ofis ile cümle
ofis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Babasının ilişkileri sayesinde valinin ofisinde yardımcı olarak işe başladı.Jau nuo valdymo pradžios ji padėjo savo vyrui imperatoriui su valstybės valdymu.
Ayrıca ofis içerisinde dokuz kovan bulundu.Išikaryje buvo 9 apskritys.
Adana Demirspor gençlik futbol antrenman sahası da kulübün Sular bölgesindeki ofisinin yanında yer almaktadır.Vaikų futbolo klubas „Granitas” naudojasi aikštynu šalia ligoninės.
Vanuatu Turizm Ofisi Vanuatu DevletiVankuverio dangoraižių diagrama Tourism Vancouver
Ziraat Bankası’ndan sonra Toprak Mahsulleri Ofisi’nde çalıştı.Po studijų dirbo AB „Turto bankas“.
1950 yılında Kopenhag’da kendi mimarlık ofisini açtı.1953 m. jis įkūrė savo agentūrą Paryžiuje.
Tom şimdi evde olmalı, ama hâlâ ofisinde bulunuyor.Tomas turėtų dabar būti namie, bet jis vis dar savo biure.
Hemen hemen tüm ofis çalışanlarının üçte biri gözlük takıyor.Beveik vienas trečdalis viso biuro darbuotojų nešioja akinius.
Bu akşam benim ofisime uğra.Šį vakarą užsuk į mano biurą.
Tom ve Mary hâlâ ofislerindeler. İkisi de bugün geç vakte kadar çalışmayı planlıyorlar.Tomas ir Merė vis dar biure. Šiandien jie abu planuoja dirbti iki vėlumos.
Bühler Genel Vali ofisinden temsilcisi olarak 20 Ocak 1942 tarihinde Wannsee Konferansı'na katıldı.20. jaanuaril 1942 võttis ta kohtuministeeriumi esindajana osa Wannsee konverentsist.
Ofisin finansmanın %90'lık bölümünü hükumetlerin yaptığı gönüllü katkılar oluşturmaktadır.Organisatsioon elatub peamiselt annetustest – umbes 90% rahast tuleb fondi vabatahtlike annetustest.
Eski doklara üzerinde yeni alışveriş merkezleri kurulmuştur; birçok yeni ofis binaları yapılmıştır.Mitmed tehase endised hooned said rekonstrueeritud, lisaks ehitati uusi büroohooneid.
Chilehaus (Şili Evi), Hamburg, Almanya'da bulunan ve on katlı bir ofis binasıdır.Chilehaus (saksa keelest 'Tšiili maja') on kümnekorruseline büroohoone Saksamaal Hamburgis.
Bu konuda bir ofis bulunmaktadır.Teemasse kuulub tegevussubjekt.
Gülümsedi ve müdürün ofisine geri döndü.Ta tüdines sellest ja pöördus tagasi spordiinstruktori ameti juurde.
Sahne, Oval Ofis'i canlandıracak şekilde tasarlandı.Kavas on see renoveerida valla esindushooneks.
ABD patent ofisi 55 patentini onayladı.Avaldanud teadustrükiseid, üle 35 USA jt maade patendi.
945 ile 963 yılları arasında Prenslik Ana ofis sahipleride o dini kabul etti.945. ja 963. aasta vahel nõustusid peamised vürstkonna ametikandjad (Gyula ja Horka) kristluse vastu võtma.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.1980년대의 컴퓨터의 발전과 함께 스프레드시트 프로그램이 사무직 노동자들을 위해 만들어졌습니다.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.Met de pc-revolutie rond 1980, werden spreadsheetprogramma's gemaakt voor kantoorgebruik.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.Коли року 1980 відбулася революція ПК, табличні програми були налаштовані для офісних працівників.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.עם מהפכת הפי.סי בסביבות 1980, תוכניות הגיליון האלקטרוני היו מתואמות לעובדי משרד,
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.لثورة الحاسوب حوالي عام 1980 ضُبطت برامج جداول البيانات لموظفي المكاتب
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.表計算ソフトは 事務員のために改良されました 事務員に取って代わるのではなく
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.1984 haben wir das erste sog. "grüne Bürogebäude" in Amerika für den Umweltverteidigungsfonds gebaut.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.En 1984, hicimos la primera llamada "oficina verde" en América para la Defensa Medioambiental.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.En 1984, nous avons conçu le premier "bureau vert" en Amérique pour l'organisation Environmental Defense.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.I 1984 lavede vi det første såkaldte "grønne kontor" i Amerika for Environmental Defense.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.În 1984, am facut primul așa-zis "birou verde" din America pentru Environmental Defense.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.In 1984 deden we het eerste zogenaamde "Groene bureau" in Amerika voor Milieu Defensie.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.Nel 1984 progettammo il primo cosiddetto "ufficio verde" in America per la Difesa Ambientale.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.W 1984 zorganizowaliśmy pierwsze tzw. "zielone biuro" w Ameryce do spraw Ochrony Środowiska.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.Το 1984, ανοίξαμε το πρώτο λεγόμενο "πράσινο γραφείο" στην Αμερική για Περιβαλλοντολογική Άμυνα.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.В 1984 мы создали первый "зеленый офис" в США для Агентства по защите окружающей среды.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.През 1984 направихме първия т.нар. "зелен офис" в Америка за Защита на околната среда.
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaIch wurde 2002 gewählt.
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaTôi đắc cử năm 2002, vào cuối năm đầu tiên tại vị trí này, tức năm 2003
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaМеня выбрали в 2002 году. А в 2003 году, в конце первого года на посту, мне позвонил один коллега и сказал:
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaנבחרתי ב-2002, וב-2003, בתום שנת הכהונה הראשונה שלי,
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaلقد تمّ انتخابي في عام 2002، في نهاية سنتي الأولى في المكتب عام 2003،
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaスタッフから電話がありました
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.25 évesen, Emma bejött az irodámba mert az ő szavaival mondva identitásválságban szenvedett.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.엠마가 절 찾아 왔을 때, 그녀는 25세 였고, 정체성의 혼란을 겪고 있다고 했었죠.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A 25 anni, Emma venne nel mio studio, perché stava attraversando, secondo lei, una crisi di identità.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A 25 ans, Emma est venue dans mon bureau parce qu'elle avait, selon ses propres mots, une crise d'identité.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A los 25, Emma llegó a mi oficina porque estaba, en sus propias palabras, teniendo una crisis de identidad.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Emma kam in mein Büro, als sie 25 war, weil sie, wie sie es ausdrückte, eine Identitätskrise hatte.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Emma přišla do mé ordinace ve věku 25 let, protože měla, dle svých vlastních slov, krizi identity.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Keď mala Emma 25, prišla do mojej kancelárie pretože, ako sama povedala, mala krízu identity.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Khi 25 tuổi, Emma đến văn phòng của tôi vì theo như lời cô ấy, thì cô ấy có một sự khủng hoảng về nhân dạng.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Kot 25-letnica je Emma prišla v mojo pisarno, ker je imela, kot je rekla sama, krizo identitete.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.La 25 de ani, Emma a venit la mine pentru că avea, cum spunea ea, o criză de identitate.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.När Emma var 25 kom hon på mitt kontor för att hon hade vad hon kallade en identitetskris.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Som 25-årig kom Emma ind på mit kontor fordi hun, som hun selv sagde, havde en identitetskrise.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Toen Emma 25 was, kwam ze naar mijn praktijk omdat ze naar eigen zeggen een identiteitscrisis had.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.W wieku 25 lat Emma przyszła do mnie, bo sądziła że przechodzi kryzys osobowości.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Στα 25 της, η Έμμα ήρθε στο γραφείο μου επειδή είχε, κατά τα λεγόμενά της, μία κρίση ταυτότητας.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.В 25 лет Эмма пришла в мой офис, потому что у неё, по её словам, был кризис личности.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.На 25, Ема дойде в моя офис, защото имаше, според нея, криза на личността.