Ana içeriğe geç
Sözlük

olduğu kadar ile cümle

olduğu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Paris ve Londra'daki aristokratların evindeki resitallerde, konser salonlarında olduğu kadar başarılı değildi.Проте її концерти в Лондоні були не такими успішними як у Парижі.
Ağabeyi Brandon'ın olduğu kadar yakışıklı ve uzun boylu değildir.Він не такий розумний, як його старший брат Бінго.
Rengeyiğinin her parçası değerliydi ve bunlar mümkün olduğu kadar değerlendirilirdi.Це наш дуже цінний ресурс, і ми хочемо, щоб вони вносили якомога більше.
Kendisini sevenler ona, bir spor yazarı olduğu kadar bir edebiyatçı gözüyle de bakıyordu.Цим її і вподобав чоловік, що також мав літературний талант.
Ondan sonra politik olduğu kadar kişisel olanlar bizim seçimlerimize ışık tutabilir."Історична подія, яка сталася на наших очах, може мати далекосяжні наслідки … ".
Amacı, küresel kozmik ışın dedektörleri sisteminin yapımında mümkün olduğu kadar çok insanı dahil etmektir.Cílem je zapojit co nejvíce lidí do konstrukce globálního detektoru kosmického záření.
İnsani olduğu kadar hayvani bir yönü de bulunur.Poněvadž, podle mého názoru, zvíře je jako já.
Kurbanı mümkün olduğu kadar hareketsiz tutun.Snaž se udržet řešení co nejjednodušší.
Sosyal davranışı kurtda olduğu kadar gelişmiş değildir.Nicméně, smečka není tak stmelená jako je tomu u vlků.
İnsan hiçbir yerde kendisini evinde olduğu kadar güvende hissedemez.Bohužel se s ním jinde než doma neumí předvést.
Burada aranan en önemli özellik, toprak geçiş (veya yayılma) direncinin mümkün olduğu kadar küçük olmasıdır.Důležitá je zachovaná (případně jenom minimálně narušená) urbanistická struktura takového území.
Bugün, Bulgaristan'da olduğu kadar Makedonya'da da ulusal bir kahraman olarak kabul edilmektedir.V Makedonii je dodnes vnímán jako národní velikán.
Rengeyiğinin her parçası değerliydi ve bunlar mümkün olduğu kadar değerlendirilirdi.Dacă existau detalii specifice despre voce, le respectam cât de bine puteam.
Amacı, küresel kozmik ışın dedektörleri sisteminin yapımında mümkün olduğu kadar çok insanı dahil etmektir.Scopul său este de a implica cât mai mulți oameni cu putință în construirea unui sistem global detectat.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.De-asta am si fost saraci toata viata.
Lord Yupa: Çok iyi bir savaşçı olduğu kadar da bilgili bir insandır.Ca și Doc, este o luptătoare pricepută.
İnsani olduğu kadar hayvani bir yönü de bulunur.Este oare locuit universul de ființe asemănătoare omului?
Hiçbir kadın onun olduğu kadar kibirli değildir.Nici o femeie nu este la fel de arogantă ca ea.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.Egész életében szegény maradt.
O kesinlikle grup elemanlarından olduğu kadar hayranları tarafından en fazla övgü toplayan kişiydi.Az eseményen egyértelműen ők kapták a legnagyobb biztatást a rajongóktól.
Sosyal davranışı diğer kurtlarda olduğu kadar gelişmiş değildir.A bóbita nem olyan fejlett, mint a felnőtteknél.
Hayatı boyunca depresyonla olduğu kadar uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ile de sorun yaşamıştır.Karrierjét és egészségét egyaránt tönkretette alkoholizmusa és kábítószer-függősége.
Grup ardından Son Durak'tan mümkün olduğu kadar uzağa gitmeye karar verir.Edetään siitä lähtien mahdollisimman pitkälle...
Bugün, Bulgaristan'da olduğu kadar Makedonya'da da ulusal bir kahraman olarak kabul edilmektedir.Häntä pidetään nykyään Bulgariassa kansallissankarina.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.Ollut pitkin elämää masentunut.
Mike grup dışında da grup içinde olduğu kadar aktif bir insan.Bo on ystävällinen niin kentällä kuin sen ulkopuolellakin.
Bu sayede ihtiyacı olduğu kadar suyu alttan emecektir.Näin kasvi pystyy imemään tätä vettä juurillaan, mikäli sen tarvitsee.
Yine arka plan mümkün olduğu kadar dolduruluyordu.Rakennus päätettiin palauttaa niin lähelle alkuperäistä tilaansa kuin mahdollista.
Aşk, paranın ona olduğu kadar, bana önemlidir.Rakkaus on minulle yhtä tärkeää kuin raha hänelle.
Bu sayede ihtiyacı olduğu kadar suyu alttan emecektir.Αυτό σημαίνει ότι έχει παραπάνω νερό από ότι χρειάζεται.
Bugün, Bulgaristan'da olduğu kadar Makedonya'da da ulusal bir kahraman olarak kabul edilmektedir.Στη σύγχρονη εποχή μνημονεύεται ως εθνικός ήρωας τόσο στη Βουλγαρία όσο και στη Βόρεια Μακεδονία.
Fakat gereksiz olduğu kadar anlaşılması da zor olan hesabını kendi de tam olarak anlayamadı.Ασφαλώς, όμως, δεν θα μιλούσε τόσο έντονα εναντίον τους, εάν και ό ίδιος είχε διαπράξει το ίδιο σφάλμα.
Çok hızlı olduğu kadar bir o kadar da vurdumduymazdır.Δεν είναι μόνο γρήγορη αλλά και πολύ ακριβής.
İsveç'te olduğu kadar Japonya'da da ünlüdür.Til gengæld findes den så tæt på som i Sverige.
Ancak Veit, önceki sezonlarda olduğu kadar sık forma giyemiyordu.Belgia dominerte ikke rittet i like stor grad som årene i forveien.
O da bu kasabaya iş bulmak arzusuyla ve mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmak isteğiyle gelmiştir.Han hevdet også at de hadde ønsket å bli ferdig med saken så snart som mulig og komme seg videre.
Yine arka plan mümkün olduğu kadar dolduruluyordu.Tillatelsen måtte nå trekkes tilbake i den grad det var mulig.
Bu oyunda amaç mümkün olduğu kadar az puanla oyunu bitirmektir.Hensikten er også her, å ha lavest mulig poengsum når spillet er slutt.
Bu durum hayati (en önemli) organların normalde olduğu kadar kan alamaması anlamına gelir.Ini berarti bahwa organ-organ vital (terpenting) tidak mendapatkan suplai darah sebanyak biasanya.
Ondan sonra politik olduğu kadar kişisel olanlar bizim seçimlerimize ışık tutabilir."Kemudian pribadi sebagai politis dapat memulai menerangi semua pilihan kita."
İsveç'te olduğu kadar Japonya'da da ünlüdür.Ia pun terkenal di negeri Jepang.
Suyun içinde olduğu kadar su dışında da yaşarlar ve her taraf onlarla doludur.Nó là hoàn toàn sống dưới nước và dành toàn bộ cuộc sống của chúng dưới nước.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.「これより僕の生涯に、大きい断面。
O da bu kasabaya iş bulmak arzusuyla ve mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmak isteğiyle gelmiştir.しかし今回はできるだけ早く現地に着きたかった。
Güzel olduğu kadar biraz çatlak olan Idris isimli bir kadın dışında...アイリス 名前以外、謎に包まれた女性。
Bu oyunda amaç mümkün olduğu kadar az puanla oyunu bitirmektir.このゲームの目的は、切り札なしでなるべく少ないトリックを取ることにある。
Japonya'da yüzyıllardır yetişkinler arasında da çocuklar arasında olduğu kadar yaygın bir oyundur.昭和時代の日本では、子供の遊びとして広く流行した。
Suyun içinde olduğu kadar su dışında da yaşarlar ve her taraf onlarla doludur.鍋の中のように水は煮え立ち、あらゆる高みが水に覆われた。
Ancak Veit, önceki sezonlarda olduğu kadar sık forma giyemiyordu.スカーフの色は以前の制服と同じ学年別色分け。
Çok hızlı olduğu kadar bir o kadar da vurdumduymazdır.あまりにも速すぎて写らないんだ。
Sosyal davranışı kurtda olduğu kadar gelişmiş değildir.人間は河童ほど進化していない。
Davy yaramaz olduğu kadar akılı ve sevimlidir.デビル 意地悪で可愛らしい担任。
Genç olduğu kadar onu kazanabileceğini kanıtladı.能得大覺覺自及他若理若事。
Anlatılanlar düşsel olduğu kadar gülünç ve acıklıdır.非常怕怪談和鬼魂之類恐怖的東西。
Dişleri ve tırnakları modern etçillerde olduğu kadar iyi gelişmiş değildi.牠們的牙齒及頭顱骨比現今的食肉目較少發育。
SDK'nın VR Görünümü, geliştiricilere VR içeriğini web'de olduğu kadar mobil uygulamalara da katıştırıyor.SDK的VR View允许开发者嵌入网络及他们移动应用中的VR内容。
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.我知道我一生都会做恶梦。
İsveç'te olduğu kadar Japonya'da da ünlüdür.它也在日本榜上有名。
İsveç'te olduğu kadar Japonya'da da ünlüdür.그러나, 일본에서도 李蘭影으로 유명하다.
Tahminlerinizi mümkün olduğu kadar doğru yapmaya çalışınız” yazılı bir not verilmiştir .What can I say? : 가능한 명령어 목록을 불러온다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
olduğu kadar ile cümle - Sayfa 7 - olduğu kadar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App