Ana içeriğe geç
Sözlük

o halde ile cümle

o halde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1986 yılında kurulan grup yirmi yıldan fazla süre içinde aktif halde olmuştur.Grupa założona w 1967 działała przez dziesięć lat.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.Przyroda wyspy zapiera dech w piersiach.
Olaylar trajik bir halde gelişir.Historia kończy się tragicznie.
Katı halde olup nadiren sıvıdır.Miauczą rzadko i mało barwnie.
Bazı örneklerde hatalı muhakeme yapıldığı halde doğru sonuca ulaşıldığı durumlar olabilir.W niektórych przypadkach wynik badania może być fałszywie ujemny.
Günlük tüketim ihtiyaçlarını, taze olduğu halde çöpe atılmış gıdalardan karşılamaktadırlar.Owoce Podłużnie żeberkowane, bocznie spłaszczone.
Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir.30 listopada rozpoczęła się kolejna fala aktów przemocy.
Kimyasal tankerler, sıvı hâlde kimyasal ürünler taşıyan gemilerdir.Chemikaliowiec – zbiornikowiec przeznaczony do przewozu płynnych chemikaliów.
750 milyon dolar kazanacaklarını düşündükleri halde 1 milyar kazanmayı başardılar.Jeżeli mu się to uda, wygrywa 1 000 000 dolarów.
Hardal tohumları bütün halde yemeklerde kullanılabilir.Zapach ten utrzymuje się nawet w ususzonych owocnikach.
Bu inancına pek bağlı olmadığı halde değiştirmeyi de reddetmiştir.Choćby dlatego można wnosić, że nie zmieniła wiary.
Sanıklar perişan haldeydi.Natomiast twórców prześladowano.
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Zachowuje się w stosunku do nich wrogo, jeśli zajdą w ciążę.
Yüksek ölçüde toplu halde yaşarlar.W naturze żyją w dużych stadach.
Toplu halde milyonlarcası bir arada bulunabilir.W jednym wypróżnieniu może znajdować się ich wiele milionów.
Soda, sodalı su ya da karbonatlı su; içinde çözülmüş halde karbondioksit gazı bulunan su.Woda gazowana, woda sodowa – woda pitna sztucznie nasycona dwutlenkiem węgla.
Daima edepli bir hâlde otururdu.Siedział zawsze w mocnej medytacji.
Eğer elektron alan yani indirgenen element serbest (nötr) halde ise, eksi değerlikli olur.Ładunek elektronu, taki sam co do wartości bezwzględnej, jest ujemny.
Sadece on sekiz yıl daha yaşadığı halde, yaklaşık kırk milyon kez ödül verildi.W przeciągu ostatnich ośmiu lat nagradzany przeszło 30 razy.
Ukrayna'da din, nüfusun çoğunluğu Hristiyanlığa bağlı olduğu halde çeşitlidir.Wiele osób z tej społeczności pochodzi z Iraku, choć wyznaje chrześcijaństwo.
Katı haldeki maddeler için katı hal fiziği enerji şeridi modeli kullanılır.Dla materii w stanie stałym wykorzystuje się modele pasm energii zaczerpnięte z fizyki ciała stałego.
Hazır toz halde satılır.Wymieniany już w poł.
Bu yapay bileşikler halindeki katı maddelere doğada tabii halde rastlanmaz.Sztuczny miód nie zawiera unikatowych składników obecnych w miodzie naturalnym.
Genellikle güney, güneydoğu ve güneybatı bölgelerinde dağınık hâlde bulunmaktadırlar.Dość często występuje w południowej, wschodniej i północno-wschodniej części kraju.
O halde zihnin yetkinliği, bedenin yetkinliğinden geçecektir.Mój umysł przejmuje władzę nad ciałem.
Birkaç binadan oluşan Tbeti Manastırı’ndan günümüze sadece harap haldeki kilise kalmıştır.W istniejącym nadal, dwukondygnacyjnym budynku klasztornym do dziś mieści się więzienie.
Tahtın arkasındaki asıl güç Pothinus olduğu halde Ptolemaios tek başına kral olmaya niyetlenmiştir.To ona, jako prawowita następczymi tronu, posiada moc, której pożąda Phobos.
Bu halde araç bir çocuk oyun alanı gibi kullanılıyordu.Z założenia pojazd ten miał być autem dla młodych ludzi.
Aksi halde bu durum komşu erkeklerle yeniden bir kavgaya neden olur.Między innymi to spowodowało kłótnię wśród sąsiadów.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Blodplättar (separeras från helblod) och färsk, fryst plasma rekommenderas normalt inte.
Aksi halde dünyamız yok olacaktır.Annars går jorden under.
Mest olmuş bir halde Homer, Marge'ı kollarına alır.Homer bär lycklig ut Marge i sina armar.
Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafından bile unutulmuştur.Han har sedan dess släppt många skivor, de flesta med en lovsångsprofil.
Xander yeni öğretmeni Bayan French'e fena hâlde aşık olmuştur.Den unge Dag förälskar sig i sin fransklärare, fröken Strøm.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Han kommer aldrig att bli frigiven.
Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.Ära vare Gud i höjden och frid på jorden åt människor av god vilja.
Erişilmez olmadığı halde, hiç kimse oraya varamamıştır.Ingen besättning syntes till och ingen svarade på deras anrop.
Daha yüksek ücret için hemen saf değiştirebilecek haldedirler.Den som är modig (eller dumdristig) nog kan följaktligen backa i full fart på högsta växeln.
Aksi halde tekrarı kaçınılmaz olur.Annars blir det oöverskådligt.
Kızı Barbara'nın yaralı halde çekilmiş çıplak fotoğraflarını gösterir ve onunla dalga geçer.Bobby försöker dölja sin olycksaliga barndom genom att skämta.
Filmin internet üzerinden indirilebilir haldeki dağıtımı 30 Eylül 2010 tarihinde yapılmıştır.Filmen släpptes online tillgänglig för nedladdning den 30 september 2010.
Oda koşullarında katı halde bulunur.Rena hem på smutsiga villkor?
Roman, ilk defa seri hâlde Fransız gazetesi La Presse'de tefrika edildi.Den publicerades först som följetong i den franska tidningen Le Temps.
Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi.Saudiarabien kommer inte längre att kunna exportera olja.
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.Den som gör fel (gör så att repet stannar) får slå.
Onlar,özel olarak toplu halde yaşamazlar ve genellikle yalnız veya çiftler halindedirler.Inom dessa grupper fanns ingen rang över släkten och arter, och dessa var mer eller mindre i oordning.
Aksi halde eğer bir kadın sağlıklı ve menopoz öncesi dönemde ise komplike kabul edilmez.I annat fall, om en kvinna är frisk och ännu inte kommit in i klimakteriet, bedöms fallet vara okomplicerat.
Bu hâldeyken onun bakımıyla ilgilenen iki kadın, onun bu olayda felç olduğunu anlattılar.Två av hans kompisar kommer hem till honom då de har hört vad som hänt.
O halde, en iyi cümle nedir?Vilket är det relevanta maximet?
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Handelsvägar blev osäkra.
Bazı ksenon bileşikleri renklidir ancak elementin çoğu bileşiği renksiz halde bulunur.Vissa xenonföreningar är färgade, men de flesta är färglösa.
Ama aynı adam, başka bir ortamda, örneğin evinde, işyerindekinin tam tersi bir halde olabilir.Kanske på en annan värld, kanske på precis denna mark, rengjord.
Her halde, adalet yerini buldu.Man har där bara hittat honor.
Basit sözcükler çekim eki almış halde olabilir.Might i frågor uttrycker försiktighet.
Çatı ağaçları sık eğimli halde bağlanmıştır.Ofta är taket snedlutande.
Yüksek reaktif özelliğinden dolayı, doğada hiçbir zaman saf ve elementel halde bulunmaz.Hög prestation, oavsett typ av förmåga, är aldrig resultatet av natur eller miljö.
Mesela şu an Kosova çoğu diğer spor dalında dışlandığı halde Kosova Masa Tenisi Federasyonu'nu tanımaktadır.Till exempel släppte man in Kosovos bordtennisförbund fastän Kosovo uteslutits från många idrottsgrenar.
Molalite, bir kilogram çözücüde çözünmüş halde bulunan maddenin mol sayısıdır.Osmolalitet beskriver det totala antalet mol lösta molekyler i ett kilogram lösningmedel.
Bu olay hala çözülmemiş haldedir.Saken är ännu inte löst..
Elfler, bölünmemiş bir hâlde Gil-galad'ın emrindeydi.Var det spjut som Gil-galad använde.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod