olduğu kadar ile cümle
olduğu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un Mary'nin olduğu kadar çok burada olma hakkı var.Tom has as much right to be here as Mary does.
Romanlar geçmişte olduğu kadar çok okunmuyor.Novels aren't being read as much as they were in the past.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede geleceğim.I'll come as soon as possible.
Dün olduğu kadar bugün soğuk değil.It's not as cold today as it was yesterday.
Dün olduğu kadar bugün sıcak değil.It's not as hot today as it was yesterday.
Onun sahip olduğu kadar çok sayıda kitaba sahibim.I have as many books as he does.
Onun sahip olduğu kadar kitaba sahibim.I have the same number of books as he has.
Vücudum eskiden olduğu kadar esnek değil.My body isn't as flexible as it used to be.
O, onun sahip olduğu kadar çok kitaba sahip değil.He doesn't have as many books as she does.
Mümkün olduğu kadar çok okuyun.Read as much as possible.
Mümkün olduğu kadar çabuk başlamak zorundasın.You have to begin as soon as possible.
Arabamı mümkün olduğu kadar fazla fiyata satmak istiyorum.I'd like to sell my car for as much as possible.
Mümkün olduğu kadar uzun süre kalmak istiyorum.I'd like to stay as long as possible.
Mümkün olduğu kadar çabuk yanıtla!Answer as soon as possible!
Benim işim senin işin senin için olduğu kadar benim için önemlidir.My job is just as important to me as your job is to you.
Mümkün olduğu kadar çabuk geldim.I came as quick as I could.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede bilmem gerekiyor.I need to know as soon as possible.
O eskiden olduğu kadar enerjik değil.He's not as energetic as he used to be.
Toplantı mümkün olduğu kadar kısa sürede başlamalı.The meeting needs to begin as soon as possible.
Tom Mary'nin olduğu kadar mutlu görünmüyor.Tom doesn't seem to be as happy as Mary is.
Tom ve Mary kanepede mümkün olduğu kadar birbirlerinden uzak oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting on the sofa as far away from each other as possible.
Sana ihtiyacın olduğu kadar çok para vereceğim.I'll give you as much money as you need.
Mümkün olduğu kadar çabuk döneceğim.I'll be back as soon as possible.
Ben mümkün olduğu kadar çabuk orada olacağım.I'll be there as fast as I can.
Tom Mary'nin olduğu kadar meşgul görünmüyor.Tom doesn't seem to be as busy as Mary is.
Tom mümkün olduğu kadar kapıdan uzak oturdu.Tom sat as far from the door as possible.
Mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmayı planlıyoruz.We plan to leave as soon as possible.
Kayıtlar yerine mümkün olduğu kadar çok canlı TV izlemeye çalışıyorum.I try to watch live TV as much as possible instead of recordings.
Bugün dünkü olduğu kadar nemli değil.It's not as humid today as it was yesterday.
O, çirkin olduğu kadar pahalı olan pembe bir kemer takıyordu.She wore a pink belt that was as ugly as it was expensive.
Rusça zor olduğu kadar güzel bir dil.Russian is a difficult as well as a beautiful language.
Bence küreselleşmenin pozitif olduğu kadar negatif etkileri de var.I think that globalization has negative effects as well as positive.
Bence küreselleşmenin olumlu olduğu kadar olumsuz etkileri de var.I think that globalization has negative effects as well as positive.
Küreselleşmenin olumlu olduğu kadar olumsuz etkilerinin de olduğunu düşünüyorum.I think that globalization has negative effects as well as positive.
Küreselleşmenin pozitif olduğu kadar negatif etkilerinin de olduğunu düşünüyorum.I think that globalization has negative effects as well as positive.
Mümkün olduğu kadar kısa ve öz olmaya çalışacağım.I'll try to be as brief as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede döneceğiz.We'll be back as soon as possible.
Tom Mary'nin sahip olduğu kadar çok kitaba sahip değil.Tom doesn't have as many books as Mary does.
Tom Mary'nin sahip olduğu kadar çok arkadaşa sahip değil.Tom doesn't have as many friends as Mary does.
Tom Mary'nin sahip olduğu kadar çok paraya sahip değil.Tom doesn't have as much money as Mary does.
Tom her zaman olduğu kadar sabırsız.Tom is as impatient as ever.
Hava haziranda temmuzda olduğu kadar sıcak değil.It's not as hot in June as it is in July.
Mümkün olduğu kadar kalacağız.We'll stay as long as possible.
Tom'un yalandan olduğu kadar aptal olmadığından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom isn't as stupid as he pretends to be.
Tom eskiden olduğu kadar şişman değil.Tom isn't as fat as he used to be.
Lütfen mümkün olduğu kadar kısa ve öz olmaya çalış.Please try to be as brief as possible.
Lütfen mümkün olduğu kadar kısa ve öz ol.Please be as brief as possible.
Tom mümkün olduğu kadar az yedi.Tom ate as little as possible.
Tom mümkün olduğu kadar hızlı koştu.Tom ran as fast as possible.
İhtiyacınız olduğu kadar çok zaman alabilirsiniz.You can have as much time as you need.
Buradan mümkün olduğu kadar çabuk çıkmalıyız.We should get out of here as fast as we can.
Tom eskiden olduğu kadar zengin değil.Tom isn't as rich as he used to be.
Tom eskiden olduğu kadar utangaç değil.Tom isn't as heavy as he used to be.
Tom eskiden olduğu kadar sıska değil.Tom isn't as skinny as he used to be.
Mümkün olduğu kadar çabuk bunun tamir edilmesini istiyorum.I want this repaired as soon as possible.
Bunu mümkün olduğu kadar acısız yapmaya çalışacağım.I'll try to make this as painless as possible.
Senin için mümkün olduğu kadar kolay şeyler yapmaya çalışacağım.I'll try to make things as easy as possible for you.
Senin için mümkün olduğu kadar kolay şeyler yapmaya çalışacağıma söz veriyorum.I promise I'll try to make things as easy as possible for you.
Mümkün olduğu kadar çok soru yap.Do as many questions as possible.
Mümkün olduğu kadar fazla soru çöz.Do as many questions as possible.