olanaksız ile cümle

olanaksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bu durum halkın devlete katılımını olanaksız hale getirdi.Questo ha portato alla incertezza sul ruolo del Consiglio.
Her iki kuram çerçevesinde açıklanması olanaksızdır.È impossibile escludere tutte e due i servocomandi.
Bu, olanaksız bir durum olduğu için ikinci evde Lucky Strikes sigarasının kullanılmadığını çıkarabiliriz.Так как данная ситуация невозможна, то во втором доме курят не Lucky Strike.
Yeniden, adım 3'teki aynı sebepten dolayı bu durum olanaksızdır.Опять же, по тем же соображениям, что и в шаге 3, это невозможно.
Bunları tanımlamak olanaksızdır.Описать их все невозможно.
Ancak eldeki kuvvetlerle bu işin üstesinden gelmek olanaksızdı.Однако сделать это с оставшимися силами не было никакой возможности.
Artık yüzdürülmesi olanaksızdı.Пробудить её уже невозможно.
Bu tahkimat sayesinde kentin karadan kuşatılması olanaksız hale gelmektidir.Именно окружающая местность делала этот город неприступным.
Yeniden olanaksız bir durumla karşı karşıya kaldık.Команда в очередной раз находится неопределённой ситуации.
Bu durumda teknelerin ilerlemeleri olanaksızdır.В таком случае отпадает необходимость в корабле поколений.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Безусловно, это неприемлемо ни для одной православной церкви.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.هذا أمر نادر الحدوث، ولكنه ممكن.
Politik işler yapması olanaksızdı.ولم يعمل بالأعمال السياسية.
Gerçekte bu, hemen hemen olanaksız bir girişimdi.لكن هذا يكاد يكون من المستحيل تحقيقه عمليا.
Böyle bir dönemleştirme onlara göre hem olanaksız hem de faydasızdır.في هذه الرواية، يتصارع الممكن والمستحيل على حد سواء.
Bir durumun hep sürmesi olanaksızdır.دوام الحال من المحال.
Bilim kurgu ise olanaksız'ın mümkün kılınmasıdır."A tecnologia era improvável, a ciência impossível".
Bu durumda teknelerin ilerlemeleri olanaksızdır.Neste lago as viagens de noturnas de barco não são possíveis.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Isto é muito difícil, para não dizer impossível.
Sert akıntıya bakılacak olursa, oraya kendiliğinden gelmesi olanaksızdı.Sem ele o Cara Vermelha não chegaria nem perto de onde já chegou.
Deyimler çok çeşitli niteliklere sahip olduğu için, birbirinden tamamen ayrık kümelere ayrılması olanaksızdır.O título possui diversas possíveis origens, não necessariamente mutuamente exclusivas.
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Churchill raasde: "Is het echt onmogelijk een generaal te vinden die een veldslag kan winnen?"
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Dit is echter zeldzaam, maar niet onmogelijk.
Fakat emir nehri geçmeyi olanaksız buldu.Lee kon de rivier niet oversteken.
Bu, olanaksız bir durum olduğu için ikinci evde Lucky Strikes sigarasının kullanılmadığını çıkarabiliriz.Ook ontdekt hij een sigarettenpeuk van het in Nederland niet verkrijgbare merk Lucky Strike.
Bu nedenle, bir oyunun sonsuza dek sürmesi olanaksız değildir.Het is dus praktisch onmogelijk om het hele spel uit te spelen.
Fakat ona ulaşabilmek olanaksızdı.Het was onmogelijk met hem te communiceren.
Ama şimdi uzun süre Mısır’da kalınması olanaksız hale gelmişti.Lang duurde zijn verblijf in Frankrijk niet.
Tom Bradley: Olanaksız Düş.Louis Paul Boon als ongelovige dromer.
Aynı anda iki seçeneğin de gerçekleşmesi olanaksızdı.Kan moeilijk twee dingen tegelijk doen.
Aralarında ilişki kurmak olanaksız.Er is geen touw aan vast te knopen.
Aralarında bağlantı kurmak olanaksız.Er is geen touw aan vast te knopen.
Hızla ilerlemek, Leningrad Sovyet savunmasını neredeyse olanaksız hale getirecekti.Natychmiastowy marsz naprzód oznaczałby praktycznie brak możliwości obrony Leningradu przez Rosjan.
Fakat emir nehri geçmeyi olanaksız buldu.Miały zadanie nie dopuścić do przekroczenia rzeki.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Jest to mało prawdopodobne, ale jednak możliwe.
Yani dalganın sıklığını belli bir anda ölçmek olanaksızdır.Co ciekawe, nie da się jednoznacznie ocenić stopnia estetyki osiedla.
İkili birbirine o kadar yakındır ki, herhangi bir teleskopla ayırt etmek olanaksızdır.Komponenterna ligger så tätt samman att de inte kan åtskiljas med teleskop.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Det är fortfarande möjligt, men mycket ovanligt.
Her iki kuram çerçevesinde açıklanması olanaksızdır.Det är omstritt om båda ska godkännas.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Önskan hade hela tiden funnits att få till en riktig kyrka.
Sert akıntıya bakılacak olursa, oraya kendiliğinden gelmesi olanaksızdı.Hade han vetat att Tor var så stark hade han aldrig blivit insläppt.
Artık yüzdürülmesi olanaksızdı.Nu kunde de inte längre navigera.
Ama şimdi uzun süre Mısır’da kalınması olanaksız hale gelmişti.Проте надовго в Україні не затримався.
Artık yüzdürülmesi olanaksızdı.Пробудити її вже неможливо.
Politik işler yapması olanaksızdı.Не займався політичною діяльністю.
Böylesi bir ordunun ikmalini uzun bir süre sürdürebilmek olanaksızdır.Неможливо за два тижні зібрати нове військо.
Hiç olanaksız bir olay için olasılık 0 olur ve kesinlikle olacak bir olayın olasılığı 1 olur.Událost, která nemůže nastat, má pravděpodobnost 0, a naopak jistá událost má pravděpodobnost 1.
Kuzey ulaşım hatlarından ikisi olanaksızdır.Dvě nejjižnější stanice jsou přestupní.
Fakat emir nehri geçmeyi olanaksız buldu.Avšak vykonavatelé nemohli najít místo, odkud by dosáhli proudu řeky.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Velmi nezvyklé je ovšem halové uspořádání kostela.
Aynı şekilde Dil felsefesi, bunun olanaksızlığına dil düzleminde açıklık getirmiştir.A lidskému jazyku je nemožné vylíčit tu strašnou věc.
Bunları tanımlamak olanaksızdır.Nedokážu to moc popsat.
Toprak donmuş olduğu için siper kazılamıyor, açıkta savunma yapmak ise olanaksız görünüyordu.Vyčkáváním na vrcholu by nikomu nepomohl a akorát by promrzl.
Şu kadar ki, ikisinin birden doğru olması mantıksal açıdan olanaksızdır.Ihned tedy vidíme, že obě tvrzení jsou nesmysl.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Zăpada este rară, dar nu este imposibilă.
Bu halde, doğrusal programlama problemine olanaksız problem adı verilir.În cele ce urmează, se prezintă o soluție de programare dinamică pentru problema rucsacului nemărginită.
Bazı Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır.Divorțul este în general mai puțin acceptat în țările catolice.
Olanaksız geliyor ama gerçek.Sună imposibil, dar e adevărat.
Olanaksız geliyor ama gerçek.Pare imposibil, dar e adevărat.
Bu olanaksız bir görevdir.Aceasta este o sarcină imposibilă.
İlgili Sayfalar