomen.
Bunun sonucu olarak geçmişteki bir olgunun gelecekte birebir tekrarlanmayacağı düşünülür.Dette betyder, at intet i fremtiden kan være årsag til noget i fortiden.
Hayvan olgunlaştıkça lekeler daha yoğunlaşır ve tüm vücuda yayılır.Efterhånden som dyrene bliver ældre, kommer der flere og flere pletter og de spreder sig til hele kroppen.
Status quo ante bellum, bir olgunun günümüzdeki durumunu belirten bir Latince deyiştir.Begrebet status quo ante bellum kommer fra latin og betyder bogstaveligt talt som tingene var før krigen.
Sağaltım uygulanan olgularda prognoz iyidir.Med forebyggende medicinering er prognosen god.
Son birkaç yılda, Ben dramatik bir şekilde olgunlaşmıştır.De sidste seks år har du kun givet mig skuffelser.
Bu olgu Samsun kentinin Karadeniz Bölgesi'nin en büyük kenti olmasını sağlamıştır.Dette gør den til Morsø Kommunes største.