olanaksız ile cümle
olanaksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Churchill őrjöngött: "Tényleg nincs egy tábornokom sem, aki képes megnyerni egy csatát?".
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Nem lehetetlen ugyan, de kevéssé valószínű.
Tom Bradley: Olanaksız Düş.William Shakespeare: Szentivánéji álom.
İncil'in sözcük anlamlarından ibaret olması ona olanaksız gözüküyordu.Nélküle nem lehet érteni a Bibliát?
Kuzey ulaşım hatlarından ikisi olanaksızdır.A két északnyugati határállomás közül az egyik.
Örneğin, bazı testler olanaksız ya da teknik olarak çok zor olabilir.Jotkut kokeet voivat esimerkiksi olla hyvin epäkäytännöllisiä tai teknisesti vaikeita toteuttaa.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Se on paikoin harvinainen, mutta ei uhanalainen.
Bu parçalanmanın sonucunda da bütünsel bakış olanaksızlaşır.Ilman suhteellinen kosteus vaikuttaa myös kokonaishaihduntaan.
Aynı şekilde Dil felsefesi, bunun olanaksızlığına dil düzleminde açıklık getirmiştir.Innostus kielitiedettä kohtaan myös sai hänet keksimään täysin omia kieliä.
Fakat ona ulaşabilmek olanaksızdı.Niiden lähettäminen ei kuitenkaan ollut mahdollista.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.Η χειρουργική αντιμετώπιση περιορίζεται σε μερικές τάξεις λόγω ανεπαρκών οικονομικών πόρων και διαθεσιμότητας.
Ancak eldeki kuvvetlerle bu işin üstesinden gelmek olanaksızdı.Μόνο οι ένοπλες δυνάμεις θα μπορούσαν να το κάνουν.
Bu durum halkın devlete katılımını olanaksız hale getirdi.Με το μέτρο αυτό διεύρυνε τη δυνατότητα συμμετοχής του λαού στα κοινά.
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Churchill rasede: "Er det virkelig umuligt at finde en general, som kan vinde et slag?"
Tarih yazarları giderilmesi olanaksız bir kayıp olduğu görüşünde birleşmektedir.Denne beslutning betragter historikerne som en stor spildt mulighed.
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Churchill raste: «Er det virkelig umulig å finne en general som kan vinne et slag?»
Ancak aceleci Flaminius ile tartışmak olanaksızdı.Men det viste seg umulig å argumentere med den hissige Flaminius.
Çünkü Van Kalesi'nin o zamanın şartlarıyla yapılmasının olanaksız olduğu düşünülmektedir.Festningen ble på denne tiden ansett som uangripelig.
Ancak, bu bulutsuyu dürbünle ya da küçük teleskoplarla görmek olanaksızdır.Den er lett synlig gjennom gode kikkerter eller små teleskoper.
Birincil lenfoid organların değiştirilmesi ya da onların gelişimi olanaksız bir şeydir.Adaptasi fisiologi ada yang bersifat reversibel atau dapat kembali kekondisi awal.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Namun, sulit untuk membangun gereja-gereja baru.
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Churchill nghe được phải gào lên: "Is it really impossible to find a general who can win a battle?"
Sosyal sınıf farklarından dolayı evlenmeleri olanaksızdı.身分の違いから結婚することができなかった。
Bazı Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır.マルタはカトリックの国なので、離婚すら許されていません。
Artık yüzdürülmesi olanaksızdı.もう制御不能だったね。
Yeniden olanaksız bir durumla karşı karşıya kaldık.再び教育を受けられない状況に陥った。
Bu durumda teknelerin ilerlemeleri olanaksızdır.最干潮時は、船舶の航行は不可能になる。
Nakit paranın altın ya da döviz rezervleriyle değişimi olanaksızdır.ただし、お金や道具から金塊に変えることはできない。
Önceki hasar dolayısıyla dalmak olanaksızdı.明らかな先行した損傷がなくとも発症することがある。
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.排除は困難だが、不可能でもない。
Bazı Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır.而离婚在当时的天主教国家是一件根本不可能的事。
Ancak aceleci Flaminius ile tartışmak olanaksızdı.然而,這卻證明了不能輕易的與弗拉米尼爭論。
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.在某些情况下,由于没有足够的经济来源和可行性,手术治疗非常有限。
Örneğin, bazı testler olanaksız ya da teknik olarak çok zor olabilir.例如,某些试验可能难以实施或者存在技术困难。
Gerçekte bu, hemen hemen olanaksız bir girişimdi.在當時的情況下,這幾乎是不可能辦到的事。
Dünyada kaynaklar kısıtlıdır ve her insanın bütün ihtiyaçlarını, arzularını karşılaması olanaksızdır.面對有限的資源,不是所有人的慾望都能得到滿足。
Fakat ona ulaşabilmek olanaksızdı.你們要他回來是不可能的。
Hızla ilerlemek, Leningrad Sovyet savunmasını neredeyse olanaksız hale getirecekti.즉시 진격이 시작되면서 소련은 레닌그라드 방어가 거의 불가능한것 처럼 보였다.
Gerçekte bu, hemen hemen olanaksız bir girişimdi.이는 사실상 불가능에 가까운 상황으로 인식되었다.
Artık yüzdürülmesi olanaksızdı.더 이상 판올림을 되지 않는다.
Fakat ona ulaşabilmek olanaksızdı.가까이 간다는 것이 불가능하였다.
Politik işler yapması olanaksızdı.그러나 정치적 활동에는 참여하지 않았다.
Bu tahkimat sayesinde kentin karadan kuşatılması olanaksız hale gelmektidir.이러한 지형이기 때문에 주변 도시로부터 떨어져있는 것 같은 모습이 되어 있다.
Bilim kurgu ise olanaksız'ın mümkün kılınmasıdır."학자적 양심이 있다면 도저히 할 수없는 짓이지요."라고 주장하기도 했다.
Bazı Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır.בעקבות זאת, במדינות קתוליות רבות לא הייתה אפשרות חוקית להתגרש.
Fakat emir nehri geçmeyi olanaksız buldu.החשש היה שהמתקפה עלולה לעבור את הנהר.
Fakat bunu anlayabilmek olanaksızdı."לא יכולתי פשוט לדמיין את זה.
Kuzey ulaşım hatlarından ikisi olanaksızdır.מישור משני צדי ערוץ הנהר.
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Чърчил казва, „Наистина ли е невъзможно да се намери генерал, който да може да спечели битка?“.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.В някои случаи хирургическото лечение е ограничено поради недостатъчни финансови ресурси и наличност.
Bunları tanımlamak olanaksızdır.Просто не е възможно да ги изброяваме.
Politik işler yapması olanaksızdı.Не се занимава с политическа дейност.
Ama şimdi uzun süre Mısır’da kalınması olanaksız hale gelmişti.Застоява се по-дълго време в Египет.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.Kirurško liječenje se rijetko koristi zbog nedostatka fiancijskih sredstava i manjka infrastrukture.
Aynı anda iki seçeneğin de gerçekleşmesi olanaksızdı.Još uvijek je dvojbeno jesu li u tom trenutku postojale alternative.
Fakat bunu anlayabilmek olanaksızdı.Možda me nisu razumjeli?
Bugün bulunması neredeyse olanaksız olan bu kayıtların tahmini tutarı çok yüksektir.Pri vtedajších komunikačných možnostiach to znie takmer neuveriteľne.
Fakat emir nehri geçmeyi olanaksız buldu.Veliteľom útočiacich vojsk bolo jasné, že prekročenie rieky je takmer nemožné.
Bu durumda teknelerin ilerlemeleri olanaksızdır.Prenášanie lodí nie je potrebné .
Politik işler yapması olanaksızdı.Politický vplyv nemala.