Ayrıca okurken ve yazarken Broca afazisi olan bireylerin verdiğinden daha çok mücadele verebilirler.Mogą oni również mieć większe kłopoty przy czytaniu i pisaniu niż jednostki z afazją Broki.
Halkın yüzde doksan beşi okur yazardır.Mimo to jedynie 15% populacji regularnie czyta.
2006 yılında 56 ülkenin katıldığı PISA sınavında ana tema fen bilgisi okur yazarlığı oldu.W badaniach PISA 2006 uczestniczyło 56 krajów, natomiast PISA 2009 badało uczniów z 64 krajów.
Okurken bir yandan da Yeni Gün'de spor muhabirliği yaptı.Dla takiej jednej chwili warto urodzić się reporterem sportowym!
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Jego twórczość nie zyskała jednak większego uznania zarówno wśród czytelników, jak krytyki.
"Öykü okurları eşik atlıyor".Piszę aby zaskoczyć czytelnika.”
Halk şairleri genellikle okur yazar değillerdir ve şiirlerini saz eşliğinde çalıp söylemektedirler.Nigdy nie jest dość wysiłków, aby wypowiedzi papieża czytać i dzielić się nimi z innymi.
Bir atın üzerinde bildiri okurken.Warto również wspomnieć o wsiadaniu na konia.
Tefeyyüz Mektebi’nde okurken tiyatroya ilgi duydu ve aktör olmaya karar verdi.W tym okresie poważnie zainteresował się teatrem i postanowił zostać aktorem.
Gazetelerden iki yüz kişinin tutuklandığını, kendisinin de arandığını okur.Wzywa on do siebie obu skazańców i żąda wyjaśnień.
Çok akıllıdır ve genelde kitaplar okur.Bardzo dobrze, chętnie i często czyta.
Bahşı, dombırasını alır ve bütün gece destan okur.Zabiera dzieci na trening i każe im biegać całą noc.
Dijital okuryazarlık bilgisayar okur yazarlığı veya dijital becerilerden farklıdır.Alfabetyzm cyfrowy jest pojęciem różnym od alfabetyzmu komputerowego oraz kompetencji cyfrowych.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Na szczęście dla naszych bohaterów jego okrucieństwo idzie w parze z jego głupotą.
Hırvatistan'da okuryazarlık oranı %98.1'dir.Teoretycznie zawiera 91,68% wag.
Üniversitede okurken reklam filmlerinde rol aldı.Na studiach zagrał w filmie reklamowym.
Okuryazar olduğu bilinmemektedir ve kendisi yazılı bir kayıt bırakmamıştır.Niewiele wiadomo jest na jego temat, gdyż nie zostawił po sobie żadnych pisanych śladów.
Plaklar dinler, kitaplar okur.Wygłaszano przemówienia i czytano telegramy.
"Siz okurlarım için, Araştırdım..İnceledim..Anlattırdım..Yazdım.Przykłady użycia imiesłowu: Чита́я, я усну́ла. → Czytając, zasnęłam.
Ödülü kazananlar dergi okurlarının anketleriyle belirlenmektedir.Nagroda przyznawana przez czytelników czasopisma ZauberZeit.
Bazı okurlar ise Haaretzi anti-Yahudi, anti-İsrail ve anti-Siyonist olarak suçlamaktadır.Ruch deklaruje się jako antysemicki i antyizraelski.
Okur yazarlık oranı yüksek seviyededir.Oprawa audiowizualna stoi na wysokim poziomie.
Bazıları yalnızca zaman geçsin diye kitap okurlar.Są tacy, co czytają książki tylko dla zabicia czasu.
Hem çalışır, hem okur.Tema leka, lära, läsa.
Shefali imrenilen Parvati rolünü Birmington'daki Waverley okulunda son senesini okurken elde etti.Shefali spelade Parvati Patil då hon fortfarande gick på Waverley School i Birmingham, under det sista året.
Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği.Utskottet för föreningens finans- och värdepappersintresserade.
Fuun'un güçlü rakibi Mao, ölmeyen askerlerden bir ordu ile Fuun'un grubuna meydan okur.Fuuns ärkefiende, Mao, utmanar henne med en armé av vandöda soldater.
Kitap okurlar ve eleştirmenler tarafından iyi karşılandı.Boken fick bra respons av läsare och kritiker.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Han besvarar deras förakt med brutalitet och godtyckliga bestraffningar.
Ester 9:26 ve Ester 9:29 gibi bazı baplar mektup okur gibi okunur.Number 6, 12 och 27 bor på "The Island" eftersom de vet för mycket.
Halkın yüzde doksan beşi okur yazardır.Högst 10 personer av befolkningen är läs- och skrivkunniga.
Annem bana hikâyeler okur, masallar anlatırdı.Han skrev romaner, historier, berättelser och sagor.
Edo büyümeye başladığı andan itibaren okuryazarlık %60 artmış tüm dünyadaki oranları geçmiştir.Sen han tillträdde som VD har börsvärdet för GE minskat med 60%.
Ödülü kazananlar dergi okurlarının anketleriyle belirlenmektedir.Vinnarna röstas fram av tidningens läsare i olika kategorier.
Ağustos 2005 sayısında, okurlarını, yazmış olduğu bestelenmemiş sözleri için beste yapmaya çağırdı.Om sina upplevelser skrev han 1995 boken Det som inte kunde ske.
Semeyde okurken Mihail Lermontov ve Aleksandr Puşkin'in eserlerini okudu.Förutom poesi skrev Achmatova enastående artiklar om Aleksandr Pusjkins och Michail Lermontovs verk.
Okur yazar oranı %99 civarındadır.Den grundläggande läs- och skrivkunnigheten är cirka 99 procent.
1265 numaralı yoğun Fransızca eğitimi veren bir okulda okur.Закінчив школу № 1265 м. Москви з поглибленим вивченням французької мови.
Hem çalışır, hem okur.Багато подорожує, читає.
"Siz okurlarım için, Araştırdım..İnceledim..Anlattırdım..Yazdım.Це ти навчив мене думати, відчувати, плакати».
Okullarda okurlar.Вивчається в школах.
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Він часто допомагав сестрі, ілюструючи написані нею дитячі книги.
Yazar, okur ve yazdığını okutabilirdi.Власник до них може записувати і читати.
"Hikâyem Paramparça" başlıklı kitabında aforizmalar ve hayata dair düşüncelerini okurlarına aktardı.Будучи «до болі сором'язливою», знаходила порятунок у читанні та письмі.
Kitap okurlar ve eleştirmenler tarafından iyi karşılandı.Книгу дуже добре сприйняли читачі й критики.
Pomona Üniversite’sinde okurken İngiliz edebiyatı uzmanı Lois Platt ile tanıştı.На юридичному факультеті познайомилася з Біллом Клінтоном.
Köyün okur yazarlık oranı %70 dir.Рівень писемності населення становив 70 %.
Okur her cümlede bu perspektifin açılımlarını görür.Тут ловиш себе на думці, що починаєш помічати кожну деталь.
İlçe'nin %93'ü okur yazardır.Виводимість молодняку 93%.
17 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. ^ "Finansal okuryazarlık okullarda öğretilecek".26 березня 2018 — запропонував організувати в школах урок про протипожежної безпеки.
Mayuko çok okur.Маюко багато читає.
O, Çince okur.Вона читає китайською.
Kocam her zaman yatakta okur.Мій чоловік увесь час читає в ліжку.
Tom çok kitap okur.Том читає багато книжок.
Biz romanlar okuruz.Ми читаємо романи.
Ben İncil'i her gün okurum.Я щодня читаю Біблію.
Sık sık yatakta okurum.Я часто читаю в ліжку.
Hallel’den sonra, dördüncü kadehteki şarap da içilir, ve katılımcılar dua okur.Po skončení recitace Halelu se vypije čtvrtý pohár, říká se příslušné požehnání.
Michael O'nu cezbetmek için hoşlandığı bir yazıdan alıntı okur.Michael pořád hledá důvod proč ho odepsali.
Candice, Lake Highland Preparatory School'da okurken ailesiyle beraber Los Angeles'a taşındı.V polovině roku na Lake Highland Preparatory School se přestěhovala do Los Angeles.