Onun iyi bir seçilme olasılığı var.He has a good chance of being elected.
Onun seçileceğine dair iyi bir olasılık var.There's a good chance that he'll be elected.
O, her olası aracı kullanarak ona yaklaşmaya çalıştı.He tried getting closer to her using every possible means.
Bu anlattığının doğru olma olasılığı yok.That story cannot possibly be true.
Jane büyük bir olasılıkla gelecek.There's an eighty to ninety percent chance that Jane will come.
Büyük olasılıkla Jane gelecek.It's quite likely that Jane will come.
O, büyük olasılıkla gelecektir.He's very likely to come.
Büyük olasılıkla gelecek.There's a good chance that he'll come.
Büyük olasılıkla geç kalacak.It's quite likely that he'll be late.
Büyük olasılıkla o geç kalacak.It's very likely that he'll be late.
Onun geç kalması olasıdır.He's likely to be late.
O, büyük olasılıkla seçilecek.It's very likely that he'll be chosen.
Onun seçilmesi olasıdır.He's likely to be chosen.
Şimdi tek bir olasılık vardır.There exists only one possibility now.
Şimdi yalnızca bir olasılık vardır.There exists only one possibility now.
Tom'un tutuklanma olasılığı çok düşük.The chance that Tom will get arrested is very slim.
Bizim rastgele seçim olası bir kazanan olarak sizi seçti.Our random selection has chosen you as a possible winner!
Öğle civarı Tokyo istasyonuna varmamız olası.It's possible we'll arrive at the Tokyo station around noon.
Büyük olasılıkla, onlardan önce varacağız.In all probability, we'll arrive before them.
Büyük olasılıkla, onlar varmadan önce varırız.In all probability, we'll arrive before they do.
Senin hamile olma olasılığın var mı?Is there a possibility that you're pregnant?
Onlar büyük olasılıkla önümüzdeki hafta gelecekler.They're very likely to arrive next week.
Onların büyük olasılıkla önümüzdeki hafta geleceklerini düşünüyorum.I think it's very likely that they'll arrive next week.
Olası bir mazeret olamaz.There can be no possible excuse.
Otobüs büyük olasılıkla geç kalacak. Neden bir taksi çağırmıyoruz?It's very likely that the bus will be late. Why don't we call a taxi?
İki şeyi aynı anda yapmak olası değildir.It's not possible to do two things at once.
Tüm olasılıkları beyin fırtınası yapmalıyız.We should brainstorm all the possibilities.
Eğer iyi yemek yerseniz daha uzun yaşamanız olasıdır.If you eat well, you're likely to live longer.
"Tom muhtemelen geç kalacak." "Evet, o bir olasılık.""Tom will probably be late." "Yes, that's a possibility."
Herhangi bir yanlış anlaşılma olasılığının olmasını istemiyorum.I don't want there to be any chance of a misunderstanding.
Büyük olasılıkla insanlardan hiçbiri 25 yaşından daha fazla değil.Presumably, none of the people are more than 25 years old.
O olası değil.That's unlikely.
Bu lanet olası hiç mantıklı değil.It makes no fucking sense.
Eğer içki içersen ve araba sürersen sen lanet olası bir salaksın.If you drink and drive, you're a bloody idiot.
Her şey bütün olası dünyaların en iyisinin içindeki en iyiler içindir.Everything is for the best in the best of all possible worlds.
Bu bütün olası dünyaların en iyisi ise diğerleri nasıldır?If this is the best of all possible worlds, what are the others like?
Olasılığı düşün.Consider the possibility.
Olası mı?Is that likely?
Bu bir olasılık.It's a possibility.
O bir olasılık.That's one possibility.
Bu pek olası değil.That's very unlikely.
Bu ayrı bir olasılık.That's a distinct possibility.
Bu korkutucu bir olasılıktır.That's a frightening possibility.
Ben olası sonuçları biliyorum.I know the potential consequences.
Bunun bir olasılık olduğuna katılıyorum.I agree that's a possibility.
Seni temin ederim ki o olasılığı göz önünde bulundurdum.I assure you I've considered that possibility.
Büyük olasılıkla şimdi telefonla Tom'a ulaşabilirim.I can probably reach Tom by phone right now.
Büyük olasılıkla şimdi Tom'a ulaşabilirim.I can probably reach Tom right now.
O olasılığı gözardı edemem.I can't rule out that possibility.
Olasılık olmadığından emin misin?Are you sure there's no possibility?
O olasılığı zaten düşündüm.I've already considered that possibility.
Ellerimi iyi kullanırım oldum olası.I've always been good with my hands.
Tüm bu olasılıkları hesaba kattım.I've considered all of those possibilities.
Tüm bu olasılıkları düşündüm.I've considered all of those possibilities.
Bu olasılığı da göz önüne aldım.I've considered that possibility as well.
Bu olasılığı da düşündüm.I've considered that possibility as well.
Yarın büyük olasılıkla yağmur yağacak.It's very likely to rain tomorrow.
Bir olasılık olduğunu biliyordum.I knew there was a possibility.
Onlar büyük olasılıkla işe yarayamaz. Bunların hepsi sahte.They can't possibly work. They are all fake.
İki olasılık var.There are two possibilities.