Ana içeriğe geç
Sözlük

olgu ile cümle

olgu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu olgu uygulamada çok yararlı değildir.Tampoco le concede una gran importancia a la utilidad.
Mercimek yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde ise sıcak ve kuru bir hava ister.Para que los bulbos maduren totalmente es imprescindible, luego de la floración, un período cálido y seco.
Tohumlar Temmuz-Ağustos aylarında olgunlaşır.Las semillas maduran en julio.
Dünya olgulara bölünür.La UTM divide el mundo en husos.
Eğitim süreklilik içeren bir olgudur.«Olvidar es una parte del aprendizaje.
Sanırım Tom olgunlaşmamış.Penso che Tom sia immaturo.
Bu gözlemden yola çıkılarak, olgunun oluşumunda tekrarın asıl etken olduğu sonucuna varılmıştır. ^ (4).Abbiamo tolto il velo dai tuoi occhi, e oggi la tua vista è chiara, dice il Corano.
( Olgun kişi, insanları topluma yararlılık konusunda heveslendirerek, iyi çalışmalarını sağlar. )(Per promuovere l'utilità della storia nel sociale, attraverso la pratica professionale.)
Olgun hale geldikten sonra yumurta bırakmak için yine makat bölgesine gelirler.Torna di nuovo maschio dopo che l'acqua si è presa le sue uova".
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Non ha mai incontrato il padre biologico.
Dişiler cinsel olgunluğa 8-10 yaşında, erkekler ise 10-12 yaşında ulaşırlar.Le femmine raggiungono la maturità sessuale a 8-10 mesi, i maschi a 12.
Yaz sonuyla sonbaharın başında olgunlaşır.Fruttifica a fine estate-inizio autunno.
Erkekler de cinsel olgunluğa aynı yaşlarda erişir.I maschi raggiungono la maturità sessuale all'incirca nella stessa età.
Dişiler olgunluğa 7 yaşında ulaşır.Le femmine raggiungono la maturità a 7 anni.
Her olgunun bir hikayesi vardır.Inoltre ciascuna leggenda ha una sua storia.
Bu olgu, kuantum saçmalığı olarak adlandırılır.Questo fenomeno viene definito trivialità quantistica.
Ancak bunu kendini beğenmişlik olarak değil, bir olgu olarak sunar.Si tratta infatti non di un diritto, ma di un favore.
Yeni Olgu, Sayı 1, Ocak 1984. ^ DianaL.Una cosa di carne, di Rosso di San Secondo, 4 giugno 1981.
Bu olgu günümüze dek korunmuştur.Queste dediche si sono conservate fino ai giorni nostri.
Büyük karıncayiyenler 2,5 ila 4 yaş arasında cinsel olgunluğa erişirler.I formichieri sono sessualmente maturi a 2,5-4 anni.
Erkekler ancak bir yıl sonra üreyebilir bir olgunluğa ulaşır.Le femmine possono concepire già dopo un anno di vita.
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.Raggiungono la maturità sessuale intorno agli 8 mesi di vita.
Meyveler önce yeşil iken olgunlaştıkça sarıya ve portakala döner.Seguono i frutti (acheni), prima verdi e poi grigiastri.
İki yıldan sonra cinsel olgunluğa erişirler.Diventano maturi sessualmente dopo i due anni di vita.
Olgunlaştıkça meyvesi tatlılaşır.Durante la fruttificazione l'infiorescenza si allunga.
Bugün Québec olgun bir sinema geleneğine sahiptir.Velletri ha una ben radicata tradizione cinematografica.
Meyve tohumları içeren yeşil baklaları Ağustos ve Ekim ayları arasında olgunlaşır.Il frutto è un baccello verde contenente i semi che maturano tra agosto ed ottobre.
RTA olgularında ise prognoz kötüdür.Globalmente la prognosi è severa.
Taktik zaferler fiziki olgulardır; ama stratejik zafer manevi bir olgudur.La crisi per i sovietici fu una vittoria tattica, ma una sconfitta strategica.
1920 ve 1921 arasında Mondrian’ın çalışmaları asıl ve olgun şekillerine kavuşmaya başlamıştır.A partire dal 1921, i quadri di Mondrian raggiungono una forma "matura".
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Tutto ciò avviene anche per l'influenza delle mutate condizioni sociali dell'Europa.
Son büyük olgu öyküsünü, Kurt Adamı yazar.Ultimo suo romanzo è Mad Dogs.
Çiçeklenme ve tohumların olgunlaşması Temmuz-Ağustos aylarında gerçekleşir.La fioritura e la formazione dei frutti avvengono alla fine del mese di ottobre.
Ondan kan emip doyduktan sonra toprağa düşerler ve deri değiştirip aç olgun kene haline gelirler.Il colore delle foglie è verde-chiaro; quando si seccano il colore cambia e si scurisce.
Bütün olgular aslında boşluktur.Tutti i tentativi sono vani.
Bir yılda üreyebilecek kadar olgunluğa ulaşırlar.Diventano in grado di riprodursi a un anno di età.
Ağustosta olgunlaşır.Fiorisce ad agosto.
15 ayda cinsel olgunluğa erişir.La maturità sessuale è raggiunta in 50 giorni.
Olgunluk çağında Historika Hypomnemata (Tarihi Hatıralar) adlı bir yapıt (bugün kayıptır) yazdı.In questo esempio c'è una perdita dell'aggiornamento (lost update) di Ta.
Böylece CP ihlali olgusu keşfedilmiş oldu.I tubercoli quadrigemini sembrano essere stati scoperti.
Çok farklı bir olgudur.È qualcosa di molto diverso.
Tohumlar Temmuz-Ağustos aylarında olgunlaşır.Si usano i frutti che maturano in giugno-luglio.
O, şımarık bir prens olarak başladığı yolunda gittikçe olgunlaşır ve gerçek bir "prens" olur.Mentre si impegna con la fantasia a diventare principe reale, si addormenta.
İnsanlarda, cinsel olgunluğa ulaşma süreci "ergenlik" olarak adlandırılmaktadır.Nell'essere umano il processo che porta alla maturità sessuale è detto pubertà.
İlk ürünler Mayıs ayının ikinci ya da üçüncü haftalarında olgunlaşır.Perciò, le Tempora di settembre potevano cadere nella seconda o nella terza settimana di settembre.
Bu elma henüz olgunlaşmamış.Яблоко ещё не спелое.
Bir çocuk, olgun bir insan değildir.Ребёнок не является зрелым человеком.
Elmalar oldukça olgun değiller.Яблоки недостаточно спелые.
1995 yılından sonra Kwan, daha olgun bir tarz geliştirdi.В течение 1995 года Кван выработала более зрелый стиль.
( Olgun kişi sözlerinde dikkatli, yiyip içtiklerindeyse ölçülüdür. )Коран разрешает людям есть и пить, но предостерегает от расточительства.
Evren, belirli dönemlerde var olan ve yine belirli bir dönemde yok olan bir olgudur.Он решает, что оставлен в этом мире для какого-то большого свершения.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Плоды созревают осенью.
Erkekler cinsel olgunluğa ulaştıklarında gruptan ayrılır.Самцы по достижению половой зрелости покидают группу.
Olgunlaşmadan meyveleri yenmez.Плоды не раскрываются.
Kah ağlaya, kah güle bir olgun gönül oldum.На выходе он столкнулся с нищенкой, просящей милостыню.
Eylül'de olgunlaşır.Созревают в сентябре.
Olgun meyveleri mavi-siyah dumanlıdır.В зрелом состоянии плоды сине-чёрные.
Öykülerden bazıları, ABD'nin güney eyaletlerindeki linç olgusu üzerine kurgulanmıştı.Сделала ряд репортажей о линчеваниях в южных штатах.
Asker keskin yüzlü genç bir erkek, madenci ise olgun bir erkektir.Солдат — молодой мужчина, с открытым взглядом и заострёнными чертами лица, а шахтёр — зрелый мужчина.
Dr. Gilmartin bu olguyu yalnızca heteroseksüel erkekler üzerinde araştırdı.Выборка данных Джилмартина включала только гетеросексуальных мужчин.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod