Beşinci kattan 52. kata kadar ofisler yer alır.Ils obtiennent la 55e place,.
Önemli bazı Alman firmalarının ilçede ofisleri vardır.Certains directeurs d’administration centrale ont des cabinets.
Allbiz ana ofisi Ukrayna’da bulunmaktadır.Tout le cours de la Troubij se trouve en Ukraine.
Yakınlardaki bir posta ofisi de bu isime sahip.Un groupe scolaire proche de la poste centrale porte son nom.
Şirketin ayrıca Almanya, Japonya, Kanada ve Birleşik Krallık'ta ofisi bulunmaktadır.Certains de ses bureaux sont également basés en Allemagne, au Japon, au Canada, et au Royaume-Uni.
Merkezi Moskova olan şirketin İstanbul’da da bir ofisi bulunuyor.La société possède également un bureau à Pune, en Inde.
Müdür Pope'un ofisinde Michael Tac Mahal'ın maketini yapmaktadır.Puis, Michael termine la maquette du Taj Mahal dans le bureau de Pope.
Babasının yerel sicil memurluğu ofisinde çalıştı ve sadece sekiz yaşında iken babası öldü.Son père, officier d’artillerie de marine, est décédé alors qu’il n’avait que dix-huit mois.
1996 Almanya'da yurtdışında açtığı ilk ofisini faaliyete geçirmiştir.En 1990, il organisa son premier Congrès à l'Étranger.
Aynı yıl Güney Amerika ofisleri de kuruldu.La même année, les partis politiques propres au Sud-Ouest Africain sont créés.
Yaklaşık 2,000 Hearst çalışani 4 Mayıs 2006 günü yeni ofis binalarına taşındılar.Transavia a déménagé dans le nouveau bâtiment le 3 mai 2010 avec environ 400 employés.
1963 yılında kendi mimarlık ofisini New York'ta açtı.Il ouvre sa propre agence à New York en 1965.
Merkez ofis Danimarka'da bulunmaktadır.Son siège social est situé au Danemark.
Ofisinal ilaç: Farmakope' de bulunan formüle göre eczacı tarafından hazırlanan, hazır bulundurulan ilaçlardır.Préparation magistrale, en pharmacie : un type de préparation médicamenteuse effectuée par le pharmacien.
Batı Ucu alanı, Tokyo'dan sonra ofis kiraları bakımından dünyada ikinci pahalı yerdir.La Californie est le deuxième État derrière celui du Texas pour la valeur des exportations.
1986 yılında New York’ta bulunan ofisin yöneticiliğini yapmış bir mimardır.Il a dirigé les anciens bureaux de l’Agence à New York City en 1986.
Ofisime gelin.Venid a mi oficina.
Araştırma ofisinin personeli yaklaşık 20 civarındadır.Le conseil a un personnel d'environ 20 personnes.
Merkezi Kudüs'te yer almakta olup Tel Aviv'de bir ofisi bulunmaktadır.Le siège de l'agence est à Bethléem ; elle possède également un bureau à Gaza.
Şirketin New York ve Londra'da ofisleri vardı.La société a des bureaux à New York, Londres, et Hong Kong.
GHDK'nin merkez ofisi Viyana, Avusturya'da bulunmaktadır.Le quartier général de la MRC est situé à Ottawa, la capitale nationale du Canada.
Bay Jones ofiste mi?¿Está el Sr. Jones en la oficina?
O bana ofis telefon numarasını ve adresini verdi.Él me dio el número de teléfono de su oficina y su dirección.
Amcam bu ofiste çalışıyor.Mi tío trabaja en esta oficina.
Babam ofisine trenle gider.Mi padre va a su oficina en tren.
Neden ofise gitmedin?¿Por qué no fuiste a la oficina?
O ofiste.Está en la oficina.
Ofise otobüsle gider.Va a trabajar a su oficina en bus.
Şu anda ofiste kimse yok.Al momento no hay nadie en la oficina.
Tom ofise koştu.Tom corrió a la oficina.
Yarın sabah beni ofiste ara.Llámame mañana por la mañana a la oficina.
O, az önce ofisten ayrıldı.Se acaba de ir de la oficina.
Sally ve ben aynı ofiste çalışıyoruz.Sally y yo trabajamos en la misma oficina.
Tom cumartesi günü ofisine gitmez.Tom no va a la oficina los sábados.
John, ofiste iyi iş yapıyor.John está haciendo un buen trabajo en la oficina.
Ben de ofisten biriyle çıkıyorum.Yo también salgo con alguien de la oficina.
O, ofise arabayla gider.Él va a la oficina en auto.
Ofisten döndü.Ha vuelto de la oficina.
Ofiste ara veremem. Müdürün beni görmesini istemiyorum.No me puedo dar un descanso en la oficina. No quiero que me vea el gerente.
Ben ofise geri dönmek zorundayım.Tengo que volver a la oficina.
Onun ofisindeki mobilya çok modern.Los muebles de su oficina son muy modernos.
Bu benim ofisim.Esta es mi oficina.
Sabahları her zaman ofiste değildir.No siempre está en la oficina por las mañanas.
Dün akşam ofiste çalışıyordu.Él estaba trabajando en la oficina ayer por la tarde.
Bu kimin ofisi?¿De quién es esta oficina?
Ofisimde konuşmak ister misin?¿Quieres conversar en mi oficina?
Ofisimde olacağım.Estaré en mi oficina.
Bir ofise ihtiyacım yok.No necesito una oficina.
Tom ve Mary hâlâ ofislerindeler. İkisi de bugün geç vakte kadar çalışmayı planlıyorlar.Tom y Mary están todavía en sus oficinas, ambos planean trabajar hoy hasta tarde.
O, ofisteki tek güzel kız değil.No es la única chica guapa de la oficina.
Bugün daha sonra Tom'un ofisine gitmeliyim.Más tarde tengo que ir a la oficina de Tom.
O, Tom'un ofisi.Esa es la oficina de Tom.
Babam bazen beni ofisine götürüyordu.Mi padre me llevaba a veces a su oficina.
Ofisimde sana bir şey göstermek istiyorum.Quiero enseñarte algo en mi oficina.
Adam ofisinde çalışıyor.El hombre está trabajando en su oficina.
Hoşça kal! Ofisten nasıl çıkabilirim?¡Nos vemos! ¿Cómo salgo de la oficina?
Bu öğleden sonra seni ofisimde görmek istiyorum.Te quiero ver en mi oficina esta tarde.
Seni ofisimde görmek istiyorum.Quiero verte en mi oficina.
Seni ofisimde görebilir miyim?¿Puedo verte en mi oficina?
Hala ofiste misiniz?¿Está todavía en la oficina?