olasılı ile cümle

olasılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Onun söylediğinin doğru olma olasılığı var.There is the possibility of what he said being true.
Tom Mary'yi bulacağına dair büyük bir olasılık olduğunu düşünüyor.Tom thinks there's a good chance he'll find Mary.
Tom Mary'nin evet diyeceğine dair büyük bir olasılık olduğunu düşünüyor.Tom thinks there's a good chance that Mary will say yes.
Tek olasılık var.There is one possibility.
Olaylar arasındaki bağlantının olmaması olasılığı derhal reddedilebilir.The possibility of a lack of connection between the events can be dismissed immediately.
Bunun asla bir olasılık olduğuna inanmıyorum.I don't believe that was ever a possibility.
Başka kaza olasılıklarını en aza indirgemek istiyorum.I want to minimize the chances of another accident.
Onu üç farklı olasılığa sınırladım.I've narrowed it down to three different possibilities.
Bu olasılığı hesaba aldık.We've allowed for that possibility.
Biz zaten olasılıkların yarısını saf dışı bıraktık.We've already eliminated half the possibilities.
Tom büyük olasılıkla ev ödevini önceden bitirdi.Tom has probably already finished his homework.
Tom büyük olasılıkla Mary'nin burada olduğunu zaten biliyor.Tom probably already knows that Mary is here.
Tom büyük olasılıkla bu hatayı tekrarlamaz.Tom won't likely repeat that mistake.
O tek olasılık.That's the only possibility.
Tom'un aklına diğer bir olasılık geldi.Another possibility occurred to Tom.
Bu başka bir olasılığı tamamıyla dışlamaz.This doesn't entirely rule out another possibility.
Tom'un senin bandonun çaldığı müzik türünü sevmeyeceğine dair güçlü bir olasılık var.There's a good chance that Tom won't like the kind of music your band plays.
Olasılıkla bundan kimseye söz etmemelisin.You probably shouldn't tell anybody about that.
Bunun tekrar olacağına dair bir olasılık var mı?Is there a chance this will happen again?
Olasılık farklı koşullarla değişir.Plausibility changes with different circumstances.
Tom başarısızlık olasılığından korkuyordu.Tom was afraid of the prospect of failure.
Tom büyük bir olasılıkla geç kalacak.Tom is very likely to be late.
Aşağıdaki olasılığı önerecektim.I was going to suggest the following possibility.
Bu bir olasılık, değil mi?That's a possibility, isn't it?
Büyük olasılıkla birisi bizim için bekliyor olacak.It's very likely that someone will be waiting for us.
Tom büyük olasılıkla kırmızı arabayı satın alacak.Tom will most likely buy the red car.
Bu olasılıkları azaltıyor.That narrows things down.
Tom büyük olasılıkla bugün zaten bankaya gitti.Tom has probably already been to the bank today.
Bu olasılık, her iki taraf için de çok tehlikeli olur.That would be a highly dangerous option for both sides.
Yarın yağmur olma olasılığı var.Tomorrow, there's likely to be rain.
Olasılıkları düşün.Think of the possibilities.
Tom o olasılığı düşünmemişti.Tom hadn't considered that possibility.
Tom Mary'nin büyük bir olasılıkla ne yapacağını biliyordu.Tom knew what Mary would most likely do.
Çok olasılık dışı görünmüyor.It doesn't sound so unlikely.
Sen ve ben büyük olasılıkla aynı fikirde değiliz.You and I are never likely to agree on this.
İşlerimizi kaybedeceğimize dair bir olasılık var mı?Is there a chance we'll lose our jobs?
Vergilerin yükseleceğine dair iyi bir olasılık var.There is a good chance that taxes will increase.
Geleceğin olasılıklarla dolu.Your future is full of possibilities.
Tom büyük olasılıkla zaten seni unutmuş.Tom has probably already forgotten about you.
Bu olasılıkları zaten kontrol ettim.I've already checked those possibilities.
Kazanmak için olasılık % 0.001'dirThe probability to win is 0.001%.
Dan olasılıkla Linda'yı ölene kadar boğdu.Dan likely smothered Linda until she died.
Bu çalışmanın olasılıkları nedir?What are the odds of this working?
Tom bu sefer büyük olasılıkla başaracak.Tom is very likely to succeed this time.
Bu gerçek bir olasılık.That's a real possibility.
Tom'un toplantıya gelmemesi için iyi bir olasılık var.There's a good chance that Tom won't be at the meeting.
Tom büyük olasılıkla gelmeyecek.It's quite likely that Tom won't come.
Öldürüleceğime dair bir olasılık var.There's a possibility that I'll get killed.
Olasılıklar sonsuzdur.The possibilities are infinite.
Olasılıklar sonsuzdu.The possibilities were endless.
Olasılıklar heyecan verici.The possibilities are exciting.
Bu bir olasılık olarak kalır.That remains a possibility.
Tom bunun bir olasılık olduğunu söyledi.Tom said that was a possibility.
Bu olasılık dışı görünüyor.This seems improbable.
O, olasılıkla suçsuzdu.She was probably innocent.
Tom'un bu geceki partide olacağına dair bir olasılık var mı?Is there any chance that Tom will be at tonight's party?
Tom'un geç kalma olasılığı var mı?Is there any chance that Tom will be late?
Bir sonraki saat içinde onun olma olasılığı nedir?What is the likelihood of it happening within the next hour?
Hayatta kalma olasılığı nedir?What is the likelihood of survival?
Biz olasılıklar hakkında heyecanlıyız.We're excited about the possibilities.

İlgili Sayfalar