Ana içeriğe geç
Sözlük

o halde ile cümle

o halde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kimyasal tankerler, sıvı hâlde kimyasal ürünler taşıyan gemilerdir.Kjemikalietankere er betegnelsen på skip som er konstruert for å frakte flytende kjemikalier.
Ayak parmakları arasındaki yüzme zarları yarım haldedir.Bakføttene har svømmehud mellom tærne.
Bu sonuncu halde iken Allah'a âzamî derecede yaklaşır.De mener at dette bringer dem nærmere Gud.
Hardal tohumları bütün halde yemeklerde kullanılabilir.Gresskar kan fint brukes i matlagingen.
Her bir molekülde tüm promotorlar aynı halde bulunmalıdır.Vi må alle forholde oss til mediene på en eller annen måte.
Gövde kabukları yukarıdan aşağıya doğru çatlaklı haldedir.Portene stenges parvis fra ytterst til innerst.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Fullstendig stillhet blir det aldri.
Ailesi konsüler mirasa sahip olduğu halde hem sosyal hem de finansal açıdan bu mirası reddetmişti.Selv om hans familie var av konsular stand, var de fallende i både sosial og finansiell status.
Ayrıca örgütün Küba ile gizli halde iletişim halinde olduğu iddia edilmektedir.Che krever at hans opphold på Cuba skal hemmeligholdes.
Neredeyse tamamı sıvı haldedir.Nesten hele strekningen er opphøyd.
Olaylar trajik bir halde gelişir.Forholdet ender tragisk.
Dışkıyı çok kuru bir halde atarlar.Knitrer den for høyt, er den for tørr.
O halde, bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gereklidir.Et utsagn må altså kunne vise seg å være feil, for at det skal regnes som vitenskapelig.
İşte sahte korelasyon üçüncü halde ortaya çıkar.Ingebrigtsen kom der på tredjeplass.
O halde zihnin yetkinliği, bedenin yetkinliğinden geçecektir.Men din ånd må atter regjere over din kropp.
Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum.Resten av verden lar seg ikke utlede derifra.
Bu olay hala çözülmemiş haldedir.Saken er fortsatt uoppklart.
Bu halde iki alternatif bulunmaktadır: ( 2.a.)Begge finnes i doble varianter ( og ).
Çoğu haldeki enerji, birçok fiziksel iş yapmak için kullanılabilir.Energi i ulike tilstander kan brukes til å gjøre forskjellige former for fysisk arbeid.
Eser Bella ve Jacob ilişkisi kopmuş halde biter.Det skiftes mellom Bella og Jacobs synsvinkel i disse delene.
Setsuna kendine geldiğinde Rociel gitmiştir, Sara ise baygın haldedir.Samme kveld som kroningen fant sted ble Caroline syk.
Fischer'ı reddeden FIDE, unvan maçı yapılmadığı halde Karpov’u yeni Dünya Şampiyonu ilan etmiştir.Karpov ble dermed utropt til ny verdensmester uten kamp.
Asalakların, ergin halde bulundukları konaga birinci konak ya da ana konak denir.I etappens første veivalg, måtte lagene velge mellom Solid (Fast) eller Liquid (Flytende).
Litvancada bütün isimlerin neredeyse her zaman yalın hâlden farklı olan vokatif hâli bulunmaktadır.I dag har imidlertid piñataer ofte form som helt andre ting.
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!Karena itu bertawakallah kepada Allah, supaya kamu mensyukuri-Nya.
O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?” demişti.Nabi mereka menjawab: "Mungkin sekali jika kamu nanti diwajibkan berperang, kamu tidak akan berperang".
Hitler bir frak giymiş halde ortaya çıktı ve alçak gönüllülükle Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’u selamladı.Hitler tampil dengan mantel pagi dan dengan ramah menyambut Presiden von Hindenburg.
Bu bakımdan halden hale geçiş (telvin) , doğrusal olmayan bir süreç ve kültürdür.Berlawanan dengan ini adalah hidup yang tidak otentik (inotentik).
Bu sırada gözler yumulu olduğu halde caminin içinin nurla dolduğu da hissedilir.Sebaliknya, suasana didapatkan dengan menangkap kesan (impresi) cahaya yang ditangkap sekilas oleh mata.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Platelet (dipisahkan dari darah utuh) dan plasma segar yang dibekukan biasanya tidak dianjurkan.
Bir başka örnek, Kûfe Valisi Velîd bin Ukbe içkili hâldeyken birkaç defa namaz kıldırmıştı.Maka datangilah ia dan shalat di dalamnya, karena shalat di dalamnya seperti salat 1.000 rakaat di selainnya."
Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer.Kahendakmu djadilah seperti di dalam sawrga demikijenlah di atas bumi!
Ağa bağlı halde bir yere varınca, o ucu vardığı yere yapıştırır.Ketika Kursy meliputi langit, maka dia berada di atasnya.
Aksi halde eğer bir kadın sağlıklı ve menopoz öncesi dönemde ise komplike kabul edilmez.Sebaliknya bila seorang perempuan sehat dan belum menopause maka kasus dianggap sederhana.
O halde Axe6 yazacağız.Bersamaan dengan Java EE 6.
Meselâ; Skiperler pervâne olmadığı halde antenleri incedir.Syu'aib memperingatkan perbuatan mereka yang jauh dari ajaran agama, namun kaumnya tidak menghiraukannya.
Bunun üzerine Fatıma: "O hâlde sana ne oluyor da, Resulullah’a bizden başkasını vâris yapıyorsun?" dedi.Para sahabat bertanya, "Ya rasulallah, apa yang harus kami lakukan saat itu?"
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?Dapatkah keduanya bertemu kembali?
Az da olsa sulu tarımda yapıldığı halde daha çok kuru şartlarda hububat üretilmektedir.Lebih baik jika ditanam dalam kondisi agak kering.
Eowyn Witch-King'i öldürdükten sonra baygın haldeydi.Arwen bahkan akan membunuh Witch-king.
Heykelin ilgi çekici kısmı olan esirler, çok gerçekçi şekilde tasvir edilen acılar içinde kıvranır haldedir.Para calon pembunuh dipenjara dalam realitas virtual mereka yang bahagia.
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Penggunaan semasa hamil tampaknya aman.
Fırlatma borusu yere sabitlenmiş haldedir.Tabung peluncuran berlabuh ke tanah.
"Kızgın, halde akan'" anlamına gelir.Amok!” yang artinya mengamuk atau marah.
Aksi halde mesajın yolda değiştirilmiş ya da hasara uğramış olduğu anlar.Akan tetapi message ini diterima dalam keadaan rusak atau hilang pada jalan.
Fakat asıl heyelan kütlesi, su ile hamurlaşmış halde değildir.Sedangkan air yang di dalam wadah tidak menjadi musta’mal.
Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.Saat itu, orang-orang dari berbagai kampungpun mulai gelisah dan mulai melakukan pengamanan masing-masing.
Bu olay hala çözülmemiş haldedir.Kasus ini tetap belum terpecahkan.
Kromozomlar ışık mikroskobunda görülebilir haldedir.Kromosom tersebut dapat diamatidi bawah mikroskop cahaya.
Belirgin bir sebep olmadığı halde kimse salondan dışarı çıkmak istemez.Anehnya, tak seorang pun yang berniat untuk meninggalkan tempat itu.
Şimdiye dek araştırılan galaksilerden yalıtılmış halde oldukları gözlemlenenlerin oranı yalnızca % 5’tir.Hanya sekitar 5% dari galaksi yang disurvei ditemukan benar-benar terpencil.
Ayak parmakları arasındaki yüzme zarları yarım haldedir.Sedangkan jari-jari kaki berselaput renang sampai sekitar setengahnya.
Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.Sebagai ucapan terimakasihku kepada kalian, maka kalian ku angkat sebagai senopati dan bertugas di Kadipaten.
Tam bir centilmen olduğu halde derinlerde vahşi bir aslan saklıyor.Walaupun kini sudah menjadi raja, di dalam hatinya, dia tetaplah seekor singa hutan.
Aksi halde dökülecek Müslüman kanından sizler sorumlu olursunuz, karılarınız ve çocuklarınız esir edilirler".Maka, pertemuan antara Pururawa dengan Ayu berarti perpisahan antara Urwasi dengan suami dan anaknya.
Kadınların alınlarına altına benzeyen sıralı halde taktıkları bir süs vardır.Akan tetapi kelat bahu diketahui juga dikenakan oleh perempuan.
Olaylar trajik bir halde gelişir.Hidup mereka berakhir secara tragis.
Onlar önlerinde öncü, arkalarında artçılar olduğu halde, hemen her zaman iki sıra halinde taarruza geçerlerdi.Sesungguhnya, sebelum Soekarno dan Hatta menyerah, mereka sempat mengetik dua buah kawat.
Yüksek reaktif özelliğinden dolayı, doğada hiçbir zaman saf ve elementel halde bulunmaz.Oleh karena reaktivitasnya yang tinggi, ia tidak pernah dijumpai sebagai unsur murni.
Mineral halde bazı volkan bacalarının etrafında bulunur.Mineral ini juga ditemukan di sekitar beberapa jenis lubang vulkanik.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod