Ana içeriğe geç
Sözlük

o halde ile cümle

o halde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hamur mutlaka iyi tutacak ve kumlu bir halde olamayacak hale gelmelidir.Lógicamente, tienen que estar sanos y poder hacerlo sin repercusiones adversas.
Bu halde parametreler kullanılan logaritma türünde (ya e bazlı, 2 bazlı veya 10 bazlı) birimlerdedir.Pero cuando los abres, el sarcófago suelta dos runas o dos sets (ambos iguales).
Tüm geceyi son derece gergin bir halde geçirdiler.Todo el día transcurrió con gran tensión.
Çocuk hala şaşkın halde "Ama" der, ancak Atatürk sözü alır: "Sen şimdi bırak benim kim olduğumu.A lo que la Lear, molesta, le respondió: «Lo hice yo, ¿y a ti quién te lo leyó?».
Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafından bile unutulmuştur.Creó más de mil obras, en su mayoría retratos.
Bu hâldeyken onun bakımıyla ilgilenen iki kadın, onun bu olayda felç olduğunu anlattılar.Y eso las hace pensar dos veces sobre su estancia allí.
Cesedi uçurumdan yuvarlanmış halde iken yakınları tarafından bulundu.Vio su cuerpo cuando éste se le apareció al fondo de la costa donde yacía tirado su cadáver.
O halde, kendisi bir plan hazırlayacak ve hepsine unutamayacakları bir ders verecektir.Él atestigua lo que ha visto y oído, y nadie acepta su testimonio.
Bir evcikli çiçekler yalnız olarak terminal halde bulunurlar.Flores terminales, solitarias en un escapo.
Müze gemilerin çok azı çalışır halde bulunmaktadır.Ambas playas tienen muy poca asistencia.
Kentin tüm erkekleri toplu halde sünnet oldular.Por él suspiraban todas las chicas del pueblo.
Yanar haldeki bir Hanukiya hareket ettirilmez.El bebé debe estar en un ambiente sin humo.
Aksi halde hemen paslanır.En caso contrario se detendrá.
Burada gerçekte var olmadığı halde beyaz bir üçgen algılanmaktadır.Se ve un triángulo blanco flotante, que no existe.
Steve de o halde devam et, çünkü ben senin her zaman yanındayım der.Usagi: " Sé que está ahí, porque tú siempre me has dado fuerza.
Basit sözcükler çekim eki almış halde olabilir.Esto puede ir desde quejas simples hasta litigios.
Tuğtekin'in bu haldeyken obada işler daha karmaşıktır.Mientras que el costeño tiende a ser más alegre en esos aspectos.
Bunun ardından mahkeme süreci devam ettiği halde görevine iade edildi.Volvieron después mediante una orden judicial que lo obligaba a ello.
Bazen kaykaycı bu stilde elleri üzerinde amuda kalkmış bir halde kayarken bile görülebilir.A veces lo emiten cuando el observador los recoge en sus manos.
Şahitler, yapmamaları söylendiği halinde halde olayla ilgili konuştular.A los supervivientes se les ordenó no hablar sobre lo ocurrido.
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.«Too evil to explore» (fee required).
O halde vektör, denklik sınıflarıdır.Los californianos somos una clase distinta de gente, creo.
Hund kuralından dolayı bu elektronlar temel halde paralel spinlere sahip olmalıdır.Según la regla de Hund, los electrones con espines paralelos tendrán menor energía.
Belki de Özbek Hanı‟nı bu şekilde oyalamak ve onu savunmasız bir halde yakalamayı hedefliyordu.La única forma de conseguir su objetivo era matarla a ella cuando estaba indefensa.
Resimlerdeki karakter grupları düşünceli ya da şaşkın haldedir.Las facciones de los personajes presentan actitudes reflexivas o extáticas.
Bu halde onun burkulma sayısı W = 0.Su número bariónico satisface B = 0.
Rex tedavi gördüğü halde kalbine yenik düştü ve öldü.Si T. rex se caía duramente podía lesionarse e incluso morir.
Ayrık önermeler ancak bunları meydana getiren bileşenlerin hepsinin birden yanlış oldugu halde yanlış sayılır.Posteriormente, siguen las pistas que les ofrece Rompetechos, todas ellas erróneas.
Bu durumda su sıvı hâlde olur.Por supuesto el tubo debe existir.
Bu halde beraberlik için bir düzeltme faktörü bulunup kullanılır.Y viceversa y conjuntamente se obtiene un equilibrio.
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?Esto sólo es posible si ellos dos pueden estar juntos.
Şu halde, bir elemanın yerini tespit etmek mümkün değildir.O son incapaces de encontrar un lugar donde depositar los mismos.
Transformatör en basit halde, birbirine yakın konan iki sargıdan ibarettir.En su forma más simple son dos sencillos transistores realimentados entre sí.
Olaylar trajik bir halde gelişir.A veces estos terminan de forma trágica.
Ayrıldıkları halde Raj Rita’yı aklından çıkartamamıştır.La señora Reich, según lo acordado, se esconde.
Kimyasal tankerler, sıvı hâlde kimyasal ürünler taşıyan gemilerdir.Los materiales transportados son productos químicos.
O da elinde bir para kesesi tutar halde tasvir edilmiştir.También le enviaron una bolsa de monedas de oro en caso de necesidad.
İspinozun dişisi göç ettiği halde erkeği göç etmez.En su preparación no debe faltar el chorizo autóctono.
Saf metal haldeyken yumuşaktır ve jilet ile kolayca kesilebilir.Este metal es muy blando y maleable; se puede cortar con un cuchillo.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.No habría más que esperar y recoger los frutos maduros».
Burada Gordon'u yarı çıplak halde öldüresiye döver ve ona zorla kızının çıplak fotoğraflarını gösterir.Trata siempre de ser atractiva para Duke, enviándole fotos de ella desnuda.
Aksi halde, verimli bir çözme işlemi gerçekleşemez.En el más complicado no será posible salvar nuestro progreso.
Şu halde tüm iyi niyet ve düşüncelere rağmen, insanlar hatasız olamayacaktır.Después con el compromiso y la profesionalidad de todos no tendremos problemas.
Aksi halde arabası elinden alınacaktır.Puedes conseguir su coche.
Yani kişi erkek olduğu halde kadın olmayı isteyebilir, kadın olduğu halde erkek olmayı isteyebilir.En definitiva, ser mujer significa ser femenina y ser hombre, ser masculino.
Bu olay hala çözülmemiş haldedir.El caso está todavía sin resolver.
Şu halde Antalya ve havalisi 1390-1391 veya 1392 senelerinden birinde alınmış olmaktadır.Existe la posibilidad de que pasase un tiempo en Florencia alrededor de 1389 o 1390.
Ancak, şarkı Temmuz 2008'de tamamlanmamış bir halde iken medyaya sızdılmış idi.Sin embargo, en su estado inacabado, la canción se filtró en julio de 2008.
Nohut bugün genelde kuru halde ya da konserve olarak satılır.Suelen ser comercializados al natural o en conserva.
Daha dikkatli sür, aksi halde başın belaya girecek.Guida con più attenzione, o finirai nei guai.
O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan / Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın”.Non sceglietevi amici tra loro, finché non emigrano per la causa di Allah.
Halder Müttefik esir savaş kampında iki yıl geçirdi.Halder passò i successivi due anni in un campo per prigionieri di guerra.
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!È piuttosto Allah Che vi ricorda il Suo favore di avervi guidati verso la fede, se siete sinceri.
Fakat başlangıçta Street View için Google Maps'e entegre halde Adobe Flash ile kullanım imkanı bulunuyordu.In origine, Google Maps utilizzava Adobe Flash per Street View.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.Ora non è bellissimo, ad eccezione dei grandi occhi scuri".
O halde insan hem canlıdır hem de canlı değildir.Gli uomini e le donne non hanno moralità e neanche passioni."
Ancak çok hassas olduğu için hiçbir zaman saf halde kullanılmamıştır.E, quello che è peggio, essa non è mai stata trattata rigorosamente.
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.Annael Sindarin del Mithrim, padre adottivo di Tuor (un uomo).
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.Originariamente questi stivali erano pensati appunto per loro.
Olaylar trajik bir halde gelişir.Ma le cose volgono al tragico.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod