Kaynaktan gelen sesin, yalnızca odaklanılan noktalarda bulunan kişilerce duyulmasını sağlar.Приглашение распространяется только на тех, кто в нём упомянут.
Siyasal aktivizmin yanı sıra şiirlerini yayımlamaya odaklandı.Отойдя от общественной деятельности, занялся поэзией.
Ancak kalede, özellikle Roma dönemine odaklanan arkeolojik kazılar sürmektedir.Другие археологические раскопки проводятся в крепости, уделяя особое внимание римским временам.
Bazen de tefekkür ve odaklanma sonucu bu kendinden geçme meydana gelir.Будучи твердым и отважным в это последнее мгновение, он, как представляется, сдался только судьбе.
Badoo arkadaş odaklı sosyal paylaşım platformu.Interactive Entertainment для Amiga-совместимой платформы Pegasos.
Diğer özelliklere arkaya monte olan 3.2MP otomatik odaklı kamera dahildir.Аппарат оснащен 3,2 Мп камерой с автофокусом.
Roman yazmaya ve edebiyat araştırmalarına odaklanmıştır.Кора бросает писать и посещать литературное общество.
1970'lerde birçok araştırma Güneş'te bulunan demir grubu elementlerin bolluğuna odaklandı.قامت مجموعة كبيرة من البحوث في عام 1970 مركزةً على البحث عن تراكيز مجموعة الحديد في الشمس.
Bale, önceki filmlerin Batman yerine kötü adamlara odaklandığını fark etti.شعر بيل أن الأفلام السابقة أعارت اهتماما أكبر للأشرار بدلا من شخصية باتمان.
Uzay havası bilimi, temel araştırma ve uygulamalara odaklanmıştır.يركز علم الطقس الفضائي على البحوث الأساسية والتطبيقات العملية.
İki ikiz arasındaki artmış odaklı iletişim onları çevreleyen sosyal çevreyle yalıtılabilir.وقد تؤدي زيادة التركيز على التواصل بين التوأمين إلى انعزالهم عن البيئة الاجتماعية المحيطة بهم.
Clare romanları boyunca hep ağır konular üzerinde odaklanmış.تركز كلير على المواضيع الثقيلة في جميع رواياتها.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.لم يركز عمله المبكر على الحياة اليهودية.
Birçok fırınlanmış ürün çok zaman ve odak gerektirir.إذ أن العديد من السلع المخبوزة تتطلب مزيدًا من الوقت والتركيز.
(Bu 20 dakikalık belgeseldrama, Nusret'in kariyerinin başlangıcına odaklanmıştır.)(و قد ركزت هذه الدراما الوثائقية التي تكو من 20 دقيقة على حياة نصرت الوظيفية في باكورتها.)
Hatırı sayılır miktarda araştırma diş gelişimini başlatan işlemleri belirlemeye odaklanmıştır.وقد تركز قدر كبير من البحث على تحديد العمليات التي تبدأ نمو الأسنان.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.كان راهبا أيضا في البداية ولكنه انتقل من الدراسات اللاهوتية إلى الفلسفة فيما بعد.
Turku ekonomisi ağırlıklı olarak Turku Limanı ve diğer hizmet odaklı endüstriler üzerinde yoğunlaşmaktadır.تتركز المنطقة التجارية في اقتصاد المدينة حول ميناء توركو وغيرها من الصناعات الخدمية.
Magic Mouse'un Mac Pro iş istasyonlarına istikrarlı bir bağlantı kurma becerisine diğer konular odaklanır.ماوس السحرية كما قد مشاكل معروفة مع الحفاظ على اتصال مستقرة لمحطات العمل "ماك برو".
Lohja, 14. yüzyılın başlarından beri Batı Uusimaa'nın nüfusu ve ekonomisi için bir odak noktası olmuştur.لوهيا نقطة الاتصال بالنسبة لسكان واقتصاد أوسيما الغربية منذ أوائل القرن الرابع عشر.
Daha sonraki sezonlar Homer'a odaklanırken, Bart ilk üç sezonun çoğunda baş karakterdi.وفى الفصول الأولى بينما كان يتم ضبط هومر كان بارت هو الشخصية الرئيسية في الفصول الثلاثة الأولى.
Savaşın birçok cephesinde konum odaklı savaş olarak adlandırılan yöntem baskın olmuştur.كانت حربًا غريبة يمكن تسميتها أيضًا بحرب الاتصال.
Lisa'ya odaklanan çoğu bölümün bir duygusal yapısı mevcuttur, bunlardan ilki "Moaning Lisa" bölümüdür.معظم الحلقات تركز علي طبيعة ليزا العاطفيه والجزء الأول منها "أنين ليزا " .
Daha sonra okulu bırakıp tamamen yazmaya odaklandı.ثم ترك التدريس وتفرغ للكتابة.
Warner Bros. bu hikâyeyi fazla düşünmeden reddetti ve Batman: Year One isimli hikâyeye odaklandı.رفضت (وارنر برذرز) هذه الحكاية دون التفكير كثيرا،وأخذت تركزعلي حكاية باتمان:يير وان .
Gerçekten ve sadece riskle ilgili olan faaliyetler üzerine odaklanmalıdır.في الممارسة العملية، لا يمكن أن يكون الخطر الحقيقيّ ممكنا إلاّ بقمع النّشاط المسبّب للمخاطر.
Liseden mezun olduktan sonra New York'a taşındı, çalışmalarına ve modellik kariyerine odaklandı.بعد المدرسة الثانوية انتقلت إلى مدينة نيويورك من أجل التركيز على دراستها وحياتها كعارضة أزياء.
Bazı savaş filmleri muharabeleri anlatmak yerine asker veya sivil halkın günlük yaşamlarına da odaklanabilir.في بعض الأحيان تركز أفلام الحرب على الحياة العسكرية أو المدنية اليومية في زمن الحرب دون تصور المعارك.
Beş sene turne kapsamında konserler verdi ve turneden sonra şarkı yazmaya odaklandı.بعد 15 عاما، تم تحريرها من عقد الاستوديو واتجهت إلى الغناء.
Buna rağmen polis soruşturması ilk başta uyuşturucu kaçakçılarının intikamına odaklanmıştır.وقد ركزت سياسته الداخلية على مكافحة الاتجار غير المشروع بالمخدرات عن طريق بدء حملة لقتل التجار.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.كل مجلد يتناول موضوعاً منفرداً.
Kullanım senaryoları, bir amacın veya görevin nasıl başarılacağını tanımlamaya odaklanır.كل حالة استخدام تركزعلى وصف كيفية تحقيق هدف أو مهمة.
Hatta olmasını tercih ederim, daha iyi performans göstermek için odaklandım.""ينبغي عليّ حقاً التركيز على القيام بشيء آخر.
Yazar, bir konu üzerine uzun süre odaklanamıyordu.كما أنه لم يكن يستطيع التركيز لفترة طويلة.
Bu nedenle zafiyetleri gizlemek ve mücadeleye odaklanmak gerekmektedir."ويحذر من التلاعب لاخفاء الحقيقة".
Aracın sürüşünün konforlu ancak performans odaklı olması hedeflenmiştir.لا يهم ذلك في سيارات السباق إذا كان الأداء هو فقط الهدف المنشود.
Ondan sonra uzun zaman Napoli Krallığı Fransa ve İspanya arasındaki çekişmelere devamlı odak oldu.ليس غريبا أن الفرق بين إسبانيا الحقيقية وإسبانيا الحكم ازدادت وبعمق.
Grup daha önce hiç Londra'da kalmamıştı, odaklandıkları sorunları vardı.A banda nunca esteve em Londres antes, por isso eles tinham dificuldade em se concentrar.
Moorim Okulu yalnızca yüksek akademik puanlara odaklanmış bir okul değildir.O Instituto Moorim não está focado apenas em resultados acadêmicos elevados.
Şiir, sıradışı derecede güçlü bir aşka odaklanır.O poema foca em um amor ideal que é excepcionalmente forte.
Gallente Federasyonu ve Caldari Devleti ekonomik ve ticaret odaklı uluslardır.A Federação Gallente e o Estado Caldari são ambos nações orientadas à economia e ao comércio.
İkinci tip Weber, Wertrational veya değer / inanç odaklı olarak adlandırdı.O segundo tipo foi chamado por Weber Wertrational, ou seja, orientado por crença ou valor.
Kolay bir karardı; çünkü sizi o dünyaya geri odaklıyor.Foi um corte limpo, porque te focava de volta para aquele mundo.
Bu arada Doktor, Eve ve Ronan, geminin manuel kontrolünü kazanmaya odaklanır.Enquanto isso, a Doutora, Eve e Durkas se concentram em ganhar o controle manual da nave.
Ancak, Clara bunları görmezden gelir ve Danny'ye odaklanır.No entanto, Clara deliberadamente ignora-os, continuando a se concentrar em Danny.
Avar ve Pers baskısının azaltılması, Romalıların 590/591'de Slavlara odaklanmasını sağladı.A decrescente pressão persa e avar permitiu que os bizantinos se concentrassem nos esclavenos entre 590 e 591.
19. yüzyl boyunca jeoloji Dünya'nın yaşı sorusu etrafında odaklanmıştır.Durante o século XIX, a geologia debateu-se com a questão da idade da Terra.
Bu, Nokia Corporation'ın yalnızca iletişim odaklı olmasına izin verdi.Isto permitiu à Nokia focar-se somente nas telecomunicações.
Ana odak konusu Java'dır. Ancak C/C++ ve .NET uygulamaları da dikkate alınmaktadır.O foco atual é em uma implementação Java, apesar de implementações C/C++ e .NET serem consideradas.
Kızıl Ordu'ya ait savaş araçları, törenin önemli odak noktalarından birini oluşturmuştur.Exibições dos veículos do Exército Vermelho foram alguns dos pontos altos da cerimônia.
Okulun kurulduğu yıllarda hemen hemen tüm müzik okulları öncelikle klasik müziğe odaklanmaktaydı.Na época de sua fundação quase todas as escolas de música eram focadas no ensino da música clássica.
Albüm daha çok dub, synthpop ve dans tarzlarına odaklıdır.O álbum se centra mais no dub, synthpop e outros estilos de dança.
Allen West ise Lowbrow ve Six Feet Under isimli iki projesine odaklandı.Allen West focou em seus dois projetos, Lowbrow e Six Feet Under enquanto não tocava o Obituary.
Birçok şirket güvenlik odaklı yönlendirici'ler üretmiştir.Muitas seguradoras privadas seguiram o exemplo.
Ortak Bizans ve Göktürk harekatları, Tiflis kuşatmasına odaklandı.As operações conjuntas entre Bizantinos e Goturcos focaram-se no cerco de Tiflis.
Ayrıca, Boys' Love görsel romanları üzerine odaklanan Nitro+Chiral adlı bir alt şubesi bulunmaktadır.Também tem uma filial, Nitro+Chiral, focada em Boys' Love (amor entre homens).
Her iki odak noktası da aynanın arkasındadır.O conceito de o clipe é sobre os dois lados do espelho.
Bale, önceki filmlerin Batman yerine kötü adamlara odaklandığını fark etti.Bale achou que os filmes anteriores subutilizaram o personagem de Batman, se focando mais nos vilões.
Styles, 2003 yılında NWA World Heavyweight Championship kemerine odaklandı.Em 2003, Styles começou a se concentrar no NWA World Heavyweight Championship.
Ayyavazhi, dharmatik inanç olarak sınıflandırılmaktadır çünkü dharmanın merkezine odaklanmıştır.O Ayyavazhi é classificado como uma religião dramica, devido ao seu foco central sobre o dharma.