Dişleri ve tırnakları modern etçillerde olduğu kadar iyi gelişmiş değildi.Гримът и прическата не са толкова усъвършенствани като в другите стилове.
Biyolojik olduğu kadar toplumsal da bir iddiadır.Mladost je kako biološka, tako i društvena kategorija.
Bu oyunda amaç mümkün olduğu kadar az puanla oyunu bitirmektir.Cieľom tejto hry je získať čo najmenej bodov.
Albüm, İtalya'da olduğu kadar Fransa ve Hollanda’da da başarlı oldu.Program sa okrem Francúzska vysielal aj v Holandsku.
Burada aranan en önemli özellik, toprak geçiş (veya yayılma) direncinin mümkün olduğu kadar küçük olmasıdır.Le-ta mora povzročati čim manj napak strani (zamenjav).
Tom Mary'nin sahip olduğu kadar çok kitaba sahip değil.Tomas neturi tiek daug knygų, kiek Merė.
Filmleri yurt içinde olduğu kadar, özellikle komşu ülkelerde de aynı ilgiyi gördü.Filmiti peamiselt Kudõmkaris, aga ka ümbruskonna külades.
Yayıncı bu oranı mümkün olduğu kadar yüksek tutmak zorundadır.Kõrgsagedusvarje peab olema võimalikult kinnine.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 ani mai târziu, sistemul politic şi legal din Hong Kong este la fel de diferit ca şi în 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 años después, el sistema político y legal de Hong Kong es tan diferente como lo era en 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 år senere er det politiske og lovmæssige system i Hong Kong så forskellig, som det var i 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 let kasneje, je politični in pravni sistem v Hong Kongu, še vedno tako drugačen od kitajskeg kot l.1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 tahun berlalu, sistem politik dan hukum di Hong Kong adalah sama bedanya sekarang seperti pada tahun 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 χρόνια μετά, το πολιτικό και νομικό σύστημα στο Χονγκ Κονγ είναι τόσο διαφορετικό τώρα όσο ήταν το 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 лет спустя политическая и правовая системы Гонконга так же отличаются, как и в 1997 году.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.13 років потому політична і правова система в Гонконгу так само відрізняється зараз як і в 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.Dopo 13 anni, i sistemi politico e legale di Hong Kong sono tanto diversi quanto lo erano nel 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.Je to už třináct let a politický a právní systém v Hong Kongu je pořád stejně odlišný jako byl v roce 1997.
13 yıl oldu, Hong Kong'un politik ve hukuk sistemi hala 1997'de olduğu kadar farklı.Passados 13 anos o sistema político e legal em Hong Kong é tão diferente agora como era em 1997.
2007 yılında, Asya’ya bir AB ülkesinden diğerine olduğu kadar çok atık kağıt gönderilmiştir.Binnen de EU werden meer metalen overgebracht dan er naar Azië werden gestuurd.
2007 yılında, Asya’ya bir AB ülkesinden diğerine olduğu kadar çok atık kağıt gönderilmiştir.În 2007, cantitatea de deşeuri de hârtie transportată în Asia a fost egală cu cea
2007 yılında, Asya’ya bir AB ülkesinden diğerine olduğu kadar çok atık kağıt gönderilmiştir.W 2007 r. do Azji wywożono tyle samo odpadów papierowych co z jednego kraju UE do drugiego.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Akýsi verejný priestor zvonka, tak ako aj vnútri, kde je knižnica.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Ami nyilvános kívülről és belülről is, a könyvtárral együtt.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Elle est publique à l'extérieur, tout comme à l'intérieur, grâce à la bibliothèque.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Im Außenraum ebenso öffentlich wie im Inneren; mit der Bibliothek.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.도서관과 함께한 내부와 외부의 모습입니다.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Maar vrij toegankelijk, zowel van buiten als van binnen, met de bibliotheek.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Ma pubblico sia fuori che dentro con la libreria.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Tanto el exterior como la biblioteca del interior son públicos.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Un spaţiu public atât în exterior, cât și în interior, cu o bibliotecă.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Và cả công cộng ở bên ngoài lẫn ở bên trong với thư viện.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Αλλά δημόσιο τόσο εξωτερικά, όσο και εσωτερικά, μέσα στην βιβλιοθήκη.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Но нещо като публично от външната страна, както и от вътрешната страна, с библиотеката.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Но публика и снаружи, и внутри, в библиотеке.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.אבל גם סוג של ציבורי כלפי חוץ, כמו גם כלפי פנים, עם הספרייה.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.عام نوعاً ما من الخارج كما هو الحال بالداخل مع المكتبة
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.図書館があります ダーウィンが説明するのは一つのアイデアの進化だけではありません
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.우리가 우주를 이해하게 된 방법에는 보는 것 뿐만 아니라
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.Men berättelsen om hur vi kom att förstå universum är lika mycket en av att lyssna som av att titta.
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.Pero la historia de la comprensión del Universo ha significado en la misma medida escuchar y mirar.
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.Príbeh o tom, ako sme začali chápať vesmír, je ale rovnako príbehom o počúvaní ako aj o pozeraní.
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.Příběh o tom, jak jsme začali chápat vesmír, je však příběhem naslouchání stejně jako příběhem dívání se.
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.Viszont a világegyetem megértésének története legalább annyira a hallgatás története, mint amennyire a látásé.
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.Αλλά η ιστορία του πώς μπορέσαμε να καταλάβουμε το σύμπαν είναι εξίσου μία ιστορία ακοής όσο και όρασης.
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.אבל הסיפור על איך הגענו להבנתו של היקום הוא סיפור שעוסק לא פחות בהקשבה
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.ولكن قصة كيف وصلنا إلى فهم الكون هي مجرد بقدر فهمنا لقصة الاستماع
Ama evreni nasıl anlamaya ulaştığımızın hikayesi bir dinleme hikayesi olduğu kadar bakmadır da.理解するようになったかは 聴くという話しと見るという話しと 同じようなものなのです
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?A gdyby mama powiedziała, że rodzina Fidela jest biedna i pracowita?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Bagaimana jika ibu saya telah menceritakan bahwa keluarga Fide itu miskin dan pekerja keras?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Čo ak by nám moja mama povedala, že Fideho rodina je chudobná a usilovná?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Co kdyby nám moje matka řekla, že Fideho rodina je chudá a pracovitá?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Cum ar fi fost dacă mama ne-ar fi spus că familia lui Fide este săracă şi muncitoare?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?E se a minha mãe nos tivesse contado que a família do Fide era pobre e trabalhadora?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?E se mia madre mi avesse detto che la famiglia di Fide era povera ma anche laboriosa?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Kaj, če bi nam mama povedala, da je Fidejeva družina revna in delavna?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?어머니가 피데네 가족은 가난하지만 열심히 일한다고 우리에게 이야기 했다면요?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Mi van, ha anyám elmondja, hogy Fide családja szegény és keményen dolgozik?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Sẽ như thế nào nếu mẹ nói với chúng tôi rằng nhà của Fide nghèo và rất chăm chỉ?
Annem bize Fide'nin ailesinin fakir olduğu kadar, çalışkan da olduğu söyleseydi ne olurdu?Vad hade hänt om min mor hade berättat för oss att Fides familj var fattig och flitig?