Yazının Gizledikleri, Okur Kitaplığı, İstanbul 2010.Pas koji je čitao s usana , 2001.
Nüfusun %99’u okur-yazardır.Više od 99% Bjelorusa su pismeni.
Kitapları okursanız anlarsınız zaten.Niektoré knihy čítajú ich autori.
Marlboro Lisesi'nde okurken oyunculuğa ilgi duymaya başlamıştır.Počas štúdia na Marlboro High School ju prvýkrát zaujalo herectvo.
Nüfusun %98'lik okur yazarlık oranı vardır.Odhaduje sa, že 98 % ľudí je gramotných.
İlk sayı büyük bir başarı elde etti ve okurların yüreğini fethetti.Táto jej prvá zbierka sa stretla s výborným ohlasom u kritikov a úspechom u čitateľov.
Annem bana hikâyeler okur, masallar anlatırdı.Písal básne, poviedky a príbehy.
Gleeson kendisini meraklı bir okur olarak tanımlamaktadır.Wilsona na ňom označil ako špeciálneho hosťa.
Tribuno Memmo'nun okuryazar olmadığı gayet muhtemeldir.Členom AOSS nie je Spolok slovenských spisovateľov.
Emre Okur (d.Písmeno ہ/ह/h sa číta .
Ödüllerin verileceği isimler, derginin okurlarının oylarıyla belirlenmektedir.Chyby nájdené v tejto verzii budú označené ako vlastnosti programu.
Müezzin, ezan okurken kıbleye döner.Pri branju jih besedno razvezujemo.
Okur yazarlık büyük ölçüde gelişti ve standart bir edebi dil ortaya çıkarıldı.Pismenost se je zelo izboljšala, uveden je bil standardni knjižni jezik.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Knjiga Herta med kritiki in literarnimi zgodovinarji ni vzbudila nobene pozornosti.
Hagen meydan okur, fakat kimse onunla dövüşmeye cesaret edemez.Katarina ga želi braniti, toda nihče se ji ne upa odpreti vrat.
1988), Türk kaleci Ali Fırat Okur (d.1988) Kako začarati zajca (izv.
Grimm Kardeşler'in öyküsü, 19. yüzyıl orta sınıf okurları için hoş bir fabl olarak kaleme alınmıştı.Galenovi spisi so bili še v 19. stoletju čtivo za študente medicine.
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Bil je cerkovnikov sin, njegova mati mu je privzgojila ljubezen do branja knjig.
Okurken bir yandan da Yeni Gün'de spor muhabirliği yaptı.Naslednjo uro so imeli na urniku športno vzgojo.
Okulda başarısız bir öğrenciydi fakat saatlerce kitap okurdu.Na šoli je poučeval italijanski učitelj, vendar je bil šolski obisk zelo slab.
Bunun dışında birkaç dini kitap da okur.Razen tega je pisal več pridigarskih knjig.
Okur beni yazdıklarımda bulur....Aš girdžiu juos vizijose, kurios siunčiamos man ...
Ödülü kazananlar dergi okurlarının anketleriyle belirlenmektedir.Apdovanojimų laureatus renka žurnalo skaitytojai.
Okuryazar oranı yüksektir.Raštingumo lygis buvo aukštas.
Halkın % 98'i okuryazar geriye kalan % 2'si ise okuma yazma bilmemektedir.Nepaisant skurdo, 98 % Tadžikijos gyventojų moka skaityti ir rašyti.
Nüfusun %98'lik okur yazarlık oranı vardır.92 % visos populiacijos yra raštingi.
Ülkenin okur yazar oranı %97,9'dur.Šalies gyventojų raštingumas siekia 97,6 %.
Kitap okurlar ve eleştirmenler tarafından iyi karşılandı.Jo knygos buvo gerai priimtos kritikų ir skaitytojų.
Karakteristik rebetis, toplum dışıdır, kurumsal güçlere meydan okur.Verslo klasė: Gobšumas prieš pareigą visuomenei.
Okuryazar oranı %98'dir.Raštingumo lygis – 98 %.
Bunun dışında birkaç dini kitap da okur.Paties teigimu, perskaitė šimtus religinių knygų.
Okurlara 1998’de sunulmuştur.Grupės ištakos – 1998 m. projektas „Lupakajojo“.
Okuryazarlık hâlâ düşük olsa da gitgide artmaktadır.Medis išlieka gyvybingas, nors ir netekęs viršūnės.
O, çok okurdu.Jis daug skaitė.
Her gün Fransızca okur musun?Kiekvieną dieną skaitai prancūziškai?
Bir kitap okurum.Aš skaitau knygą.
Ödülü kazananlar dergi okurlarının anketleriyle belirlenmektedir.Auhinna saaja otsustavad spordiajakirjanikud.
Her ayın ilk pazartesi günü Zaman gazetesi ile birlikte satılmıştır. ^ "Sevgili okur,".The Sunday Circle jõuab lugejateni iga kuu esimesel pühapäeval koos The Sunday Timesiga.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Romaan saavutas suure menu nii lugejate kui kriitikute seas.
Başarılı olan öğrenciler üniversitelerin tıp fakültelerini okurlar.Koostanud õppematerjale arstiteaduskonna üliõpilastele.
Okur-yazarlık oranı %98 dir.Kirjaoskuse tase on 39%.
Arenas buna meydan okurcasına, yazdıklarının müsveddelerini gizlice yurtdışına gönderdi ve orada yayınlandı.Pensionipõlves kirjutas Hruštšov mälestused, mis salaja välismaale toimetati ja seal avaldati.
Yazar, okur ve yazdığını okutabilirdi.Erinevalt oma mehest oskab ta kirjutada ja lugeda.
% 1 dosyasından okurken hata oluştu% 1 파일을 읽어들이는 도중 오류가 발생했습니다.
% 1 dosyasından okurken hata oluştuBłąd podczas odczytu z pliku% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuChyba při čtení ze souboru% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuEroare în timpul citirii fișierului% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuErreur pendant la lecture du fichier « & #160; %1 & #160; »
% 1 dosyasından okurken hata oluştuErro ao ler do ficheiro% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuError al leer desde el archivo %1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuErrore di lettura dal file %1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuFehler beim Lesen von Datei„ %1“
% 1 dosyasından okurken hata oluştuFejl ved læsning fra filen% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuFel vid läsning från filen% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuFout bij lezen van %1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuHiba történt a( z)% 1 fájl olvasása közben
% 1 dosyasından okurken hata oluştuVirhe luettaessa tiedostosta% 1.
% 1 dosyasından okurken hata oluştuΣφάλμα κατά την ανάγνωση από το αρχείο% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuГрешка при четене от файл% 1
% 1 dosyasından okurken hata oluştuОшибка чтения из файла% 1