objektif ile cümle

objektif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gerçekler değil fikirler önem kazandı, objektif olmak değil içten olmak önemli hale geldi.Her er det viktigste å få tilgivelse, ikke å føle seg flau.
Bokehin belirleyicisi öncelikle objektiftir.Daftar skor dan hasil gol Prancıs adalah yang pertama.
Fotoğrafçı 70 mm'lik bir Hasselblad makinesi ve 80 mm'lik bir objektif kullanmıştır.Nhiếp ảnh gia sử dụng máy ảnh Hasselblad 70 ly với ống kính 80 ly.
Fotoğrafçı 70 mm'lik bir Hasselblad makinesi ve 80 mm'lik bir objektif kullanmıştır.撮影者は80mmのレンズを有するハッセルブラッドカメラ70mmを使用した。
Bu binde bir objektiflik ve realistlik göze çarpar.戦闘ではのしかかりや強力な雷攻撃を仕掛けてくる。
Her objektifin aynı konuya aynı uzaklıktan bakarken gördüğü alan odak uzaklığı ile değişir.全ての楽器が同じ旋律を奏するところから中間部で、変ホ長調に転調する。
Objektif (fotoğrafçılık) Dpreview lens inceleme sayfasıGet the Facts Edge Interview Zone)
Doğrusal olmayan Programlama: Objektif fonksiyon ya da kısıtların doğrusal olmadığı genel durumları inceler.非线性规划:研究的是目标函数或是限制函数中含有非线性函数的问题。
Objektif kusurları (fotoğrafçılık) Teleobjektif (fotoğrafçılık)《镜头》(Objektiv):外交政策节目。
Eleştirinin Özellikleri; Eleştiri objektif olmalıdır.目的論論證是一個直覺卻備受批評的論證。
Süper geniş açılı objektif örneği.막강한 범위공격이 특징이다.
Fotoğrafçı 70 mm'lik bir Hasselblad makinesi ve 80 mm'lik bir objektif kullanmıştır.הצלם השתמש במצלמת Hasselblad‏ 70 מילימטר עם עדשת 80 מילימטר.
Her objektif kendine ait filmi pozluyor.או שמא כל אחד תופס מציאות משלו?
Orta odaklı objektifler: Orta açalı objektiflerdir.תאי המטרה הם תאים הנמצאים ב איבר המטרה.
Yasama kural koymak; genel, sürekli, objektif, kişisel olmayan işlemler yapabilmektir.אין לדבר על מוסר אוניברסלי, נצחי, אובייקטיבי ...
Bu yöntemlerin üstün bir tarafları vardır: objektif olmaları.Те притежават една голяма слабост: искат да играят естетично.
Günümüzde çapraz sorgunun adil ve objektif bir yargılama için zorunluluk olduğu savunulmaktadır.Država mora imati namjeru voditi rat samo zbog pravednog i opravdanog razloga.
Nesnel çarpışma teorilerine göre bazı objektif eşik değerlerinde süper pozisyonlar anında yok edilebilirler.Pri svojich pokusoch zistil, že pri kovaní sa dlhé železné predmety môžu za určitých podmienok zmagnetizovať.
Fotoğrafçı 70 mm'lik bir Hasselblad makinesi ve 80 mm'lik bir objektif kullanmıştır.Fotograf je uporabljal 70-mm fotografski aparat Hasselblad z 80-mm objektivom.
Geniş açılı objektiflerin odak uzaklıkları kısadır ve uzaysal mesafeleri daha belirgin hale getirirler.Plataus kampo objektyvai turi trumpą židinio nuotolį ir erdvinius nuotolius padaro labiau suprantamus.
Bu yöntemlerin üstün bir tarafları vardır: objektif olmaları.Olulisteks kriteeriumideks on: otstarbekus.
En basit anlamıyla bilimsel gerçek, objektif ve doğrulanabilir bir gözlemdir.Nii kindlaks tehtud faktid on teadusele kindlaks, objektiivseks aluseks.
Kaliforniya'daki Palomar Dağında bulunan Hale Teleskobu objektif çapı 5,1 metredir.Näiteks Palomari Observatooriumis Californias on teleskoop, mille peegli läbimõõt on 5.1 m.
Bir insanın geçmişini ve konumunu açıklarken en iyisi objektif olmaktır.C'est une façon objective de voir à quelle classe sociale quelqu'un a appartenu.
Bir insanın geçmişini ve konumunu açıklarken en iyisi objektif olmaktır.Egy ember múltját és társadalmi osztályát bemutatni a legjobb tárgyilagos formában.
Bir insanın geçmişini ve konumunu açıklarken en iyisi objektif olmaktır.Όταν δείχνουμε την ιστορία και την τάξη ενός ατόμου, είναι καλό να το κάνουμε αντικειμενικά.
Bir insanın geçmişini ve konumunu açıklarken en iyisi objektif olmaktır.تاريخ الشخص والطبقة الاجتماعية تكون اكثر حيادا للشخص
Bizim düşüncelerimizin akışını ve hislerimizi net, objektif ve karşıdan gözlemlemimize olanak sağlıyor.그것은 제 3자의 시각으로 우리의 사고 흐름과 명료성과 객관성을 가진
Bizim düşüncelerimizin akışını ve hislerimizi net, objektif ve karşıdan gözlemlemimize olanak sağlıyor.זה אומר להיות מסוגלים להבחין בזרם המחשבתי שלנו ותהליכים הרגשיים בבהירות גבוהה,
Bizim düşüncelerimizin akışını ve hislerimizi net, objektif ve karşıdan gözlemlemimize olanak sağlıyor.هذا يعنى أن نكون قادرين على مراقبة سريان أفكارنا و العملية العاطفية بوضوح كبير،
Bizim düşüncelerimizin akışını ve hislerimizi net, objektif ve karşıdan gözlemlemimize olanak sağlıyor.高度な透明性と客観性を持ち 第三者の視点から 観察できることを
Bu istisnalaræn da objektif ve makul ve meルru bir amaîla haklælaルtærælmasæ zorunludur.Az Irányelvek a személyeket, azaz a természetes személyeket védik a diszkriminációvalszemben.
Bu istisnalaræn da objektif ve makul ve meルru bir amaîla haklælaルtærælmasæ zorunludur.Dyrektywy chroniッ jednostki, to znaczy osoby fizyczne, przed dyskryminacjッ.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.모든 선택은 가치판단, 그리고 사회적 기준을 전제합니다. 객관적 사실이 아닙니다.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Mindezek a választások értékítéletet követelnek meg, és társadalmi normákat, nem objektív tényeket.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Todas estas elecciones involucran juicios de valor, y normas sociales, no hechos objetivos.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Tous ces choix impliquent des jugements de valeur, et des normes sociales, pas des faits objectifs.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Tutte queste scelte richiedono giudizi di valore, e norme sociali, non fatti oggettivi.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Všechny tyto volby s sebou nesou hodnotové soudy a sociální normy, ne objektivní fakta.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Všetky tieto možnosti obsahujú hodnotové súdy, a sociálne normy, a nie objektívne fakty.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Wszystkie takie wybory wiążą się z osądami moralnymi, normami społecznymi, a nie obiektywnymi faktami.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Όλες αυτές οι επιλογές εμπεριέχουν αξιακές κρίσεις και κοινωνικούς κανόνες, και όχι αντικειμενικά γεγονότα.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Всички тези избори включват преценки на стойност и социални норми, а не обективни факти.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.И каждый сделанный выбор зависит от наших ценностей и социальных норм, а не просто от объективных фактов.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.כל הבחירות האלו כוללות הכרעות ערכיות ונורמות חברתיות, לא עובדות אובייקטיביות.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.وكل هذه الخيارات التي تدخل في الحكم وتقيمه هي اعتبارات اجتماعية .. لا حقائق منطقية
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.価値判断を伴い 客観的な事実などではありません そこで 第4の提言です
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Alla kameror var såklart riktade mot Sophia.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Alle camera's waren natuurlijk op Sophia gericht.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Alle kameraerne var naturligvis, på Sophia.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Alle Kameras waren natürlich auf Sophia gerichtet.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Evident toate camerele erau pe Sophia.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.모든 카메라들은, 물론, 소피아를 찍고 있었죠.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Oczywiście wszystkie kamery były skierowane na Sophię.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Por supuesto, todas las cámaras apuntaban hacia Sofia.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Tất cả máy quay, dĩ nhiên, hướng về Sophia
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Természetesen minden kamera Sophiát vette.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Todas a câmaras, claro, apontavam para a Sophia.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Tutte le telecamere erano, ovviamente, per Sophia.
Bütün objektifler elbette Sophia'nın üzerindeydi.Všechny kamery samozřejmě točily Sophii.

İlgili Sayfalar