Sahne, Oval Ofis'i canlandıracak şekilde tasarlandı.Kavas on see renoveerida valla esindushooneks.
ABD patent ofisi 55 patentini onayladı.Avaldanud teadustrükiseid, üle 35 USA jt maade patendi.
945 ile 963 yılları arasında Prenslik Ana ofis sahipleride o dini kabul etti.945. ja 963. aasta vahel nõustusid peamised vürstkonna ametikandjad (Gyula ja Horka) kristluse vastu võtma.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.1980년대의 컴퓨터의 발전과 함께 스프레드시트 프로그램이 사무직 노동자들을 위해 만들어졌습니다.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.Met de pc-revolutie rond 1980, werden spreadsheetprogramma's gemaakt voor kantoorgebruik.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.Коли року 1980 відбулася революція ПК, табличні програми були налаштовані для офісних працівників.
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.עם מהפכת הפי.סי בסביבות 1980, תוכניות הגיליון האלקטרוני היו מתואמות לעובדי משרד,
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.لثورة الحاسوب حوالي عام 1980 ضُبطت برامج جداول البيانات لموظفي المكاتب
1980 civarındaki kişisel bilgisayar devrimiyle, ofis çalışanları için tablolama programları geliştirildi.表計算ソフトは 事務員のために改良されました 事務員に取って代わるのではなく
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.1984 haben wir das erste sog. "grüne Bürogebäude" in Amerika für den Umweltverteidigungsfonds gebaut.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.En 1984, hicimos la primera llamada "oficina verde" en América para la Defensa Medioambiental.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.En 1984, nous avons conçu le premier "bureau vert" en Amérique pour l'organisation Environmental Defense.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.I 1984 lavede vi det første såkaldte "grønne kontor" i Amerika for Environmental Defense.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.În 1984, am facut primul așa-zis "birou verde" din America pentru Environmental Defense.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.In 1984 deden we het eerste zogenaamde "Groene bureau" in Amerika voor Milieu Defensie.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.Nel 1984 progettammo il primo cosiddetto "ufficio verde" in America per la Difesa Ambientale.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.W 1984 zorganizowaliśmy pierwsze tzw. "zielone biuro" w Ameryce do spraw Ochrony Środowiska.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.Το 1984, ανοίξαμε το πρώτο λεγόμενο "πράσινο γραφείο" στην Αμερική για Περιβαλλοντολογική Άμυνα.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.В 1984 мы создали первый "зеленый офис" в США для Агентства по защите окружающей среды.
1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık.През 1984 направихме първия т.нар. "зелен офис" в Америка за Защита на околната среда.
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaIch wurde 2002 gewählt.
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaTôi đắc cử năm 2002, vào cuối năm đầu tiên tại vị trí này, tức năm 2003
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaМеня выбрали в 2002 году. А в 2003 году, в конце первого года на посту, мне позвонил один коллега и сказал:
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaנבחרתי ב-2002, וב-2003, בתום שנת הכהונה הראשונה שלי,
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaلقد تمّ انتخابي في عام 2002، في نهاية سنتي الأولى في المكتب عام 2003،
2002 yılında seçilmiştim ve 2003 yılında ofisteki ilk yılımın sonundaスタッフから電話がありました
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.25 évesen, Emma bejött az irodámba mert az ő szavaival mondva identitásválságban szenvedett.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.엠마가 절 찾아 왔을 때, 그녀는 25세 였고, 정체성의 혼란을 겪고 있다고 했었죠.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A 25 anni, Emma venne nel mio studio, perché stava attraversando, secondo lei, una crisi di identità.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A 25 ans, Emma est venue dans mon bureau parce qu'elle avait, selon ses propres mots, une crise d'identité.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A los 25, Emma llegó a mi oficina porque estaba, en sus propias palabras, teniendo una crisis de identidad.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Emma kam in mein Büro, als sie 25 war, weil sie, wie sie es ausdrückte, eine Identitätskrise hatte.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Emma přišla do mé ordinace ve věku 25 let, protože měla, dle svých vlastních slov, krizi identity.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Keď mala Emma 25, prišla do mojej kancelárie pretože, ako sama povedala, mala krízu identity.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Khi 25 tuổi, Emma đến văn phòng của tôi vì theo như lời cô ấy, thì cô ấy có một sự khủng hoảng về nhân dạng.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Kot 25-letnica je Emma prišla v mojo pisarno, ker je imela, kot je rekla sama, krizo identitete.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.La 25 de ani, Emma a venit la mine pentru că avea, cum spunea ea, o criză de identitate.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.När Emma var 25 kom hon på mitt kontor för att hon hade vad hon kallade en identitetskris.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Som 25-årig kom Emma ind på mit kontor fordi hun, som hun selv sagde, havde en identitetskrise.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Toen Emma 25 was, kwam ze naar mijn praktijk omdat ze naar eigen zeggen een identiteitscrisis had.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.W wieku 25 lat Emma przyszła do mnie, bo sądziła że przechodzi kryzys osobowości.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Στα 25 της, η Έμμα ήρθε στο γραφείο μου επειδή είχε, κατά τα λεγόμενά της, μία κρίση ταυτότητας.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.В 25 лет Эмма пришла в мой офис, потому что у неё, по её словам, был кризис личности.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.На 25, Ема дойде в моя офис, защото имаше, според нея, криза на личността.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.У 25 Емма прийшла у мій офіс, бо у неї, з її слів, була криза особистості.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.בגיל 25, אמה באה למשרד שלי בגלל שהיא היתה, במילים שלה, במשבר זהות.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.في سن ال25، جاءت إيما إلى مكتبي لأنها، بتعبيرها، تعاني من معضلة الهوية.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.彼女の言葉を借りれば 自己喪失に陥っていたからです 芸術・娯楽の分野で働くのが いいのかなと思いつつも
ABD'deki Bilgi Özgürlüğü Yasası'na denk, ve ofistekileri bu örnekte sıkıştırdık.미국의 정보자유 권리와 같은 것입니다. 그리고 그 공무원을 재판으로 밀어붙였습니다.
ABD'deki Bilgi Özgürlüğü Yasası'na denk, ve ofistekileri bu örnekte sıkıştırdık.שזהה לחוק האמריקאי, והדפנו במקרה הזה את הפקיד.
ABD'deki Bilgi Özgürlüğü Yasası'na denk, ve ofistekileri bu örnekte sıkıştırdık.الذي هو مكافئ لقانون حق الحصول على معلومات في الولايات المتحدة، وقمنا بإيقاف الضابط في هذه الحالة تحديداً.
ABD'deki Bilgi Özgürlüğü Yasası'na denk, ve ofistekileri bu örnekte sıkıştırdık.情報公開法を行使し、具体的事例を示して役人に抵抗します。 42の事例では、
- ABD Patent Ofisi 1990'ların başlarında yazılım patentlerini geri çeviriyordu, ve bunları kabul etmiyordu.Il PTO in realtà durante gli anni '90 rifiutò le richieste di brevetti riguardanti il software.
- ABD Patent Ofisi sürekli yüzlerce yazılım patentini inceliyor.Il Patent Office rilascia migliaia di brevetti sul software ogni volta.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.Al correo postal de EE. UU. o a las oficinas postales en otros países aún les encanta llevar su publicidad.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.우체국은 여러분의 광고 우편물을 기꺼이 배달해 줄 거예요
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.Wszystkie poczty będą wciąż chętne do pomocy w rozsyłaniu twoich reklam i ulotek.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.Поштове відділення США або поштові відділення в інших країнах з задоволенням принесуть Вашу рекламу.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.مكتب البريد الأمريكي أو مكاتب البريد في دول أخرى ترحب بحمل إعلاناتك.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.しかし今では多くの人がWebを使うため ダイレクトメールの効果は弱くなりました