Bunu yapmamız olası değil.We're unlikely to do that.
Tom ve Mary büyük olasılıkla ağlamayacaklar.Tom and Mary aren't very likely to cry.
Tom, Mary'nin kazanmasının pek olası olmadığını söyledi.Tom said Mary was very unlikely to win.
Tom Mary'nin bunu yapmasının pek olası olmadığını söyledi.Tom said that Mary was very unlikely do that.
Bunu yapmanın birkaç olası yolu vardır.There are several possible ways to do that.
Bugün Tom'un burada olması olası değil.It's unlikely that Tom will be here today.
Tom, Mary'nin büyük olasılıkla kazanacağını söyledi.Tom said that Mary would most likely win.
Bu öğleden sonra büyük olasılıkla yağmur yağacak.It's quite likely to rain this afternoon.
Tom'un bunu yapmak isteyeceği olası değil.It's unlikely Tom will want to do that.
Tom'un bunu yapması pek olası değildir.It's quite unlikely Tom will do that.
Tom ve Mary büyük olasılıkla birlikte şarkı söylemeyecek.Tom and Mary aren't very likely to sing together.
Tom olasılıklar hakkında heyecanlı.Tom is excited about the possibilities.
Tom ve benim birlikte şarkı söylememiz pek olası değil.Tom and I aren't very likely to sing together.
Tom'un onu yapmasının çok olası olmadığını biliyorsun, değil mi?You know Tom is very unlikely to do that, don't you?
Olası bir çözümüm var.I have a possible solution.
Onu yapmaya başlamam olası değil.I'm unlikely to start doing that.
Onu yapmayı bırakmam olası değil.I'm unlikely to stop doing that.
Artık onu yapmam pek olası değil.I'm not very likely to do that anymore.
Onu tekrar yapmam olası değil.I'm not likely to do that again.
Büyük olasılıkla onu yapmaya başlayacağım.I'm very unlikely to start doing that.
Büyük olasılıkla onu yapabilirim.I'm very likely to be able to do that.
Büyük olasılıkla Tom, Mary'den daha fazla para harcamak zorunda kalacak.Tom will quite likely have to spend more money than Mary.
Sami tüm olasılıklar üzerinde düşündü.Sami thought of all the possibilities.
Sami bütün olasılıklar hakkında düşündü.Sami thought of all the possibilities.
Yarın yağmur yağmasının olası olduğunu sanmıyorum.I don't think it's likely to rain tomorrow.
Tom'un yalan söylediği olası.It's possible that Tom is lying.
Tom'un yalan söylüyor olması olası.It's possible that Tom was lying.
Tom ve Mary onu olasılıkla yapacaklarını söylediler.Tom and Mary said they probably will do that.
Tom'un eve erken gelmesi olası.Tom is likely to come home early.
Tom'un bunu yapabilmesi olasılığı Mary'yi endişelendirdi.The possibility that Tom might be doing that worried Mary.
Tom ve Mary'nin bunu kendi başlarına yapmaları pek olası değil.Tom and Mary are unlikely to do that by themselves.
Bu sene Avustralya'ya gitmem olası değil.I'm unlikely to go to Australia this year.
Büyük olasılıkla buradaki en zengin kişi benim.I'm likely the richest person here.
Tom'un söylediği büyük olasılıkla doğru.What Tom said is probably correct.
Bu olasılığı dışlayamayız.We can't rule that out.
Karısı doğruyu bilse büyük olasılıkla ondan ayrılır.His wife would probably leave him if she knew the truth.
DENIS 0255-4700, olası yakın bir nesne olarak ilk defa 1999 yılında tanımlanmıştı.DENIS 0255-4700 was identified for the first time as a probable nearby object in 1999.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.For instance, John Dalton did not consider this possibility.
Bununla birlikte, gerçek tepelerin sayısı tartışmalıdır ve büyük olasılıkla yedi değildir.The actual number of hills is debatable however and was most likely not seven.
Pronoiar, büyük olasılıkla verilen toprağın yerli halkından bile değildi.The pronoiar was most likely not even a native of the land he had been granted.
Daha öncesinde ise, Robert Goddard kişisel not defterinde böyle bir olasılıktan bahsetmiştir.Earlier, Robert Goddard had noted such a possibility in his personal notebook.
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!All of you shall repent to GOD, O you believers, that you may succeed."
Bu "eşit olasılık" varsayımı, derin şekilde kökleşmiş bir sezgidir (Falk 1992:202).This "equal probability" assumption is a deeply rooted intuition (Falk 1992:202).
Pr – bir olayın olasılığı.Pr – probability of an event.
MWI göre, bu olası gözlemlerin her biri farklı bir evrene karşılık gelir.According to the MWI, each of these possible observations corresponds to a different universe.
"Tanrı'nın varlığı ve yokluğu tam olarak eşit olasılığa sahiptir.""God's existence and non-existence are exactly equiprobable."
Ötegezegen 55 Cancri e bir karbon gezegeninin olası bir örneğidir.The exoplanet 55 Cancri e is a possible example of a carbon planet.
Tanrı'nın var olma olasılığı %100'dür.100% probability of God.
Ancak Bell'in teoremi tüm olası felsefi olarak realist olan teoriler için geçerli değildir.However, Bell's theorem does not apply to all possible philosophically realist theories.
Gabia'nın büyük olasılıkla Gabija'dan geldiği düşünülmektedir.Gabia most likely originates from Gabija.
Böylece büyük olasılıkla sonuç, mikro kara delikler olacaktır.Thus, the most likely outcome would be micro black holes.
Michael Ruse iki olasılığında farklı durumlarda doğru olabileceğini öne sürmüştür.Michael Ruse suggests that both possibilities might be true in different cases.
Pek çok Kolombiyalı Garavito'nun erken tahliye olasılığını çokça eleştirdi.Many Colombians criticized the possibility of Garavito's early release.
Bu belirtilerin üçünden daha azının görüldüğü kişilerde olasılık %17'dir.In those with fewer than three of these symptoms the probability is 17%.
EPR'ye göre bu durumun iki olası açıklaması vardı.According to EPR there were two possible explanations.
Kitap, içerisinde 150'den fazla olası son barındırır.The book has more than 150 possible endings.
Bunun gibi, alıcısını sistematik olarak olası tüm uydular için aramak gerekir.As such, the receiver must systematically search for all possible satellites.
Olası üyeler: NGC 672, IC 1727, NGC 1156(?).Possible members: NGC 672, IC 1727, NGC 1156(?).
25 Ağustos 2014'e kadar, beş olası konma alanı belirlenmişti.By 25 August 2014, five potential landing sites had been determined.
Bu orijinal bir yatırımın bir kısmının ya da tamamının kaybedilme olasılığını içerir.This includes the possibility of losing some or all of the original investment.