Bu olay hala çözülmemiş haldedir.Případ je stále nevyřešený.
Bina inşa edildiğinden beri neredeyse terk edilmiş halde kalmıştır.Stavba byla od doby výstavby zmodernizována.
Şahitler, yapmamaları söylendiği halinde halde olayla ilgili konuştular.Vyprávějí, jak se s nečekanou skutečností vypořádali.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Din fericire, mi-am oprit trupele pe 5 decembrie, altfel catastrofa ar fi fost de neevitat. "
Büyücülerse iki gruba ayrılmış halde.Sorceress (Magician) – Aceasta este prima rasă magică din cele două care apar în joc.
O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?” demişti.El le spuse: „Oare puteți, dacă v-a fost scris să luptați, să nu luptați?”
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Trombocitele (separate de sângele integral) și plasma proaspăt congelată nu sunt recomandate de obicei.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.O roabă credincioasă este mai bună decât o închinătoare la idoli, chiar dacă vă place de aceasta.
Düşük sıcaklıklı ortamlarda ise proteinin yapısı istikrarlı kalır ve işleyişi normal halde devam eder.Într-un mediu cu temperaturi scăzute, totuși, structura proteinei este stabilă și funcțiile sale sunt normale.
O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan / Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın”.Și nu luați sufletul pe care Allah l-a socotit oprit, decât pe drept.
Bonnie MacFarlane adındaki bir çiftçi, John'u yaralı bir halde bulur ve onu iyileşmesi için doktora götürür.Fermierul local Bonnie MacFarlane îl găsește grav rănit și îl duce la ferma sa pentru însănătoșire.
Aksi halde hemen paslanır.Altfel este remiză.
Çocuklarını korkmuş bir halde bulur.V-ați speriat de niște copiii?
Aksi halde dökülecek Müslüman kanından sizler sorumlu olursunuz, karılarınız ve çocuklarınız esir edilirler".Răzbunarea celor omorați v-a fost prescrisă: om liber pentru om liber, rob pentru rob, femeie pentru femeie.
Aksi halde eğer bir kadın sağlıklı ve menopoz öncesi dönemde ise komplike kabul edilmez.În caz contrar, dacă infecția apare la o femeie sănătoasă și la premenopauză, este considerată necomplicată.
Bu işlem de sıralı halde yapılır.Acestea sunt, de asemenea, realizate din cărămidă.
"O halde niye getirmedin?!" diyen herkese: "Nasıl getirseydim, yunusun sırtındaydı.Toți cei ce le auzeau, le păstrau în inima lor, și ziceau: „Oare ce va fi pruncul acesta?”.
Ayrıldıkları halde Raj Rita’yı aklından çıkartamamıştır.Chiar dacă ei sunt despărțiti, Raj continuă să se gândească la Rita.
Bitkisel yağlar ise büyük oranda doymamış yağlardan oluştuklarından sıvı haldedirler.Văile râurilor sunt, în schimb, acoperite de pășuni abundente.
Bu halde, doğrusal programlama problemine olanaksız problem adı verilir.În cele ce urmează, se prezintă o soluție de programare dinamică pentru problema rucsacului nemărginită.
Willow kendisini o halde gördüğüne çok şaşırır ve der ki "Bu benim vampir halim mi şimdi?Tony e șocată: „Ce vrea omul ăsta de la mine?
O'nu bulmak için gizlice Tusken'lerin kampına girer ve annesini ölmek üzere ve perişan bir halde bulur.Aceasta află că podul din Tulsa se va surpa și bunica ei va fi prinsă în ambuteiaj.
Şu halde Oidipus, Iokaste ile evlenmiştir.Aici, Mao a fost căsătorit cu He Zizhen.
Söz konusu tarikatların hepsi sadece ülke yasalarına aykırı işlere yol vermedikleri halde çalışabilir.În timp ce ambele pot legifera, statele membre nu pot legifera decât în măsura în care UE nu a făcut-o.
Bu durumda PSI'e e- veren diğer bir sistem yani PSII işler halde olmak zorundadır.In acest caz, va fi administrat un alt agent antipsihotic.
Günümüzde Hristiyan olmadığı halde haç takan insanlar çoktur.Există unele culte creștine care nu sărbătoresc Paștile.
O gece Nica, uyandığında annesini evde bıçaklanmış halde bulur.Aceasta se trezește în Casa Nopții, unde a fost adusǎ de bunica ei.
Toplu halde parça alımı yapan sistem entegratörleri, ürünleri kutulu almazlar.Cine stă în casă de sticlă, nu aruncă cu pietre.
O'nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir?Cum să am un copil, când nici un bărbat nu m-a atins?”
Farelerin baş kısmında ağız yapıları bulunur ve ağzının içinde sıralı halde dişleri vardır.Are partea anterioară a capului rotunjită, iar gura este prevăzută cu dinți.
Gri renkli, kokusuz ve katı hâldedir.Ele sunt viu colorate și frumos mirositoare.
Bazen kaykaycı bu stilde elleri üzerinde amuda kalkmış bir halde kayarken bile görülebilir.În continuare s-ar putea ca păianjenul să sară inapoi continuând să privească mâna.
O halde, en iyi cümle nedir?Ce locație ar fi cea mai bună?
Şamanlar ise bu tür gezintileri bilinçli halde yapabilirler.Simșii pot primi suveniruri din aceste vacanțe.
Kafatası neredeyse bütün halde bulunmuştur.A koponya majdnem teljes egészében látható.
O halde, en iyi cümle nedir?Mi a legjobb rész?
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Ez pedig mellébeszélésre adhat lehetőséget.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Vérlemezkék (a teljes vérből kiválasztva) vagy friss fagyasztott plazma átömlesztése általában nem javasolt.
Herhangi bir görevli, bu kânuna uyulmadığını gördüğü hâlde bunu ihbâr etmezse aynı şekilde suçludur.Aki nem tett hasonlóképp, azt bűnösnek látta.
Aksi halde işlem tekrarlanır.Ha nem, a műveletet megismétlik.
Cesedi uçurumdan yuvarlanmış halde iken yakınları tarafından bulundu.Testét elhamvasztották, hamvait otthona közelében szétszórták.
Şarkı ücretsiz indirilmeye açık halde sunuldu.A dalt a megjelenés hetében ingyen lehetett letölteni.
Kentin tüm erkekleri toplu halde sünnet oldular.Sekem városának összes férfiát lemészárolták.
Aksi halde hemen paslanır.Ellenkező esetben kiíródik.
O halde eğiklik maddenin enerji- momentumundan dolayı oluşur.A görbületet ezáltal az anyag energia-lendülete okozza.
15 Mayıs 392 günü II. Valentinianus Galya'daki Vienne şehrinde asılmış halde bulundu.392. május 15-én vienne-i palotájában felakasztva találták II. Valentinianust.
Asana hoş, gevşemiş ve rahat bir halde duruş anlamına gelir.Nyugodt, kipihent és szép akar lenni, ezért lepihen egy kicsit.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.A kastély nagy része kihasználatlanul áll.
Aksi halde dünyamız yok olacaktır.Ha ezt nem teszi, akkor a világ elpusztul.
Çok çatallı bir hâlde bulunur.Úgy tűnik, rendkívül lusta.
Polivinil klorid, monomer haldeki vinil kloridin polimerizasyonu ile üretilir.A vinil-klorid polimerizálásával állítják elő.
Uzayda hidrojen nötral atomik halde bulunur.A hidrogén semleges atomi állapotban található meg a csillagközi anyagban.
Tutuklanmasına karar verilen işçiler toplu halde Devrimci Yol davasına dahil edildi.A fogságba vetett gyanúsakat azután a Forradalmi Törvényszék elé állították.
Bu halde olanaklı yöre boştur ve hiçbir çözüm bulunmadığı için en iyi optimal sonuç da yoktur.Viszont a legkitűnőbb döntési módszer sem segít akkor, ha nincsenek jó választási lehetőségek.
O halde Axe6 yazacağız.Ide tartozik az AT-M6 nevű lépegető.
Askerler otel binasını önceden işgal etmiş halde onları bekliyordu.A tisztek az éjszaka hátralevő részében felügyelet alatt tartották a szállodát.
Şu anda bu pınarlar bakımsız bir halde kendi kaderine terkedilmiştir.Ezen pokoli lárma közt jöttek-mentek céltalanul.
Bir hırsızı durdurabileceği halde durdurmaz ve o hırsız Peter'ın amcası Benjamin'i öldürür.Peter után jön egy bankrabló, aki kirabolja az embert, aki nem adta oda Peternek a pénzt.
Basit sözcükler çekim eki almış halde olabilir.Megesküdni is csak cifraszűrben lehetett.
Müziklerinde halden hale geçmeyi amaçlamışlardır.A zeném által magam akarok eljutni oda.