Tom'un herhangi bir birayı içmesi oldukça olası değil.It's highly unlikely that Tom will drink any beer.
Sanırım büyük olasılıkla gitmeliyim.I think I should probably go.
Sanırım Tom büyük olasılıkla zaten onun hakkında biliyor.I think Tom probably knows about it already.
Sanırım Tom büyük olasılıkla seninle aynı fikirde olmayacaktı.I think Tom would probably disagree with you.
Büyük olasılıkla haklı olduğunu düşünüyorum.I think you're probably right.
Tom daha sık gülümsese, büyük olasılıkla daha çok arkadaşı olur.If Tom would smile more often, he'd probably have more friends.
Tom'un Mary'nin ne yaptığını bilmediğine dair iyi bir olasılık var.There's a good chance that Tom doesn't know what Mary has done.
Köpekbalığı tarafından saldırıya maruz kalma olasılığı çok düşüktür.The likelihood of being attacked by a shark is very low.
Tom farklı olasılıkları düşünüyor.Tom is considering several possibilities.
Ben yalnızca bütün olasılıkları dikkate almaya çalışıyorum.I'm just trying to consider all possibilities.
Büyük olasılıkla yakında acıkacağım.I'm probably going to be hungry soon.
Onun bir olasılık olabileceğini düşündüm.I thought it might be a possibility.
Bütün olasılıkları düşünüyorum.I'm considering all possibilities.
O olasılığın farkındayım.I'm aware of that possibility.
Olasılığın farkındayım.I'm aware of the possibility.
Bu bir olasılık mı?Is that a possibility?
Olasılıklar nedir?What're the odds?
Olasılıklar nasıl?How are the odds?
Üç olasılığımız var.We have three possibilities.
Bunun bir olasılık olduğunu biliyordum.I knew it was a possibility.
Başka olası bir açıklama yok.There's no other possible explanation.
Tembel insanların başarma olasılığı yoktur.Lazy people have no chance of success.
Yalnızca iki olasılık var.There are only two possibilities.
Toplantının zamanında başlaması olası değil.It's unlikely that the meeting will start on time.
Mümkün değil ama olası.It's not likely but possible.
Tom'un olası bir çözümü var.Tom has a possible solution.
Ben tüm olası sözlüklere danıştım.I consulted all possible dictionaries.
Büyük olasılıkla bugün yağmur yağacak.It will most likely rain today.
Büyük olasılıkla o gelecek.It's very likely he'll come.
Yüksek yağış olasılığı var.There is a high chance of precipitation.
Tom henüz fikrini değiştirmedi ve onu değiştirmek pek olası değil.Tom hasn't changed his mind yet and isn't very likely to ever change it.
Onun söylediğinin doğru olma olasılığı var.There is the possibility of what he said being true.
Tom Mary'yi bulacağına dair büyük bir olasılık olduğunu düşünüyor.Tom thinks there's a good chance he'll find Mary.
Tom Mary'nin evet diyeceğine dair büyük bir olasılık olduğunu düşünüyor.Tom thinks there's a good chance that Mary will say yes.
Bu olası olmaz.That would be unlikely.
Tek olasılık var.There is one possibility.
Olaylar arasındaki bağlantının olmaması olasılığı derhal reddedilebilir.The possibility of a lack of connection between the events can be dismissed immediately.
Bu tek olası açıklama.It's the only possible explanation.
Bunun asla bir olasılık olduğuna inanmıyorum.I don't believe that was ever a possibility.
Başka kaza olasılıklarını en aza indirgemek istiyorum.I want to minimize the chances of another accident.
Onu üç farklı olasılığa sınırladım.I've narrowed it down to three different possibilities.
O olası bir açıklama.That's a possible explanation.
Bu olasılığı hesaba aldık.We've allowed for that possibility.
Biz zaten olasılıkların yarısını saf dışı bıraktık.We've already eliminated half the possibilities.
Tom büyük olasılıkla ev ödevini önceden bitirdi.Tom has probably already finished his homework.
Tom büyük olasılıkla Mary'nin burada olduğunu zaten biliyor.Tom probably already knows that Mary is here.
Tom büyük olasılıkla bu hatayı tekrarlamaz.Tom won't likely repeat that mistake.
O tek olasılık.That's the only possibility.
Tom'un aklına diğer bir olasılık geldi.Another possibility occurred to Tom.
Ben lanet olası bir ekonomistim.I'm a fucking economist.
Bu başka bir olasılığı tamamıyla dışlamaz.This doesn't entirely rule out another possibility.
Tom'un senin bandonun çaldığı müzik türünü sevmeyeceğine dair güçlü bir olasılık var.There's a good chance that Tom won't like the kind of music your band plays.
Olasılıkla bundan kimseye söz etmemelisin.You probably shouldn't tell anybody about that.
Bu tek olası sonuç.It's the only possible conclusion.
Bunun tekrar olacağına dair bir olasılık var mı?Is there a chance this will happen again?
Tom olası bir çözüm önerdi.Tom has suggested one possible solution.
Olasılık farklı koşullarla değişir.Plausibility changes with different circumstances.
Tom başarısızlık olasılığından korkuyordu.Tom was afraid of the prospect of failure.
Tom büyük bir olasılıkla geç kalacak.Tom is very likely to be late.
Aşağıdaki olasılığı önerecektim.I was going to suggest the following possibility.