Sersemlemiş durumdaki Barton, elinde hâlâ paket olduğu halde plaja gider.Atordoado, Barton passeia em uma praia, ainda carregando o pacote.
Yalın halde a ile e arasında bir ses vermektedir.Porém, ele resultou num ódio profundo entre ela e Ilo.
O halde tarih nasıl yazılır?Como se escreve a História.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.Seria melhor para eles que praticassem a caridade, para depois ressuscitar."
Hitler bir frak giymiş halde ortaya çıktı ve alçak gönüllülükle Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’u selamladı.Hitler utilizava um fraque e humildemente e com toda a reverência cumprimentou o presidente Hindenburg.
O halde, en iyi cümle nedir?Qual o melhor formato?
15 Mayıs 392 günü II. Valentinianus Galya'daki Vienne şehrinde asılmış halde bulundu.A 15 de maio de 392 Valentiniano II foi encontrado enforcado na sua residência na cidade de Vienne na Gália.
Sırıstat adının anlamı ve kökeni ise tartışmalı bir haldedir.O nome tem origem tupi, porém seu significado é controverso.
Nadejda eve girdiğinde Yakov'u odada çok üzüntülü bir halde görür.Quando ela entrou, viu Yakov desesperado perto de desmaiar na sala.
Vazgeçmeye çabalamak yerine bu halde kalmayı tercih edebilir.Ela iria preferir acabar do que se comprometer.
Rose, Jack'e kocasının uçağın kuyruk kısmında olduğu halde hala hayatta olduğunu söyler.Rose diz a Jack que seu marido, que estava na cauda do avião quando ele se desfragmentou no ar, está vivo.
Hazır toz halde satılır.Ele, assim, é dissolvido em pó.
Glenn ve Daryl Randall'ı bir aylağa dönüşmüş halde bulur ve onu öldürür.Daryl e Glenn encontram Randall como um caminhante e o matam.
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?Como podemos trazer todos de volta juntos?
Bunların bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı da harap haldedir.A ação foi um sucesso e vários deles retornaram.
Şu halde, ideal olan ile gerçek, düşünce ile varlık bir ve aynıdır.É simultaneamente o ser e o pensamento, a ideia e o mundo ideal.
Epirli Müslümanın çoğu Arnavut asıllı olduğu halde Helen asıllı olanlar da az değildi.Por atingir uma área praticamente despovoada, Helen não causou muitos danos.
Steve de o halde devam et, çünkü ben senin her zaman yanındayım der.Ĝi estos apud mi ĉiam: Ele sempre ficará perto de mim.
O halde, evren ve tüm insanlar Allah'ın bir görüntüsüdür.A regeneração do povo, assim como sua restauração, é exclusivamente obra de Deus.
Germanicus, yetkilerini aştığı halde Piso'nın Roma'ya geri çağrılmasını emretti.Germânico ficou furioso e ordenou que Pisão fosse chamado de volta a Roma.
Yani kişi erkek olduğu halde kadın olmayı isteyebilir, kadın olduğu halde erkek olmayı isteyebilir.A gente tem que firmar que homem é homem e mulher é mulher.
Bazıları ise nem miktarı arttığı halde fazla segatife ihtiyaç göstermezler.O dinheiro não lhe interessa a menos que esteja em quantidade desproporcional.
O halde varlığın zaman olduğunu düşünebiliriz.Nele, reflete-se a ideia de tempo presente.
Ayrıca müslüman oldukları halde cizye vergisi almaya devam ediyorlardı.Contudo, estes se adentraram entre os muçulmanos, perdendo a vida após caír numa emboscada.
Bu işlem de sıralı halde yapılır.Este movimento pode ser feito correndo também.
Askerler insanları kıyıma uğrattığı halde merdivenler sapasağlam durmaktadır.Segundo testemunhas, os bandidos desceram as escadas calmamente.
Kitana şaşırmıştır, çünkü annesi intihar ettiği halde karşısındadır.Alcmeão foi perturbado pelas Fúrias por ter matado a própria mãe.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Hemácias ou sangue total são recomendados, enquanto plaquetas e plasma geralmente não são.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Nunca irá se decepcionar novamente.
O halde kalp ve solunumun bir süre durması ölüm demek değildir.Portanto, desde que nem a respiração, e nem a atividade do pulmão param até a morte.
Aynı zamanda içindeki sandukalar da yıkık dökük haldedir.Também este forno está em ruínas.
Susanna ve Kontes birbirlerinin elbiselerini değişip giymiş halde salona girerler.Chegam a Condessa e Susanna, com as vestes trocadas, e ocasiona-se um encontro complicado.
Bundan sonra çözelti buharlaştırmaya tabi tutulur ve katı halde tanen (veya tannik asit) elde edilir.Em seguida, deve-se ripar o linho, que consiste em tirar a semente com o ripo (pente em ferro).
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Considera-se aceitável a administração durante a gravidez.
Katı halde hidrazinle patlayarak reaksiyona girer.Intervém em reações de hidrólise.
Çok çatallı bir hâlde bulunur.É por isso que ele está gordo.
Saat: Pirinç maddesinin katı halden gaz haline geçmesine neden olur.Ex.: A causa da gripe é o consumo de arroz.
Resimlerdeki karakter grupları düşünceli ya da şaşkın haldedir.As facções das personagens apresentam atitudes reflexivas ou extáticas.
Cesedi uçurumdan yuvarlanmış halde iken yakınları tarafından bulundu.Um amigo que estava com ele morreu ao ser arremessado para fora da embarcação.
Cildinin rengi kızıldır ve gözleri alev alev yanar hâldedir.Sua cor é vermelha e seu atributo é fogo.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.O cristal acabou ficando preso ao seu peito.
Yanar haldeki bir Hanukiya hareket ettirilmez.Logo, na lua não pode haver fogo.
Daha sonra bir süre geçici karakol olarak kullanılmış ancak son dönemde terkedilmiş bir halde beklemektedir.Foi utilizado posteriormente como prisão até ao seu abandono definitivo.
O halde Axe6 yazacağız.Meliaceae Ordem 6.
Birkaç ay sonra Mayıs ayında, Fransa'da bir otel odasında vurulmuş halde bulunacaktır.Em outubro do ano seguinte, foi encontrada em seu quarto de hotel.
O halde, bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gereklidir.Mas, é preciso, então, escrever um livro para provar que a ciência é livre?
Panik halde bir halıya sarar ve arabanın bagajına koyarlar.Até que um dia, conseguiu nocauteá-lo e prendê-lo no porta-malas do carro.
O halde, kendisi bir plan hazırlayacak ve hepsine unutamayacakları bir ders verecektir.Ele os faz colidir, deixando-os inconscientes.
Nikomedia şehri 15 yıl önce Selçuklu ordusu tarafından talan edilmişti ve metruk bir halde bulunmaktaydı.O forte foi cercado pelas tropas de Basílio por 55 dias sem ser conquistada.
Bugün bunlardan 47 tanesi çalışır haldedir.Destas, 47 ainda existem com colecionadores.
Doğu ile batı sürülü halde.Para além do Oriente e do Ocidente.
Söylenenlere göre Octavian halâ Scribonia ile evli olduğu halde ona ilk görüşte aşık olmuştu.Diz a lenda que Otaviano se apaixonou imediatamente por ela, apesar de ele ainda estar casado com Escribônia.
O halde vektör, denklik sınıflarıdır.O Wikcionário tem o verbete Classe.
Bu halde veba salgının başlayıp hızla yayılması gecikmedi.Quando a peste foi introduzida, rapidamente se espalhou.
Yüze sarılan, bu aşamada görevini yerine getirir ve baygın haldeki insanın ağzından içeri bir tüp bırakır.O ato de puxar o fio para fora de sua boca chama a atenção ao fato de trazer algo de dentro para fora.
Günümüzde söz konusu “amfiyatro” biçimli yapılardan yalnızca biri restore edilmiş haldedir.Apenas um exemplar do Animantarx foi recuperado até agora.
Okyanus tabanı ayrıntılı ve keşfedilebilmeyi bekler bir haldedir.O Gorila do Ocidente é mais difícil de rastrear e de ser localizado.
Sıvı haldeki madde hacmini korur fakat bulunduğu kabın şeklini alır.Os líquidos na Terra assumem a forma do recipiente que o contém.
Yirmi yıl sonra, Mike hayatını durmuş hâlde bulur.Vinte anos depois, ele já não vive seus melhores momentos.
Gagarin, yaşamı boyunca fiziksel olarak uygun bir halde kaldı ve keskin bir sporcuydu.Hamann gaguejava e foi um hipocondríaco por toda a sua vida.