olduğu kadar ile cümle
olduğu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Ciò era consolatorio, ma anche inquietante.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Co było pocieszające, ale kłopotliwe.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Což bylo utěšující, ale znepokojivé.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.안심이 됐지만, 한편으론 참 난처했습니다.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Lo que era reconfortante, pero confuso.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.O que era reconfortante, embora perturbador.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Se oli lohdullista, mutta huolestuttavaa.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Was beruhigend und gleichzeitig beunruhigend war.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Wat troostend was, maar zorgwekkend.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Yang cukup menghibur, namun mengganggu.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Το οποίο ήταν καθησυχαστικό αλλά και προβληματικό.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Което беше утешително, но обезпокоително.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Це заспокоювало, але й турбувало.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Это было утешительно, но тревожно.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.מה שהיה מנחם, אבל מטריד.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.والذي كان مريحا ، ولكن مثيرا للقلق.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.私がその場にいながら 母は私抜きで誕生日を祝ってたの
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Alors nous faisons autant partie de la solution que du problème.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Deci suntem foarte mult atât parte a soluţiei cât şi problema însăși.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Jadi kita adalah bagian dari jalan keluar sekaligus masalahnya.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.그래서 우리는 해결책이자 문제의 일부이기도 합니다.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Nên chúng tôi chính là một phần trong cách giải quyết cũng như chúng tôi chính là vấn đề.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Per cui siamo parte integrale della soluzione cosí come del problema.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Por eso somos gran parte de la solución así como del problema.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Portanto, somos em larga escala parte da solução e também do problema.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Så vi killar är verkligen en del av lösningen precis som vi är en del av problemet.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Takže jsme součástí řešení stejně jako jsme součástí problému.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Takže sme súčasťou riešenia, takisto, ako sme problémom.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Úgyhogy mi annyira részei vagyunk a megoldásnak is, mint amennyire a problémának.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.We zijn dus heel erg deel van de oplossing en van het probleem.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Więc w dużym stopniu jesteśmy zarówno częścią rozwiązania jak i problemu.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Wir sind sowohl ein wichtiger Teil der Lösung als auch des Problems.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Άρα είμαστε μέρος της λύσης όσο και μέρος του προβλήματος.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Така че ние сме до голяма степен част от решението, както и от проблема.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Так что инструменты, чтобы разрушить это здание, тоже у нас в руках.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.Тому в наших руках знаходиться вирішення цієї проблеми.
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.כך שבמידה רבה אנחנו חלק מהפתרון כמו גם חלק מהבעייה
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.لذا فنحن إلى حد كبير جزء من الحل وفي نفس الوقت المشكلة .
Bu yüzden problemin olduğu kadar, çözümün de bir parçasıyız.その解決の鍵なのです 疾病管理センターによると
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Bạn phải chiếu tia sáng xanh lên đứa trẻ-- khắp các vùng da của bé càng rộng càng tốt.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Bisogna esporre il bambino ad una luce blu -- una luce blu luminosa che copra più pelle possibile.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Je moet blauw licht op het kind schijnen, fel blauw licht op zoveel mogelijk huid.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.신생아에게 푸른 광선을 쪼여줘야 합니다. -- 가능한 한 넓은 범위의 피부에 푸른색 광선을 쪼여주는거죠.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Man muss das Kind unter blaues Licht legen - helles, blaues Licht auf so viel Haut wie möglich.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Man skal belyse barnet med blåt lys-- klart blåt lys på så meget af huden som muligt.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Musíte dítě ozářit modrým světlem - ostrým modrým světlem na co největší plochu kůže.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Têm que incidir uma luz azul na criança -- uma brilhante luz azul em toda a superfície de pele possível.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Trebuie să expui copilul la lumină albastră -- lumină albastră puternică să acopere cât mai multă piele.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Trzeba oświetlać jak największą powierzchnię skóry dziecka jasnym, niebieskim światłem.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.Трябва да осветите детето със синя светлина - ярка синя светлина върху кожата, колкото можете да осветите.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.צריך להאיר על הילד באור כחול -- אור כחול בוהק על כמה שיותר מהעור שאפשר.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.يجب أن تشعل ضوء أزرق على الطفل -- ضوء أزرق ساطع يغطي ما يمكن تغطيته من الجلد.
Çocuğun üzerine mavi ışık tutmalısınız- tenin mümkün olduğu kadarını kaplayarak parlak mavi ışık tutulmalıdır.明るい青色光を できるだけ 多くの皮膚に当てるのです なぜこれが難問なのでしょう?
Çoğu insan Alzheimer'ın zihinsel olduğu kadar fiziksel semptomları da olduğunu bilmiyor.Alzheimer powoduje objawy kognitywne i fizyczne.
Çoğu insan Alzheimer'ın zihinsel olduğu kadar fiziksel semptomları da olduğunu bilmiyor.Banyak orang tidak tahu bahwa Alzheimer memiliki gejala fisik, dan juga gejala kognitif.
Çoğu insan Alzheimer'ın zihinsel olduğu kadar fiziksel semptomları da olduğunu bilmiyor.많은 사람들이 알츠하이머 병이 사실은 인지적 증상 뿐만 아니라 육체적 증상을 가지고 있다는 것을 모르고 있습니다. 환자들은 균형감각을 잃고,
Çoğu insan Alzheimer'ın zihinsel olduğu kadar fiziksel semptomları da olduğunu bilmiyor.Många människor vet inte att Alzheimers har fysiska symptom. och inte bara kognitiva symptom.
Çoğu insan Alzheimer'ın zihinsel olduğu kadar fiziksel semptomları da olduğunu bilmiyor.Mnoho ľudí nevie, že Alzheimer má fyzické ako aj duševné príznaky.
Çoğu insan Alzheimer'ın zihinsel olduğu kadar fiziksel semptomları da olduğunu bilmiyor.Molte persone non sanno che l'Alzheimer ha anche sintomi fisici, oltre a quelli cognitivi.
Çoğu insan Alzheimer'ın zihinsel olduğu kadar fiziksel semptomları da olduğunu bilmiyor.Mucha gente desconoce el hecho de que el Alzheimer implica tanto síntomas físicos, como síntomas cognitivos.