Nisanın 3. haftasında ürünün olgunlaşması ile hasat edilmeye başlanır.W trzecim tygodniu życia zaczynają jeść normalne pożywienie.
Olgunlaşma, öğrenmenin ön koşuludur.Rozwój zawsze wyprzedza nauczanie.
(Hasan yarına kadar yürümüş olacak.) indicativus: Olguları belirtir.Hur förvirrade är inte deras begrepp!" ^ Koranens budskap.
Bu olgu Francis Crick tarafından “moleküler biyolojinin merkezî dogması” olarak adlandırılmıştır.Francis Crick kallade detta för molekylärbiologins centrala dogm.
Bu mücadele sırasında Gandi'nin fikirleri şekillendi ve Satyagraha kavramı olgunlaştı.Gandhis idéer tog form och begreppet satyagraha mognade under denna kamp.
Her olgunun bir hikayesi vardır.Var och en har sin historia att berätta.
Metnin anlamı dil ve olgunun etkileşimi içinde oluşur.Detta kommer att påverka ditt kroppsspråk och din röst.
Bu olgu Japon robotbilimci Masahiro Mori tarafından 1970 yılında dile getirilmiştir.Begreppet myntades av robotteknikern Masahiro Mori.
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.Könsmognaden infaller efter cirka 8 månader.
Status quo ante bellum, bir olgunun günümüzdeki durumunu belirten bir Latince deyiştir.Status quo ante bellum är ett latinskt uttryck som betyder "tillståndet man var i före kriget".
Hepsi de olgun yaşlara gelmiş, ya kırk yaşını geçmiş veya yaklaşmışlardı.Alla dessa var i ungefär samma ålder och åtminstone 40 år gamla.
Üç aydan sonra eşeysel olguluğa ulaşırlar.Fullständig information når västvärlden tre veckor senare.
Nüksetme olgusu çok yaygın olup, insanların neredeyse yarısı bir yıl içinde ikinci kez enfeksiyon yaşar.Återfall är vanliga och nästan hälften får en andra infektion inom ett år.
Eleştirilerde Swift'in artık olgunlaştığı ve bunu şarkılarına da yansıttığından söz edildi.Kritikerna har även berömt Swift för hennes sätt att sätta stämningen i sången.
Ana madde: Görüngü Görüngü, göstergenin işaret eden olgusudur.Viktigare är utseendet, det visuella intrycket.
Bu olgu floresans, fosforesans veya ışıgın geri yansıtılması ile karıştırılmamalıdır.Det skall inte förväxlas med fluorescens, fosforescens eller ljusbrytning.
Çünkü olgunlaşma döneminde böcekler incir meyvelerini tercih etmektedir.Under tider med mogna frukter föredrar apan frukter.
3 ay, 6 ay, 9 ay veya 12 ay olgunlaştırılmış olarak tüketilir.Tjänstgöringstiden är 6, 9 eller 12 månader beroende på ansvar och uppdrag.
"Ulaş Tuna Astepe 27 yaşında olgun bir adam".Då trädde där fram gullhårig en yngling knappt tjugoårig."
Ahtapotlar kısa yaşar, hızlı büyür ve erken olgunlaşır.Hästarna är kända för att mogna tidigt och växa snabbt.
Nadir bir kuş olup olgun ormanlar ile bol cansız odunlara ihtiyaç duyarlar.Det finns gott om fågelarter som kräver gamla skogar.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Hans far accepterade aldrig faderskapet formellt.
Seride göç ve mübadele olgusu işlenmiştir.Om dagsverke på åker och äng.
Kehanet ve mucizeleri belirli olguların doğal belirtileri olarak izah etti.Omen och förebud, trodde han, är de naturliga tecknen på vissa företeelser.
Bu olguyu açıklamak için birkaç mekanizma öne sürülmüştür.Denna artikel är ett försök att förklara några av dem.
Daha olgun bir bayanken, Dave Williams çıkageldi.Hennes nye make, Dave Williams, bär på en mörk hemlighet.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Trollkarlen kunde alltså bara uppfylla önskningar åt andra).
Orfoz hermafrodit olup, cinsel olgunluğa eriştiği zaman dişi cinsiyet organlarına sahiptir.I så fall skulle eukaryota organismer och sexuell förökning ha ett gemensamt ursprung.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Fruktkropparna kommer under hösten.
Bu olgu, kuantum saçmalığı olarak adlandırılır.Detta kallas kvasineutralitet.
Bu dönemden sonra müziğinde de olgunluk dönemine geçer.Nu ska de i denna musikaliska vandring ge sig ut i livet.
Nisanın 3. haftasında ürünün olgunlaşması ile hasat edilmeye başlanır.I mitten av den tredje dagen börjar honan dra in fodringsmaterial.
JE'de, Tanrı, bağışlayan ve fikrinin değiştirilmesi için ikna edilebilen bir olgu olarak tasvir edilir.Dels utlovas det att Gud förlåter oss våra onda tankar och handlingar.
Serideki önceki oyunlardan daha olgun bir tema takdim etmektedir.Det kommer även att ha större fokus på filosofi än vad tidigare spel i serien hade.
Tazeyken toplanmalı ve tüketilmelidir, çünkü olgunlaştıkça kartlaşır.Annars är risken stor att den skrynklar sig, eftersom den utvidgar sig när den torkar.
Eylül'de olgunlaşır.Skördas i september.
Palamutları bir yılda olgunlaşır.Getingspindeln blir fullvuxen på ett år.
Bir yılda üreyebilecek kadar olgunluğa ulaşırlar.De kan tidigast para sig efter ett år.
Kağıdın ikinci kısmının ikinci yarısında, Maxwell, bu iki olgu için ayrı bir fiziksel açıklama vermektedir.У другій половині частини II цієї праці Максвелл дає окреме фізичне пояснення для кожного з цих двох явищ.
The Golden Globe gazetesi rapor etti: "Güzel fakat garip olgu geçen pazartesi gecesi bu şehirde görüldü.Як повідомляє газета Golden Globe: "В ніч на понеділок в місті можна було спостерігати красиве і дивне явище.
1995 yılından sonra Kwan, daha olgun bir tarz geliştirdi.Протягом 1995 року Кван виробила більш зрілий стиль.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Людина, з якою ти розмовляєш, сповнена радості.)
RTA olgularında ise prognoz kötüdür.При хронічному плині прогноз несприятливий.
Yaradılışa karşı yetiştirme olgusu üzerinde durdu."Ти повинен був проявити милосердя по відношенню до Свого Творіння».
Nüksetme olgusu çok yaygın olup, insanların neredeyse yarısı bir yıl içinde ikinci kez enfeksiyon yaşar.Рецидиви є частими, при цьому приблизно у половини людей другий рецидив інфекції трапляється протягом року.
Dişi kozalakların olgunlaşma süreleri çoğunlukla bir yıl; bazılarında 2-3 yıldır.Статева зрілість у самців настає у 1 рік, у самиць — на 2-3 рік.
Palamutlar çok acıdır ve 18 ayda olgunlaşır.Пологи були дуже важкі та тривали 18 годин.
Fakat tam olgunluğa 5 yaşında erişir.Самиці стають здатні до розмноження у віці 5 років.
Dişiler olgunluğa 7 yaşında ulaşır.Самиці досягають зрілості в 7 років.
Kilise olgusunu çok detaylı ve büyük bir alanda inceler.Вона досить точно і детально показує церкву з боку апсид.
Olgular sonsuz değildir.Камінь — не вічний.
Palamut meşesinin meyveleri iki senede bir olgunlaşır.Замочити плоди амли у воді на 2 години.
Eski zamanlardaki bu tür olguların incelenmesi retro-ufoloji olarak adlandırılmaktadır.Комерційні версії цієї моделі, як і раніше, називалися Masterline.
Olgusal değildir.Не судноплавний.
Pokémon ayrıca materyalizmi destekleyen olguları sebebiyle de eleştirilmektedir.Крім того, «Покемон» також звинувачували у пропаганді матеріалізму.
Bu olgunun çağdaş yansıması Sağlık Ocağıdır.Сучасний вигляд замку є результатом цієї реконструкції.
Bazı olgularda tanı sadece cerrahi girişim sırasında konulur.Розраховується на підставі операцій тільки за розглянутий період.
Benzer şekilde hava durumu olgusu, örneğin fırtınalar, hayatın kendisi gibi belirmiş özelliklerdir.Насправді, в Світі душ теж є свої проблеми, наприклад, неблагополучні райони.
Bu olgunun öngördüğü üzere başkaları hakkındaki algılarımız da eninde sonunda doğru çıkacaktır.Відповідно завдання, які будуть перед нами стояти, я думаю, будуть зовсім інші. ...
Ancak bunu kendini beğenmişlik olarak değil, bir olgu olarak sunar.Брехати не з поганою, а з доброю метою.