Ana içeriğe geç
Sözlük

o halde ile cümle

o halde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Cesedi uçurumdan yuvarlanmış halde iken yakınları tarafından bulundu.Το πτώμα βρέθηκε δίπλα στο αυτοκίνητό του σχεδόν αποκεφαλισμένο.
Halde ve sükunette kalın.Κρατά φαρέτρα και τόξο.
Aksi halde kan şekeri çok yüksek düzeylere çıkar.Τα επίπεδα σακχάρου στο αίμα τους αυξάνονται πολύ εύκολα.
Köyün girişinde eski köy okulu binası da harap haldedir.Στη είσοδο του χωριού προβάλλει το όμορφο κτίριο του παλαιού δημοτικού σχολείου.
O halde gerçeği aramak değil, bir fikri dinleyicilere gerçek gibi göstermek söz konusudur.Με τη ρητορική, έχουν ως σκοπό όχι την εύρεση της αλήθειας, αλλά την απόδειξη μιας άποψης ως σωστή.
Bu halde araç bir çocuk oyun alanı gibi kullanılıyordu.Το εσωτερικό χρησιμοποιείται ως παιδική χαρά. .
TARDIS, Londra'ya cisimlenir ancak Londra harap içinde yıkılmış bir haldedir.Εξαιτίας μιας δολιοφθοράς το Λονδίνο θα βυθιστεί στο σκοτάδι.
Sıfatlar ayrıca vokatif hâlde çekimleri olur.Ακόμα και οι θάμνοι αποδίδονται με την ακρίβεια βοτανολόγου.
Bu olay hala çözülmemiş haldedir.Η υπόθεση φαίνεται να έχει λυθεί.
Bu köşk uzun yıllar harap halde kaldı.Είναι βέβαιο ότι στην πόλη αυτή διέπρεψε για μεγάλο χρονικό διάστημα.
Aksi halde kalbe yüklenen iş daha da artacağı için durumu daha da kötüye götürür.Ό,τι και να παίξει, θα χειροτερέψει την θέση του.
O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi.Είναι πιθανό ότι εκείνη τη στιγμή τελούνταν ανθρωποθυσία.
O halde besa yapalım.Αποσπά τον Γ' έπαινο.
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Αποτελεί το τελευταίο στάδιο της εγκυμοσύνης.
Eğer f {\displaystyle f} monotonik ise, o halde M f {\displaystyle M_{f}} de monotoniktir.Εάν το φ είναι τύπος, τότε και το ¬ {\displaystyle \lnot } φ είναι τύπος.
Normal bir insanda görülenden çok daha anormal ve sabit haldedir.Εντός φυλακής, είναι πιο μοντέρνα και αποδεκτική από ό,τι θα περίμενε κανείς.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Δεν μπορώ να την ξεχάσω ποτέ.
Altın bileşiklerinde +1 ve +3 değerlikli halde bulunur.Ο αριθμός οξείδωσης του χρυσού στον AuCl είναι +1.
Tohumları birleşik halde bulunur.Τα μεταλλεία έμειναν κοινά.
Orta Avrupa'da Yahudi tüccarlar aktif haldeydi.Οι Εβραίοι γνώρισαν διώξεις στη δυτική Ευρώπη κατά το Μεσαίωνα.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Heldigvis stoppede jeg mine tropper den 5. december, ellers havde en katastrofe været uundgåelig".
Halder Müttefik esir savaş kampında iki yıl geçirdi.Halder tilbragte de næste to år i en krigsfangelejr.
Franz Halder, 1950'li yıllarda, ABD Ordusu Tarih Bölümünde bir savaş tarihçisi danışmanı olarak çalıştı.I 1950'erne arbejdede Halder som krigshistorisk rådgiver ved den amerikanske hærs historiske division.
Rose, Jack'e kocasının uçağın kuyruk kısmında olduğu halde hala hayatta olduğunu söyler.Rose fortæller Jack at hendes mand, der var i flyets halesektion da det styrtede ned, stadig er i live.
Onlar,özel olarak toplu halde yaşamazlar ve genellikle yalnız veya çiftler halindedirler.Grupperne består af en eller flere hanner, en eller flere hunner og deres afkom.
Bu işlem de sıralı halde yapılır.Ligeledes foregaar alt Arbejde under Tag.
Bazı ksenon bileşikleri renklidir ancak elementin çoğu bileşiği renksiz halde bulunur.Nogle xenon forbindelser er farvet, men de fleste er farveløse.
Kısaltılmış halde muhafaza edildiğinden bilgiler daha küçük yerde, daha yüksek miktarda muhafaza edilebilir.Den kan skifte størrelse og gemmes i den mindste lomme, hvis det skulle blive nødvendigt.
Kromozomlar ışık mikroskobunda görülebilir haldedir.Kromosomer er lettest at se i mikroskop under celledelingen.
Bu sırada meyhanedeki çiçekçi kıza fena halde tutulmuştur.Imens bliver Fru Utrolig kastet opad af Hr.
Bu 7 milyon yıl boyunca suyun sıva halde bulunmasına imkan verir.Jeg har gået med den hat i syv år. - Kan du ikke få den af?
Bu olay hala çözülmemiş haldedir.Sagen er stadig uopklaret.
Erginleri serbest hâlde bitkilerde bulunmuştur.Nu ligger stenene fri på dyrket mark.
Şu halde 600 ve 490 nm. deki renklerin tamlayan olduğu söylenebilir.400-600 var øerne formodentlig ubeboede.
Faith ise harap bir halde Los Angeles'ın yolunu tutar.Han bruger sine superkræfter til at holde gaderne i Los Angeles trygge.
O halde varlığın zaman olduğunu düşünebiliriz.Derfor kunne han forstå, at tiden nu var rigtig.
Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.Og der er jo heller ikke nogen børn, som har anmeldt mig eller har klaget.
Bir evcikli çiçekler yalnız olarak terminal halde bulunurlar.Man finder blomsterne samlet i endestillede stande.
Yollar tamam haldedir ve sorunsuzdur.Vejene var dårlige og ikke sammenhængende.
Duvar yükseklikleri üç farklı haldedir.Alto findes i tre forskellige udstyrsvarianter.
O halde Axe6 yazacağız.Den er en del af E6.
Aynı oyun diski, iki platform için de uygun haldedir.Pointudregningen er ens for begge udgaver.
Bu yüzden bahçe, o zamanlar harap bir hâlde idi.Men da havde slottet allerede i nogen tid været ruin.
O halde, bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gereklidir.Det kræves med andre ord, at videnskabelige teorier skal være falsificerbare.
Helgi de dışarıya çıkmaya izni olmadığı hâlde böyle bir girişimde bulunduğu için öldürülür.Helge bliver dræbt i et forsøg på at slippe væk.
Part Krallığı, uydu krallıkların dağınık halde birleşmesinden oluşmaktaydı.Kongen var tilstede sammen med sit forvirrede hof.
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!Omvend dere alle til Gud, dere troende, – at det må gå dere godt!».
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Heldigvis stoppet jeg mine styrker den 5. desember, ellers ville katastrofen vært uunngåelig.»
Franz Halder, 1950'li yıllarda, ABD Ordusu Tarih Bölümünde bir savaş tarihçisi danışmanı olarak çalıştı.I 1950-årene arbeidet Halder som krigshistorisk rådgiver ved den amerikanske hærs historiske avdeling.
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.Rabben ble født utenfor ekteskap og hadde oddsene mot seg.
Bunların bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı da harap haldedir.Noen av fortene forfaller, mens andre har blitt (delvis) restaurert.
Üç boğa yüzleri sağa çevrilmiş halde ve bir sıra halinde resmedilmiştir.Forvingene er avrundet trekantede, ytterkanten litt innbuktet i midten og svakt bølgete.
Polivinil klorid, monomer haldeki vinil kloridin polimerizasyonu ile üretilir.Polyvinylklorid fremstilles ved polymerisering av monomeren vinylklorid, som vist.
Hocalar sıkça öğrencilerine yalın hâldeki soyadlarıyla hitap ederler.Intet studenternavn kommer så ofte igjen i politiets bøker som Lerches.
Her iki sur da harap haldeydi ve çarpışmalar sürüyordu.Der var det imidlertid rødt lys og begge stoppet.
Metalik halde saklanması çok zordur.Men metallet var vanskelig å holde rent.
Aksi halde kızdırma ve tartma işlemi tekrarlanır.Bedrageri og løftebrudd gjentas til stadighet.
Bu işlem de sıralı halde yapılır.Også her unngår man stakken.
Yemek için, üzerine çok sıcak haldeki et yemeği dökülür.Dæ gjør vi slik at der det serveres varm mat, dit går je.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Dermed får begivenhetene tale for seg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod