Pettigrew 10 Ağustos 2010'da kilitli hâldeki aracının arka koltuğunda ölü bulundu.Pettigrew hittades död av en överdos av medicin i sin bil den 10 augusti 2010.
Paket Andy'e geldiği halde paketi Andy'nin okul arkadaşı Tyler ele geçirir ve gizli bir yerde açar.Kort efter att Andy har kommit till skolan blir den unge pojken Tyler ombedd att lämna ett paket i Andys rum.
Hocalar sıkça öğrencilerine yalın hâldeki soyadlarıyla hitap ederler.Eleverna talar ofta finska på rasterna.
Bu halde çıkarımsal kontrol analizinin diğer basamağına geçilir.Det är där diskurs kommer in i analysen.
Şarkı ücretsiz indirilmeye açık halde sunuldu.Låten var när den släpptes kontroversiell.
Eğer birikimli dağılım fonksiyonu F bir sürekli fonksiyon ise, o halde X bir sürekli rassal değişkendir.Om man väljer den diskreta topologin på Y så är varje funktion f : X → Y kontinuerlig.
Aksi halde arabası elinden alınacaktır.Istället blir de tvungna att ta bilen.
Omurgası zedelenmişti, yerde bilincini kaybetmiş hâlde kalakaldı.Den hade vinsch och kunde därigenom dra sig upp om den kört fast.
"Kızgın, halde akan'" anlamına gelir.Betydelsen är 'fäbod, säter'.
O gece Nica, uyandığında annesini evde bıçaklanmış halde bulur.Nästa dag hittas kvinnan knivmördad i sitt hem.
Çok çatallı bir hâlde bulunur.Det är mycket stenigt utanför.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.Många kontorsbyggnader förblev oanvända.
New York emniyetinden yapılan açıklamada, Ledger'ın bilincini kaybetmiş halde bulunduğu belirtildi.Han förlorade dock patentet när det avslöjades att rigugnen redan var uppfunnen.
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.Väggarna kan ha varit spånklädda redan från början.
D = T + f Deplasman (Δ): Geminin yüzer halde taşırdığı su miktarıdır.N1+N2= totala antalet passagerare som fartyget får föra enligt passagerarfartygscertifikatet.
O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi.Redan då var sömnaden väl utvecklad.
Böceklerin çoğu kanatlı olduğu halde, örümcekler kanatsızdır.De allra flesta spindlar är dock helt ofarliga för människor.
Ne hâlde olduğumu görmüyor musun?Ser du inte hur jag mår?
Spielberg, Schindler'in öyküsünden şaşkına dönmüş halde, şakayla karışık, gerçek olup olmadığını sormuştur.Спілберг був здивований історією Шиндлера, жартівливо питаючи, чи це дійсно правда і таке дійсно сталося.
Şaşkın bir hâlde kalan Gittings, "Ben geyim.Збитий з пантелику Джиттінгс пробурмотів: «Я гей.
1874 yılında ise harabe halde bulunuyordu.У 1874 до нього прийшло розчарування.
Tiran'da Arnavutluk-İsrail Dostluk Derneği az destekle hala aktif haldedir.Товариство дружби «Албанія — Ізраїль» вельми активно у Тирані, але йому виділяється мінімальна допомога.
28 Eylül 2015'te Mars'ta sıvı halde tuzlu su bulunduğu açıklanmıştır.НАСА 28 вересня 2015 року оголосило що на Марсі в даний час існують сезонні потоки рідкої солоної води.
Bu haldeyken, kendi kabından dışarı çıkmaya kalkışır.І, щоб довести це, він стрибає з цієї вежі.
Bu halde araç bir çocuk oyun alanı gibi kullanılıyordu.На сьогодні використовується як дитяча іграшка.
"The Apple Cart" (1929) her hâlde daha sonraki döneminin en ünlü eseridir.Візок з яблуками (1929) став останнім гучним успіхом Шоу.
Aynı oyun diski, iki platform için de uygun haldedir.Нумерація наступних версій однакова для обох платформ.
Yollar tamam haldedir ve sorunsuzdur.І Він слідує Істинному Шляху і не помиляється.
Aslında pek zararlı olmadığı halde görüntüsü insanlarda paniğe neden olur.Може навіть, хоча й необов'язково, спалахнути паніка.
Hardal tohumları bütün halde yemeklerde kullanılabilir.Зерно рослини можна використовувати в їжу.
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Не менш відповідальним є період вагітності.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Деякі місця ніколи не відпустять тебе.
Tuğtekin'in bu haldeyken obada işler daha karmaşıktır.А от з пані Гліщинською там ситуація складніша.
Olaylar trajik bir halde gelişir.А події розвивалися драматично.
Karen, Doug'u korkudan donakalmış bir halde bulur ve onunla birlikte evden kaçmaya çalışır.Том пропонує Джастін кинути все і втекти разом з ним з міста.
O halde tarih nasıl yazılır?Та як же тоді записка?
Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir.З відкритими в цій епосі військами стають можливі масштабні бойові дії.
Ancak, bu halde, delikli B - {c} kümesi üzerinde f - g ≠ 0 olur.Але тоді f − g ≠ 0 на проколотому крузі B − {c}.
Şu halde bu eser müslümanların orijinal bir çalışmasıdır..."Їхня музика є джерелом натхнення для мене…».
Diğer alkenler gibi zayıf ama hoş olmayan kokusu ile renksiz haldedir.Як і багато інших алкенів він є безбарвним зі слабким, проте неприємним, запахом.
Yapraksız ağaçların üst dallarında tünemiş hâlde gözlemlenebilirler.На дерев'яних сходах підсходинки можуть бути відсутні.
O halde Axe6 yazacağız.Формула: CaMgH6.
Duvar yükseklikleri üç farklı haldedir.Три його портики стоять на різних рівнях.
Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum.Самі вони в цьому страшному безжальному світі не виживуть.
Aksi halde çökelti iyi yıkanamaz.Натомість не можна голитися.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.Кермо розчавило їй груди.
Aksi halde, verimli bir çözme işlemi gerçekleşemez.Загального способу ефективного рішення такої проблеми не існує.
Aksi halde kan şekeri çok yüksek düzeylere çıkar.Верхня лопать хвостового плавця значно більше нижньої.
Aksi halde tekrarı kaçınılmaz olur.В іншому випадку послідовність стає .
Omurgası zedelenmişti, yerde bilincini kaybetmiş hâlde kalakaldı.Побачивши її на палубі, від хвилювання він втратив свідомість.
Görüntü; gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünendir.Почуття, здається, у них відсутні.
İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.Двічі лауреати відмовлялися від присуджених їм премій.
Çoğunlukla sıvı haldeki su moleküllerinden oluşur.Вони складаються переважно з молекулярного водню.
Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.Pomněte dobrodiní Božího a nešiřte po zemi pohoršení!"
O'nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir?Vy syny byste měli mít a On pouze dcery?
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!Bojte se Boha, snad Mu budete vděčni.
Bu halde durum acil vaka olarak tanımlanır.Prosím vezměte toto na vědomí jako neodkladnou záležitost.
Burada gerçekte var olmadığı halde beyaz bir üçgen algılanmaktadır.Vnímáme bílý trojúhelník, i když ve skutečnosti neexistuje.
Asalakların, ergin halde bulundukları konaga birinci konak ya da ana konak denir.Původně vzniklo z výrazu "za jitra" nebo "z jitra"(rozuměj z(a) jitra dalšího dne).
İyi ama bunlar güneşi, ayı ve yıldızları göremedikleri halde yönlerini nasıl buluyorlardı?V noci pak nebylo ani vidět hvězd či měsíce.