Bu olgu tersine de döndürülebilir.Можно было также повернуться на любой бок.
İsrail'de sünnet tamamen yasal bir olgudur.Свадьба в Израиле — исключительно религиозный обряд.
Pokémon ayrıca materyalizmi destekleyen olguları sebebiyle de eleştirilmektedir.Кроме того, «Покемон» также обвиняли в пропаганде материализма.
Çağdaş kültürümüz: Olgular, sorunlar.Современная культурология: проблемы, возможности, задачи.
Meyveleri, çiçeklenme döneminden 4-5 ay sonra olgunlaşır ve hasat edilebilir.Созревание плодов происходит через 4—5 месяцев после цветения.
Herkes bu olgunun ne olduğunu biliyor.Вы все знаете, что это за деяние.
Olgun erkeklerden hoşlanan bir yapıya sahip.Предпочитает зрелых состоятельных мужчин.
Bir demecinde:"Gergindim, içki içiyordum ve olgun değildim.«Я поняла, что много пила и была незрелой.
Ahtapotlar kısa yaşar, hızlı büyür ve erken olgunlaşır.Яичные куры — небольшого размера, быстро растут, рано созревают.
Temmuzda meyveler olgunlaşır.Плоды созревают в июле.
Genç kuşların olgunlaşması 4 yılı alır.Половая зрелость у молодых птиц наступает через 4 года.
Bu gözlemden yola çıkılarak, olgunun oluşumunda tekrarın asıl etken olduğu sonucuna varılmıştır. ^ (4).А на чистое поле вновь высыпаются детальки: что сможешь собрать из них ты — зритель?
Müzikal tiyatro grubu Sångens makt, yeni olgunlaşan opera topluluğunun çekirdeğini oluşturdu.Группа Sångens makt составила ядро вновь созданного оперного ансамбля.
15 ayda cinsel olgunluğa erişir.Половая зрелость наступает через 5 месяцев.
Bu dönemden sonra müziğinde de olgunluk dönemine geçer.Для кого-то на этом этапе любовь к музыке заканчивается навсегда.
Vintage şarapları ise en az 20 sene fıçıda olgunlaşmak zorundadır.Выдержки вин проходит в дубовых бочках не менее чем 18 месяцев.
Olgunlaştıkça meyvesi tatlılaşır.При созревании плоды значительно осыпаются.
( Olgun kişi her şeyin iyisi için çabalar. )(Будет ли это ПОЛЕЗНО для всех заинтересованных?)
Bunun yanında oda ısısında meyveler 10 gün içinde olgunlaşabilir.В прохладном помещении плоды способны храниться до 25 дней.
Bir buçuk iki yaşında da cinsel olgunluğa erişilir.Через полтора года они достигают половой зрелости.
Bu durumda yüzey gerilimine ilaveler olacaktır ki olgu bugün dahi tartışmalıdır.Я уверен, что сегодня он нашел бы своего зрителя».
4 yaşında üreme olgunluğuna erişir.К размножению приступают в возрасте 4 лет.
Yaz turpları hızla olgunlaşır.Лето приходит быстро.
Palamutları bir yılda olgunlaşır.Колючки развиваются через месяц.
Donmuş toprak bu alandaki yaygın bir olgudur.Это один из труднодоступных ледников в этой местности.
Yüksek sıcaklıklarda olgunlaşır.Он окисляется при гораздо более высоких температурах.
Cinsel olgunluğa üç yaşında ulaşır ve 28 yıl kadar yaşayabilir.Половая зрелость наступает с трёх-четырёх лет, а продолжительность жизни на воле составляет до 28 лет.
Evsizlik olgusunu yaşayan bireye evsiz denilmektedir.Имеется пункт вещевой помощи бездомным.
Bu durumda ortaya uyku sersemliği adı verilen olgu çıkar.И конечно, мы знаем точное название для сбывшейся фантазии.
Canlıların cinsel olgunluğa erişmesinde birtakım dış etmenler de etkili olabilir.Потому что занятие сексом с чужим партнером было бы также разрушительным и для этих людей.
Cuse: Hot Caz'ın devamı ve daha olgunlaşmışıdır.Гнев, расстройство и депрессия — это и есть The Height of Callousness.
Ana madde: Rusya'da telekomünikasyon Rusya'nın telekomünikasyon endüstrisi ileri bir olgunlukta büyümektedir.На данный момент можно говорить о рынке Офшорного программирования в России как о сложившемся.
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.Половая зрелость наступает на восьмом месяце.
Taktik zaferler fiziki olgulardır; ama stratejik zafer manevi bir olgudur.Разум — психологическая способность, тогда как рациональность — стратегия оптимизации.
Seride göç ve mübadele olgusu işlenmiştir.Велась проповедь в домах и в полях.
Bu iki olgudan herhangi birinde olan değişiklik diğerini de etkiler.Изменения, происходящие во время пара, касаются и тех, и других.
Her olgunun bir hikayesi vardır.Каждый из трёх автомобилей имеет свою историю.
Olgunluk sınavını Louis-le-Grand Lisesi'nde verdi.Учился в лицее Луи-ле-Гран.
Bütünleşme olgusunun bu "görünmez eli" taşma (spillover) olarak adlandırılır.Неофункционалисты определили это явление как «перетекание» («spillover»).
Üreme Tohumları olgunlaşır olgunlaşmaz ekilir.Семена прорастают без предпосевной подготовки.
1926 yılından itibaren özel okul açma fikrini olgunlaştırmaya başladı.К 1926 году он смог открыть свою собственную студию.
Ağustosta olgunlaşır.Созревает в августе.
Fotoelektrik teorisinin eksiksiz bir tanımı kuantum mekaniğinin olgunlaşmasından sonra gerçekleşmiştir.Полная картина фотоэффекта была получена только после достижения полного развития квантовой механики.
Bütün olgular aslında boşluktur.В основном они стояли пустые.
Bu elmalar olgunlaşmış.Эти апельсинки наколотые.
Beyin en geç olgunluğa ulaşan kısımlarından biridir.Мозжечок прикрывает переднюю часть продолговатого мозга.
Nisan ayında çiçek açar, meyvesi sonbaharda olgunlaşır.Цветение происходит летом, плодоношение — осенью.
Temmuz ayı ortalarında olgunlaşmaya başlayan meyveleri, kirazdan biraz basıkçadır.Весной начинают кормиться на молодых листьях, ближе к точке роста.
Sonbaharda olgunlaşır.Созревает осенью.
Çiçekler Mart ve Nisan aylarında açar ve Mayıs sonunda olgunlaşır, tohumlar rüzgarla kısa sürede dağılır.Цветёт в мае или конце апреля ежегодно, особенно интенсивно на ветвях, перезимовавших под снегом.
Her iki olgu da durumlarının ne kadar stresli ve güvensiz olduğunu göstermeye hizmet etmektedirler.Именно индивид оценивает ситуацию как стрессовую или нет.
Sanatçı, Paris’teki ikinci beş yılında “renk olgusu” üzerine çalıştı.Работал бондарем в промколхозе «2-я пятилетка».
Jandarma terimi ve olgusu tamamen Fransız coğrafyasından alınmıştır.Личность и поведение Генриха резко выделяли его во французском дворе.
İlk ürünler Mayıs ayının ikinci ya da üçüncü haftalarında olgunlaşır.Плоды созревают во второй-третьей декаде сентября.
Doğaüstü olgular, ne varlıkları ne de yoklukları ispatlanabildiği için sürekli tartışma konusu olurlar.Противоположные термины: Никогда не виденное, жамевю или жаме вю (jamais vu).
Bir gerçek (veya olgu); var olduğu, doğru olduğu veya gerçekleştiği kabul edilen şeydir.8 ـ ويأتي " تفعل " مطاوع " فعَّل " الذي لجعل الشيء ذا أصله حقيقة، أو تقديرا.
Bu olgudan yararlanılarak çeşitli mantıksal kapılar yaratılmıştır.تم استغلال هذا التأثير لإنشاء بوابات منطقية عديدة.
Nüksetme olgusu çok yaygın olup, insanların neredeyse yarısı bir yıl içinde ikinci kez enfeksiyon yaşar.يعدّ تكرار الإصابة أمرًا شائعًا، مع إصابة ما يقرب من نصف الأشخاص بالعدوى الثانية خلال عام واحد.
Zamanla ilgili bu olgu büyük heyecan yarattı, özel bir heyet bu garipliği bildirmek üzere Papa'ya yollandı.وتسببت تلك الإشكالية في ذاك الوقت بنوع من الإثارة، ورحل وفد خاص إلى البابا لشرح هذا الشذوذ الذي طرأ.
O zamanlar bilinmemesine rağmen, sıkıştırılabilirlik ses duvarı olarak bilinen olgunun nedeniydi.ورغم أن في ذلك الوقت لم يكن الانضغاطية معروفا إلا أنه كان السبب في الظاهرة المعروفة باسم حاجز الصوت.