Ana içeriğe geç
Sözlük

o halde ile cümle

o halde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Roman halkı bugün dünyanın çeşitli noktalarına dağılmış halde yaşamaktadır.The Romani people are today found across the world.
Birkaç dakika sonra polis memurları, Fyssas'ı bıçakla yaralanmış halde buldu.At 23:59, a DIAS motorcycle police unit of eight was instructed to enter the area.
İkona, Gürcistan'a ancak 1923'te feci bir şekilde parçalanmış bir halde iade edildi.[1]The icon was only returned to Georgia in 1923 in a badly fragmented state.[3]
Hastalar bir kelimeye aşina olduklarını bildikleri halde, anlamını anımsayamazlar.Patients show a recognition of the familiarity of a word, but are not able to recall its meaning.
Toplu halde top kullanıyorlar ve ne yazık ki on kat ateş avantajına sahipler.They use artillery en masse and, unfortunately, they have a tenfold fire advantage.
“ O halde öğüt ver, çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın.Therefore do remind, for you are only a reminder.
Hoşnut olmadığın halde seni onu kabul etmeye mecbur mu ediyoruz? ”Shall we compel you to accept it when ye are averse to it? — Quran 11:28
1. Göz akları genellikle görünür haldedir.The whites of the eyes are visible or are close to becoming visible.
Brezilya bayrağı, 3054 sefer sayılı uçuşun yıldönümünde Brasília'da yarıya çekilmiş haldeThe Brazilian flag being flown at half-mast in Brasília on the anniversary of flight 3054
Yaprakları Bahçede Kullanımı Kayaları Sarmış Halde Kök Detayı ÇiçeğiLeaves Garden plant Stolons Stem detail
Sekiz gün sonra çıplak cesedi elleri bağlı, boğulmuş halde bulundu. [1] [2] </br>Her nude body was found strangled, hands bound, eight days later.[1][2]
Laboratuar testleriyle bu bakterinin doğada mezofilik halde bulunduğu tespit edilmiştir.Lab culture tests have found it to be mesophilic in nature.
Paramecium tetraurelia, bir siliyat, ağız oluğu görünür haldeParamecium tetraurelia, a ciliate, with oral groove visible
Bu öğeler genellikle kötü bir şekilde korunmuştur ve bazıları eklemli haldedir.These elements are generally poorly preserved and some are in articulation.
Şöyle açıklıyor: "Birçok işçi uzun saatler çalışıyor ve eve bitkin halde dönüyor.She explains, "Many workers put in long hours, and return home exhausted.
Bor, temel halde p-orbitalinde bir elektrona sahip olan en hafif elementtir.Boron is the lightest element having an electron in a p-orbital in its ground state.
Amerikandır her halde.Er muss Amerikaner sein.
O halde, ben sizin bugün gelmeniz gerektiğini düşünüyorum.In diesem Fall, meine ich, sollten Sie heute vorbeikommen.
Beni uzun yıllardır tanıdığın halde bana güvenmiyor musun?Obwohl du mich so lange Jahre kennst, vertraust du mir nicht?
Acınacak hâldesin.Du bist in einem bemitleidenswerten Zustand.
Bu cümle uzun olmadığı halde çok anlamlıdır.Obwohl dieser Satz nicht lang ist, so ist er doch mehrdeutig.
Ödevlerini bitirmediği halde televizyon seyrediyor.Obwohl sie die Hausaufgaben noch nicht fertig hat, sieht sie fern.
Yemeği henüz yediğim halde hala açım.Obwohl ich schon gegessen habe, bin ich noch hungrig.
Şu halde mutlu sona ihtiyacım var!Also, ich brauche noch ein Happy End!
Bırak o halde!Dann lass es eben!
Peki o halde sana neden hâlâ yazıyorum?Also, warum schreibe ich dir eigentlich?
Sabır, kalbin yandığı halde dilinin sessiz kalmak zorunda olmasıdır.Geduld ist, wenn dein Herz brennt, aber dein Mund schweigen muss.
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!Ihr gebietet das, was Rechtens ist, und ihr verbietet das Unrecht, und ihr glaubt an Allah.
Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.Und euer Liebstes zu erretten, fallt freudig, wie ich euch ein Beispiel gebe.
O halde Osmanlı da Batı'ya benzeyecektir.Der östliche Teil (Gize) ist wie der westliche sandig.
'Eee?' demiştik: Ne duruyoruz o halde?”Gleich darauf erklärt er jedoch: "Wir werden schon einen Weg finden."
Çocuklarını korkmuş bir halde bulur.Nun will er von den Kindern gefürchtet werden.
O halde, en iyi cümle nedir?Welches ist nun aber die beste Verfassung?
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.Am Ende des Krieges wurde er nochmals Soldat.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Sie würde nie wirklich frei sein.
Bunun üzerine Fatıma: "O hâlde sana ne oluyor da, Resulullah’a bizden başkasını vâris yapıyorsun?" dedi.Mohammed sagte: "Weißt du nicht Zeugnis dafür tragen, dass ich der Gesandte Allahs bin?"
Genelde sürekli düşünür bir halde olurlar.Meist sind sie ausschließlich distal verzweigt.
Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafından bile unutulmuştur.Dabei wurden die Bewohner so lange mit Müllbergen allein gelassen, bis die meisten von ihnen wegzogen.
Aksi halde işlem tekrarlanır.Andernfalls wiederholt man das Verfahren.
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.Mehrfach bezeugt Jesus, dass der Vater ihn gesandt habe (Joh 5,36; 17,3; 17,18).
Erişilmez olmadığı halde, hiç kimse oraya varamamıştır.Dort wurde ihm keinerlei Pflege zuteil.
Aksi halde dünyamız yok olacaktır.Andernfalls wird die Welt selbst zerstört werden.
O halde tarih nasıl yazılır?Wie ist Geschichtsschreibung dann noch möglich?
Artık günümüzde bozulmuş bir haldedir.Noch heute befindet sich dort die Gießerei.
Her iki halde de köprüler birbirine çaprazdırlar.An den Rändern wichen beide voneinander ab.
Peristerona Medresesi de harap haldedir.Widerspruch wird aber bei ihr väterlicherseits auch geduldet.
Bugün bunlardan 47 tanesi çalışır haldedir.Heute sind noch deren sieben in Betrieb.
Zaferden emin olan haçlılar ihtiyatsız bir halde olup içki ve eğlenceye dalmışlardı.Die daheimgebliebenen Angehörigen der Pilger zogen ihnen entgegen und brachten Speis und Trank mit.
Bunların altında ise yine dağınık halde uzun kemikler vardır.Auf ihnen befinden sich große verlängerte Höcker.
Aksi halde arabası elinden alınacaktır.Doch sein Wagen wird ihm gestohlen.
Kuşlar sabahları kursakları boş olarak çıktıkları halde akşam dolu kursaklarla dönerler. ”Sie werden in Gruppen abgelegt, wobei das Gelege mit Wolle des Afterbusches bedeckt wird.
Onlar,özel olarak toplu halde yaşamazlar ve genellikle yalnız veya çiftler halindedirler.Sie sind nicht oder undeutlich eingesenkt und häufig stark bewollt.
Yani kişi erkek olduğu halde kadın olmayı isteyebilir, kadın olduğu halde erkek olmayı isteyebilir.Und wie es sich lebt, wenn man als Frau gerne ein Mann wäre.
Sağlık ocağı ve sağlık evi inşaatı bitmiş aktif haldedir.Die baulichen und sanitären Anlagen genügten nicht mehr.
İnsanların toplu halde hareket ettikleri her yerde çatışmanın olması kaçınılmazdır.Das Streben sehen wir überall vielfach gehemmt, überall kämpfend.
15 Mayıs 392 günü II. Valentinianus Galya'daki Vienne şehrinde asılmış halde bulundu.Am 15. Mai 392 wurde Valentinian II. erhängt in seinem Palast in Vienne aufgefunden.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.Uwe Bogen: Die schönen Dinge des Lebens?
Bu halde çıkarımsal kontrol analizinin diğer basamağına geçilir.Dagegen beschränkt sich die externe Qualitätsüberwachung auf die retrospektive Analyse.
Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer.Als Vorbild dienten vermutlich die auf dem Land gelegenen Turmhügelburgen (Motten) des Adels.
Üç boğa yüzleri sağa çevrilmiş halde ve bir sıra halinde resmedilmiştir.Die Schenkel (Femora) der Vorderbeine sind breit dreieckig verbreitert und vorne ausgehöhlt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod