Ana içeriğe geç
Sözlük

okur ile cümle

okur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Aralık 2009'da, Billboard dergisi okurları albümü son on yılın en iyi albümü seçtiler.Joulukuussa 2009 Billboard-lehden lukijat äänestivät Invinciblen vuosikymmenen parhaaksi albumiksi.
Dolayısıyla okur-yazar oranı da oldukça düşüktü.Tosin kotimainen kirjamyynti väheni jonkin verran.
Bununla birlikte, evde uzun vakitler kitap okurdu.Lisäksi Aula on lukenut pitkään äänikirjoja.
Lisbet, tuzun üzerinde bir dua okurdu.Pridessa rukoillaan taas parien puolesta Valomerkki.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Se oli suuri menestys sekä kriitikoiden että lukijoiden keskuudessa.
Sycorax lideri, gemi kanadında Doktor'a bir kılıç dövüşü için meydan okur.Lääkäri tarjoaa Aubreylle kapteenin miekkaa.
Rottentomatoes sitesi ve okurlarından da yüzde 92 ve yüzde 88'lik oy oranı almayı başarmış.Veturin osat ja materiaalit voidaan kierrättää 98-prosenttisesti.
Yemek bitiminde köy imamı yemeği dualar ve yasin okur.Koska otan aina vitamiinini, luen rukoukseni ja juon maitoni!
Tom okurken ona karışma.Älä häiritse Tomia kun hän lukee.
O, her sabah gazete okur.Hän lukee joka aamu sanomalehteä.
Zamana ayak uydurabileyim diye her gün gazete okurum.Luen joka päivä sanomalehtiä pysyäkseni ajan tasalla.
Bu kitap genç okurların kapasitesi dahilinde.Tämä kirja sopii nuorille lukijoille.
Her sabah gazete okur.Hän lukee joka aamu sanomalehteä.
Ödülü kazananlar dergi okurlarının anketleriyle belirlenmektedir.Τα βραβεία επιλέγουν οι αναγνώστες του περιοδικού.
Annem bana hikâyeler okur, masallar anlatırdı.Δημοσιογράφος στο επάγγελμα, έγραψε διηγήματα και μυθιστορήματα.
Hem çalışır, hem okur.Συγχρόνως έγραφε και μελετούσε.
İlçede okuryazar oranı %98 civarındadır.Επίσης, οι φωτοσυνθετικοί ρυθμοί μειώνονται έως και 98%.
Burada okurken, birçok okul oyununda yer aldı.Όταν ήταν στο Λύκειο συμμετείχε σε πολλές θεατρικές παραστάσεις.
Bu çerçevede dergicilik özelinde çeşitli etkinlikler ve yazar-okur buluşmaları düzenlenmektedir.Περιλαμβάνει διάφορα διαδραστικά χαρακτηριστικά για τους τηλεθεατές και διαγωνισμούς.
Her zaman yüksek sesle okurum.Πάντα διαβάζω δυνατά.
Sonraki bölümlerde, Laimdota Yaratılış ve eski Letonca öğretileri hakkında eski kitaplardan bölümler okur.I de følgende episoder læser Laimdota fra de gamle bøger om skabelsen og den gamle lettiske lære.
İnsan Okur.Mand læser op.
Sürekli felsefe ve şiirle ilgilenir,kitap okur,günlük tutar.Han levede og åndede i sproget, læste altid, skrev dagligt.
Bununlar beraber, hâlâ okuryazarlar arasında standartın detayları ile ilgili anlaşmazlıklar vardır.På trods heraf er der stadig visse uenigheder blandt sprogfolk om detaljerne i standarden.
40 yaşın altında okuryazar olmayan yoktur.Der var ingen overlevende under 12 år.
"Öykü okurları eşik atlıyor"."Forfattere tager læserne ved næsen".
İlçede okuryazarlık oranı %98'dir.Rettidigheden er ca. 98%.
Kilise zenginlik, askeri insan gücü ve kendisinin okuryazarlık tekelini sunuyordu.Kirken tilbød rigdom, soldater og sit monopol på læse- og skrivekundskab.
Bu durum, günümüz okur kitlesi için de geçerlidir.Også nu gør dog hensynet til materialet sig gældende.
Ortalama ömür 73,7 yıl (2002 tahmini), okur yazarlık oranı % 82,1 (1995 tahmini).37,7% af befolkningen over 15 år kan læse og skrive (iflg. skøn 1995).
Okurları güldürmek için bu şekilde yazılmış olabilir.Sandsynligvis er det for at nå de græsktalende læsere.
Amy'nin istememesine rağmen Doktor, romanı sesli okur.På trods af hendes mors betænkeligheder tager Lea afsted.
Bu, hem senin ve hem de okurunun zahmetlerini azaltacaktır.Dette tilsvarer omtrent å blande hva som er hva av en bokside og en bok.
Kitap üstüne kitap okur, not tutar, düşünür, kıyaslamalar yapardı.Den natten tar han med seg boken hjem og leser den, fullstendig oppslukt.
Bazen şarkı da okurlar.Nei. Høres Margaret noensinne synge den?
"Ben şarkı okurken tanrısallaşabilirim".I lovsangen kommer Gud nær.
(Yasin: 21) ayetini okurlar ve onları kınarlar.Noen av bokstavene kan uttales både på en hard (eksplosiv) og bløt (frikativ) måte.
Ancak, taksici tekrar hapı seçmesi için ona meydan okur.Etter overveielse valgte Pasteur å prøve vaksinen på ham.
Erkeklerin %30,81'i, kadınların %8,04'ü okuryazardır.8% av menn og 0,3% av kvinner er fargeblinde.
Okuryazarlık oranı %24,55'tir.Høykaste-befolkninga er 24,50%.
Köy nüfusunun %95'i okur yazardır.95 % av byens befolkning kan lese og skrive.
Marlboro Lisesi'nde okurken oyunculuğa ilgi duymaya başlamıştır.Hun utviklet en interesse for skuespill mens hun gikk på Marlboro High School.
Dünya Bankası'nın verilerine göre, 15 yaş ve üstü ülke nüfusunun %100'ü okur yazardır.Verdensbanken betegner lesekyndigheten til litauere i alderen 15 år og eldre som 100 %.
Kitap okurlar ve eleştirmenler tarafından iyi karşılandı.Boka ble godt mottatt av både lesere og anmeldere.
Bu durum, günümüz okur kitlesi için de geçerlidir.For å gjøre historien komplett er også dagens parkidealer vist.
İlk gün pozitif emirleri, ikinci gün ise negatif emirleri okurlar.Perintah positif dibaca pada hari pertama dan perintah negatif pada hari kedua.
Hepsini en güzel ve en faydalı biçimde terbiye eden Rabbimizin rahmetini, keremini okuruz.Arah pujian yaitu sesuatu yang kita tujukan langsung kepada Tuhan (bersifat vertikal) pujian pengagungan.
İtalyan Yahudileri, ilk Pesah akşamında Maariv denen akşam duasında ve ikinci Pesah gününün sabahında okurlar.Orang Yahudi Italia membacanya saat Maariv (Doa Malam) pada hari pertama dan hari kedua Paskah.
İmam, sûre ve âyetleri okur, cemaat dinler.Mampu membaca, menulis, dan menghafal ayat-ayat Al-Qur’an dengan benar.
Halkın yüzde doksan beşi okur yazardır.Sekitar setengah dari penduduk buta huruf.
Ben daha kendi okurumu bulamadım."Tetapi nenek moyangmu tidak mendengarkan Aku dan tidak memperhatikan Aku."
İlçedeki okur yazar oranı % 93‘tür.Laju keberhasilannya adalah 93 persen".
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Kadang-kadang kebiasaannya ini mengganggu pembaca dan kritikus.
Lise çağlarında dini merasimlerde Kur'an okurdu.Selama di kapal, ia amat dihormati lantaran kepandaiannya membaca Al-Quran.
Bu noktada, "anlamı üreten okurdur" düşüncesi belirginlik kazanır.Sehingga, untuk mengimani hal tersebut dibutuhkan "lompatan keimanan" untuk memahaminya.
Bununla birlikte, evde uzun vakitler kitap okurdu.Di sekolah tersebut memiliki koleksi buku sangat banyak yang di baca.
Hem çalışır, hem okur.Membaca, dan Membaca Lagi.
Dolayısıyla okur-yazar oranı da oldukça düşüktü.Jumlah tulisan yang ia buat juga menurun.
Ödülü kazananlar dergi okurlarının anketleriyle belirlenmektedir.Para pemenang ditentukan dari hasil polling para pembacanya.
Okur yazar olmadığı için bu işten çıkartıldı.Menurut penulisnya, hal ini disebabkan karena tidak ada penerbit yang mau menerbitkannya.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod