Ana içeriğe geç
Sözlük

o halde ile cümle

o halde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bengalce'de, fiiller mastar halde -a veya -wa ile biterler.Gli aggettivi in quenya terminano per la maggior parte in -a o in -ë.
İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.Rifiutò per due volte l'offerta di un cavalierato.
Ateşin kendisinden meydana gelen şey değiştiği halde, ateşin kendisi değişmez.E, dopo il terremoto, un fuoco; ma il Signore non era nel fuoco.
Temel haldeyken bu sayı, sistemdeki fermiyonların sayısına eşittir.Nello stato fondamentale questo numero è uguale al numero di fermioni presenti nel sistema.
Notasyonu doğru yazmak önemlidir, aksi halde birçok yanlışa yol açılabilir.È importante bere a sufficienza, altrimenti si ottiene l'effetto contrario.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Non ci si annoia mai.
Jung, kızı gayet iyi tanıdığı halde bu özelliğini daha önce farketmediği için çok şaşırmıştır.Jordan è preoccupata perché non sente dal mattino la piccola.
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.Fidatevi, se fosse per me tornerei sul palco anche adesso.
Her halde, adalet yerini buldu.Dobbiamo trovare da soli la nostra giustizia.
Bu sırada meyhanedeki çiçekçi kıza fena halde tutulmuştur.Il corrente direttore della libreria è Sreten Ugričić.
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?Metteteci insieme, come potranno fermarci entrambi?
Bu yaş da her hâlde dokuz yaş değildir.Ma non c'è da preoccuparsi, è solo per nove mesi.
(Sıvı halde karışmazlık) Kristalleşen minerallerin eriyiği terk etmesi.È proprio qui che sbloccano i pezzi dei Minikit.
Ancak yarı finalde Çinli Na Li'ye maç puanı elde ettiği halde kaybetti.Agli US Open, perde subito dalla cinese Li Na.
EUH001 Kuru haldeyken patlayıcıdır.EUH 001 – Esplosivo allo stato secco.
Asana hoş, gevşemiş ve rahat bir halde duruş anlamına gelir.Nulla di confortevole o rassicurante.
Ustalık göstermek amacı güdülmediği halde dili sade nesirden ağırdır.Cos'è il pensiero se non linguaggio oggettivato?
Toz / su geçirmezdir, port kapağı kapalı halde suya 1 metreye derinlikte 30 dakikaya kadar dayanabilir.Il tablet è resistente all'acqua e può rimanere immerso ad un metro di profondità per 30 minuti.
Setsuna kendine geldiğinde Rociel gitmiştir, Sara ise baygın haldedir.Ma, avendo assorbito il vortice, Rose si sta inconsapevolmente uccidendo.
Üreme mevsimi dışında toplu halde yaşarlar.Forma grandi stormi al di fuori del periodo riproduttivo.
Müsabakalar sonucunda madalya dağıtıldığı halde, bu madalyalar IOC tarafından tanınmamaktadır.Ciononostante la sua presenza in quei Giochi non è riconosciuta dal CIO.
Bu halde iki alternatif bulunmaktadır: ( 2.a.)Un esempio di ciò è il seguente: {2 x }2.
Çocuklarını korkmuş bir halde bulur.Può spaventare i ragazzi con la sua forza.
Bu tarihten 2011 yılına kadar kilise kullanılmadan atıl bir halde bırakılmıştır.La riscoperta di tale fenomeno astronomico all'interno della chiesa risale soltanto al 2011.
Bir evcikli çiçekler yalnız olarak terminal halde bulunurlar.I fiori sono raccolti in infiorescenze terminali.
Sovyet iktidarının muzaffer ilerlemesi sırasında seri halde devrimci askerî komiteler kurulmuştu.A mantenere l'ordine durante l'esecuzione fu un consistente assembramento di soldati rivoluzionari.
Ama Saffi kendini her halde ve her zaman seveceğini söyler.Richard, però, dichiara di amarla sempre e comunque.
1986 yılında kurulan grup yirmi yıldan fazla süre içinde aktif halde olmuştur.Una banca nella quale ho investito da oltre vent'anni».
Doğal hâlde bulunan platin ve platin alaşımlarının varlığı uzun zamandan beri bilinmektedir.Il platino nativo e le sue leghe naturali sono note da lungo tempo.
28 Eylül 2015'te Mars'ta sıvı halde tuzlu su bulunduğu açıklanmıştır.In Italia arriva a partire dal 13 agosto 2015 in un numero limitato di sale.
Toplu halde yaşarlar.Vivi in modo semplice.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Il suo percorso di conversione era completo.
Molehiya otunun kurutulmuş haldeki kokusu kına otuna benzemektedir.Eva, invece, sente l'odore di un profumo.
Profesör Morgenstern'in ise başı fena halde derttedir.Anche il Commissario Engelhardt è in pericolo...
Sırbistan savaşta yenik düştüğü halde, Avusturya'nın arabuluculuğu sayesinde, bir kayba uğramadı.L'Austria quindi, isolata, e reduce dalla sconfitta subita nella guerra dell'anno precedente, non intervenne.
Cesedi uçurumdan yuvarlanmış halde iken yakınları tarafından bulundu.Il cadavere era abbandonato nei pressi della strada.
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Sembra essere sicuro per l'uso in gravidanza.
Bugün bunlardan 47 tanesi çalışır haldedir.Attualmente sono 37 i paesi che la praticano.
Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum.Pensa di allontanarsi così dalle cose di questo triste mondo.
Sarhoş halde barı satın alırlar fakat; hiç müşteri gelmez.Così tutti insieme si recano a bere una birra, ma in giro non c'è nessun pub.
O halde, en iyi cümle nedir?Qual è il migliore?
Bu durum, daha az düzenliliğe sahip ısı denklemi çözümleriyle tezat bir haldedir.In questa prospettiva, l'imbarazzo è semplicemente un'esperienza di vergogna meno intensa.
Tüm geceyi son derece gergin bir halde geçirdiler.Seguirono minuti di altissima tensione.
O halde üçüncü bir dil kullanmak yakışık almazdı.Non è in grado di utilizzare un linguaggio complesso.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.La stella veniva appuntata sul petto.
Doymuş yağ asitleri oda sıcaklığında katı halde bulunurlar.Vengono poi essiccati in camere d'aria calda.
O sıra anne ve babası onu o halde görür ve Michael, hemen hastaneye yatırılır.A trovarlo in gravi condizioni saranno Kelly e Matt, che lo porteranno subito all'ospedale.
Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.Né gli fu possibile catturare nessun ribelle od ottenere alcuna informazione.
Bazıları ise nem miktarı arttığı halde fazla segatife ihtiyaç göstermezler.Non eccedere nella lunghezza per non aumentare troppo lo sforzo di erogazione.
Hazır toz halde satılır.Pouches è venduto in polvere.
Daha dikkatli sür, aksi halde başın belaya girecek.Езжай осторожней, иначе у тебя будут проблемы.
Tom içinde bulunduğu sinirli hâlden biraz çıkmıştı bile.Том уже немного остыл от гнева.
"The Apple Cart" (1929) her hâlde daha sonraki döneminin en ünlü eseridir.«Тележка с яблоками» (1929) стала наиболее известной пьесой в этот период.
Aksi halde dünyamız yok olacaktır.В противном случае, они уничтожат планету.
Aksi halde dökülecek Müslüman kanından sizler sorumlu olursunuz, karılarınız ve çocuklarınız esir edilirler".Неужели у вас — мужского пола, а у Него — женского?
Örneğin kitapta yer yer: Yeniçeri ağası gece gündüz sarhoş bir hâldeydi.На его западной половине изображена Книга Нут, в то время как на восточной половине представлена Книга Ночи.
Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafından bile unutulmuştur.Они, действительно, воевали не на шутку — эти люди, большинство из которых было с искалеченной судьбой.
Aysu: Erduoğmuş'u sevdiği halde ayrılmaları gerekmiştir.Г) Ты любишь тех, кто приходит, чтобы быть покрытым (примирённым).
Şaşkın bir hâlde kalan Gittings, "Ben geyim.Поставленная в тупик Джиттингс пробормотала: «Я гей.
Aksi halde hemen paslanır.В противном случае он отбрасывается.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod