olduğu kadar ile cümle
olduğu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadar California ekonomisi için de iyi.Het is nodig en -- net zo belangrijk -- het is goed voor de Californische economie.
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadar California ekonomisi için de iyi.To jest potrzebne i ważne, to jest dobre dla ekonomii Kalifornii.
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadar California ekonomisi için de iyi.Това е необходимо и важно, и е добро за икономиката на Калифорния.
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadar California ekonomisi için de iyi.Это необходимо и, что не менее важно, это хорошо для экономики штата Калифорния.
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadarC'est nécessaire et tout aussi important, c'est bon pour l'économie californienne.
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadar이것은 필요한 것이며, 마찬가지로 중요합니다.
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadarזה הכרחי, וחשוב לא פחות,
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadarهذا ضروري ، ويعتبر مهم جدا:
Bu gerçekten gerekli ve önemli olduğu kadarカリフォルニア州の経済にとっても良いことです
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Aj vyskočil z postele skoro ráno, aby bol medzi prítomnými, kedy starý Chlapec by mal prísť.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I hyppäsi sängystä aikaisin seuraavana aamuna, jotta niiden joukossa paikalla, kun vanha pojan pitäisi saapua.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I skakał z łóżka wcześnie rano, aby być wśród obecnych, gdy stary Chłopiec powinien dotrzeć.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I ugrált az ágyból korán reggel, hogy azok között jelen, amikor a régi fiú érkezik.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I vyskočil z postele brzy ráno, aby byl mezi přítomnými, kdy starý Chlapec by měl přijít.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Jag hoppade ur sängen tidigt nästa morgon, så att vara bland de närvarande när de gamla Pojken ska anlända.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.그 사이에 존재해야하므로 같은 초기 다음날 아침 침대에서 미쳐가 때 이전 아이는 도착해야합니다.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Sem poskočil iz postelje zgodaj zjutraj, tako da se med tiste, ki je bila stara Fant bi morali prispeti.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Tôi nhảy ra khỏi giường sáng sớm, để là một trong những người hiện diện cũ cậu bé cần đến.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Я вскочил с постели рано утром, чтобы быть среди присутствующих, когда старые Мальчик должен прибыть.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Я схопився з ліжка рано вранці, щоб бути серед присутніх, коли старі Хлопчик повинен прибути.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.قفز من السرير في صباح اليوم التالي في وقت مبكر ، وذلك ليكون من بين الحاضرين عندما القديم وينبغي أن يصل الصبي.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.少年は到着する必要があります。 私はこれらのオーシャンライナーがべらぼうにのドックを見上げ取り出すことが経験的に知っていた
Bunlar Roma'nın sadece çizimleri. Mümkün olduğu kadar sık geri dönerim.이것들은 로마에 대한 그림일 뿐입니다. 저는 상황이 허락될 때마다 그곳에 다시 간답니다.
Bunlar Roma'nın sadece çizimleri. Mümkün olduğu kadar sık geri dönerim.אלה הם רק ציורים של רומא. אני חוזר אליהם לעיתים קרובות ככל האפשר--
Bunlar Roma'nın sadece çizimleri. Mümkün olduğu kadar sık geri dönerim.هذه ليست فقط الا رسوما عن روما.اعود إليها كلما استطعت
Bunlar Roma'nın sadece çizimleri. Mümkün olduğu kadar sık geri dönerim.その必要があるから
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.A snažíme se to dělat tak dlouho jak je to jen možné.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Cerchiamo di farlo il più a lungo possibile.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Chúng tôi mong được kéo dài dự án này lâu nhất có thể.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Das versuchen wir so lange wie möglich zu machen.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.En we trachten dit zo lang mogelijk vol te houden.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.E tentamos fazer isto durante o maior tempo possível.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Et nous essayons de faire ça aussi longtemps que possible.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Ezt igyekszünk minél hosszabb ideig csinálni.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Încercăm să facem asta cât de mult timp posibil.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Intentamos hacer esto lo más prolongadamente posible.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.되도록 장기적으로 하려고 노력합니다.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Pyrimme jatkamaan tätä niin pitkään kuin mahdollista.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Staramy się to robić tak długo, jak to możliwe.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.To poskušamo izvajati kolikor dolgo mogoče.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Και προσπαθούμε να το κάνουμε αυτό για όσο το δυνατό περισσότερο χρόνο.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.И мы стараемся делать это как можно дольше.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.І ми намагаємося робити це якомога довше.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.Опитваме се да правим това колкото е възможно по-дълго.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.אנחנו מנסים לעשות זאת לאורך כמה שיותר זמן.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.و نحن نحاول أن نفعل هذا لأطول مدة ممكنة.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.この一連の発達を見れば
Burası Federal Express olduğu kadar federaldir. özel bir banka ... özel !!A Federal Reserve a szövetségi (kormányzati) A Federal Express Egy magánbank?
Burası Federal Express olduğu kadar federaldir. özel bir banka ... özel !!Dette sted er privat ejet En privat bank? Men.... privat?
Burası Federal Express olduğu kadar federaldir. özel bir banka ... özel !!Diese Einrichtung ist in etwa so föderal, wie Federal Express. _BAR_ Ei-Eine.. priVATE BANK? PRIVAT?
Burası Federal Express olduğu kadar federaldir. özel bir banka ... özel !!To miejsce jest tak federalne jak Federal Express. Prywatny bank? Ale... prywatny?
Burası Federal Express olduğu kadar federaldir. özel bir banka ... özel !!Une banque privée ?
Burası Federal Express olduğu kadar federaldir. özel bir banka ... özel !!Това място е толкова федерално колкото и Федералния Експрес. Частна банка? Но... частна?
Bu rüzgarlar yüzünden eğer inovasyon son 150 yılda olduğu kadar güçlü kalırsa büyüme yarılanır.역풍으로 인해 혁신이 지금 수준에 머무른다면 앞으로 150년 간에는 경제 성장이 반으로 줄 것입니다.
Bu rüzgarlar yüzünden eğer inovasyon son 150 yılda olduğu kadar güçlü kalırsa büyüme yarılanır.אם חדשנות ממשיכה להיות עוצמתית כפי שהיתה במהלך 150 השנים האחרונות, הצמיחה נחתכת בחצי.
Bu rüzgarlar yüzünden eğer inovasyon son 150 yılda olduğu kadar güçlü kalırsa büyüme yarılanır.إذا داوم الابتكار على البقاء قوياً كما كان عليه في السنوات الـ150 الأخيرة, النمو سينخفض للنصف.
Bu rüzgarlar yüzünden eğer inovasyon son 150 yılda olduğu kadar güçlü kalırsa büyüme yarılanır.革新がもたらされたとしても 成長率は半分に減ります もし革新が 昔ほど強力でなく
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Ami megnyugtató volt, de zavarba ejtő is egyben.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Asta liniștea dar și tulbura.
Bu teselli edici olduğu kadar sıkıntılı bir durumdu.Ce qui était réconfortant, mais inquiétant.