olduğu kadar ile cümle

olduğu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Özgürlük her şeyi mümkün olduğu kadar zararsız yapabilmekten oluşur.Liberty consists of being able to make everything as harmless as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede eve gitsen iyi olur.You'd better go home as soon as possible.
İngilizceni geliştirmek istiyorsan mümkün olduğu kadar sık İngilizce konuşmaya çalış.Try to speak English as often as possible if you want to improve your English.
Mümkün olduğu kadar çok kitap okumalıyız.We should read as many books as possible.
Tom sınıfındaki herhangi bir öğrencinin olduğu kadar uzundur.Tom is as tall as any student in his class is.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede alt kata gel.Come downstairs as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu bana getirmeni istiyorum.I want you to return it to me as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede babanı aramalısın.You should call your father as soon as possible.
Planınızı mümkün olduğu kadar kısa sürede uygulamaya koyun.Put your plan into practice as soon as possible.
Bu yaklaşık ABD' nin sahip olduğu kadar çok sayıdadır.This is about as many as the United States has.
Hava burada Alaska'da olduğu kadar soğuk değil.It isn't as cold here as in Alaska.
Aşk, paranın ona olduğu kadar, bana önemlidir.Love is as important to me as money is to her.
Işık sağlık için temiz havanın gerekli olduğu kadar gereklidir.Light is as necessary as fresh air is for health.
Ben bu yıl mümkün olduğu kadar çok İngilizce kitap okumak istiyorum.I want to read as many English books as possible this year.
Ona yetişmek için mümkün olduğu kadar hızlı koştum.I ran as fast as possible to catch up with him.
Kılavuz mümkün olduğu kadar erken işe koyulsak iyi olur dedi.The guide said that we had better set out as soon as possible.
Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.All of us want to live as long as possible.
Mümkün olduğu kadar çok bilgi almalıyız.We have to get as much information as possible.
Mümkün olduğu kadar çok çalıştım.I worked as hard as possible.
Eve mümkün olduğu kadar çabuk geleceğim.I will come home as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar tünellerden kaçınmaya çalışacağım.I will try to avoid tunnels as much as possible.
Mümkün olduğu kadar sessiz durdum.I kept as quiet as possible.
Onlara yetişmek için mümkün olduğu kadar hızlı koştum.I ran as fast as possible to catch up with them.
Onun sahip olduğu kadar çok paraya sahibim.I've got as much money as he has.
Onun sahip olduğu kadar çok param yok.I don't have as much money as he does.
Onu yakalamak için mümkün olduğu kadar hızlı koştum.I ran as fast as possible to catch up with her.
Kayıpları mümkün olduğu kadar tam olarak tahmin ettik.We estimated the losses as exactly as possible.
Lütfen mümkün olduğu kadar kısa sürede bize cevabını ver.Please give us your answer as soon as possible.
Borcumu mümkün olduğu kadar erken ödeyeceğim.I will pay my debt as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar çok sayıda kitap okumaya çalış.Try to read as many books as possible.
Bilgilendirilmek için mümkün olduğu kadar çok okumaya çalışıyorum.In order to keep informed, I try to read as much as possible.
Yeni bir sayfa açmalısın ve mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.You must turn over a new leaf and work as hard as possible.
Ona ihtiyacı olduğu kadar çok ödünç para ver.Lend him as much money as he needs.
Bütün dehasına rağmen, o her zaman olduğu kadar bilinmiyor.For all his genius, he is as unknown as ever.
O mümkün olduğu kadar sıkı çalışmaya çalışıyor.He is trying to study as hard as he can.
Onun babasının sahip olduğu kadar çok kitapları var.He has just as many books as his father does.
O, babasının sahip olduğu kadar çok kitaba sahip.He has as many books as his father does.
Onun köpeği uysal olduğu kadar çok sadık değildir.Her dog is not so much faithful as tame.
O annesinin olduğu kadar güzel.She is as beautiful as her mother is.
Güzel olduğu kadar zekiydi de.She was intelligent as well as beautiful.
Bir zamanlar olduğu kadar enerjik değil.She isn't as energetic as she once was.
İhtiyacınız olduğu kadar çok saklayın.Keep as many as you need.
Arabayı yarışa sokma.Biz mümkün olduğu kadar onu uzağa götürteceğiz.Don't race the car. We want to make it go as far as possible.
Paranı mümkün olduğu kadar çabuk göndereceğim.I will send your money as soon as possible.
Kepenkleri kapatın ve perdeleri çekin. Mümkün olduğu kadar az ışık olmalıdır.Close the shutters and draw the curtains. There must be as little light as possible.
Hiçbir kadın onun olduğu kadar kibirli değildir.No woman is as arrogant as she is.
Trang'in partisi bir cenaze sonrasında olduğu kadar eğlenceliydi.Trang's party was as much fun as a funeral wake.
Şeytan boyalı olduğu kadar siyah değil.The devil is not so black as he is painted.
Çin'e gidersem, bu mümkün olduğu kadar çok Çince konuşmak amacıyla olurdu.If I go to China, it would be for the purpose of speaking Chinese as much as possible.
Bir yabancı dili öğrenmek istiyorsan mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.If you want to master a foreign language, you must study as much as possible.
Onlar mümkün olduğu kadar çok sayıda insan yakalardı.They would capture as many people as possible.
Mümkün olduğu kadar açıkça kendini ifade et.Express yourself as clearly as possible.
Balık yemek eskiden olduğu kadar şimdi sağlıklıklı mıdır?Is eating fish as healthy now as it used to be?
Keşke Tom'un sahip olduğu kadar çok param olsa.I wish I had as much money as Tom.
Tom mümkün olduğu kadar Mary'nin apartmanına yakın parketti.Tom parked as close to Mary's apartment building as he could.
Tom, Mary'ye kötü haberi söylemeyi mümkün olduğu kadar uzun süre erteledi.Tom had put off telling Mary the bad news for as long as possible.
Tom işi mümkün olduğu kadar çabuk bitirmeye çalışacak.Tom will try to finish the work as early as possible.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede sizi görmek istiyor.Tom wants to see you as soon as possible.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede bir doktor görmek istiyor.Tom wants to see a doctor as soon as possible.

İlgili Sayfalar