Önderleri Soanda olduğu, Elçileri Hanese ulaştığı halde,For their princes are at Zoan, and their ambassadors have come to Hanes.
Gözleri olduğu halde kör, Kulakları olduğu halde sağır olan halkı öne getir.Bring out the blind people who have eyes, and the deaf who have ears.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.You, his son, Belshazzar, have not humbled your heart, though you knew all this,
Sana karşı geldiğimiz halde, sen acıyan, bağışlayan Tanrımız Rabsin.To the Lord our God belong mercies and forgiveness; for we have rebelled against him;
Kızkardeşlerinin hepsi aramızda yaşamıyor mu? O halde Onun bütün bu yaptıkları nereden geliyor?››Aren't all of his sisters with us? Where then did this man get all of these things?"
Petrusun, ‹‹Yabancılardan›› demesi üzerine İsa, ‹‹O halde oğullar muaftır›› dedi.Peter said to him, "From strangers." Jesus said to him, "Therefore the children are exempt.
O halde Tanrının birleştirdiğini insan ayırmasın.››What therefore God has joined together, let no man separate."
İsa ona şöyle yanıt verdi: ‹‹Sen İsrailin öğretmeni olduğun halde bunları anlamıyor musun?Jesus answered him, "Are you the teacher of Israel, and don't understand these things?
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.But though he had done so many signs before them, yet they didn't believe in him,
Halk onlara büyük saygı duyduğu halde, dışarıdan hiç kimse onlara katılmayı göze alamıyordu.None of the rest dared to join them, however the people honored them.
Şu halde soyumuzun atası İbrahimin durumu için ne diyelim?What then will we say that Abraham, our forefather, has found according to the flesh?
Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrıya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.who, existing in the form of God, didn't consider equality with God a thing to be grasped,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.though he was a Son, yet learned obedience by the things which he suffered.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Should I lie against my right? my wound is incurable without transgression.
Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?Will you enjoin good deeds on the others and forget your own selves?
Rabbim, o halde bana (oğlum olacağına dair) bir alamet ver! dedi.And Zachariah said: "Give me a token, O Lord."
Ey Kitap ehli, (gerçeği) gördüğünüz halde, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?O people of the Book, why do you disbelieve the signs of God having witnessed them yourselves?
"Kabul ettik!" dediler. "O halde tanık olun, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım." dedi."Then you be witness," said God, "and I shall be witness with you.
O halde Allah'tan korkun ki, şükredesiniz.So act in compliance with the laws of God; you may well be grateful.
O halde onlardan yararlanmanıza karşılık, kesilen ücretlerini bir hak olarak onlara verin.Then give those of these women you have enjoyed, the agreed dower.
O halde şeytanın dostlarıyle savaşın, çünkü şeytanın hilesi zayıftır:Surely the stratagem of Satan is ineffective.
O halde onlar Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan dostlar edinmeyin.Therefore hold them not as friends until they go out of their homes in the way of God.
O halde iyice anlayın (dinleyin, peşin hüküm vermeyin).You were also like him (an unbeliever) in the past, but God has been gracious to you.
De ki: "O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azabediyor?"Say: "Why does He punish you then for your sins?
O halde ey sağduyu sahipleri, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz!"So fear God, O men of wisdom; you may haply find success.
Allah, dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı, o halde cahillerden olma!If God had willed He would have brought them all to the right path. So be not like the pagans.
İşte Allah budur. O halde nasıl (yalnız O'na tapmaktan) çevriliyorsunuz?This is God: So whither do you stray?
O halde Allah'ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılan(hayvan)lardan yeyiniz.Eat only that over which the name of God has been pronounced, if you truly believe in His commands.
O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!"So taste the punishment for what you had done."
Ey inananlar, Allah'a ve Elçisine ita'at edin, işittiğiniz halde ondan dönmeyin.O believers, obey God and His Messenger, and do not turn away from him when you hear (him speak);
İşitmedikleri halde "İşittik" diyenler gibi olmayın.And do not be like those who say: "We have heard," but do not hear.
"O halde inkarınızdan dolayı azabı tadın!"So they have to taste the punishment for disbelief.
Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.As for those with whom you have made a treaty and who abrogate it every time, and do not fear God,
O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır.So rejoice at the bargain you have made with Him; for this will be triumph supreme.
"O halde, korunmuyor musunuz?" de.So tell them: "Why do you not fear Him?"
O halde neyiniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?"What has happened to you that you judge in such a wise?
De ki: "O halde bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"Say: "Then wait. I am waiting with you."
O halde bize açık bir delil getirin!" dediler.Bring to us then a clear proof."
Siz de benim da'vetime koştunuz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın!Neither can I help you nor can you give me help.
Uykuda oldukları halde sen onları uyanıklar sanırsın onları (uykuda) sağa sola çeviririz.You may have thought that they were awake, yet they were asleep.
"Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi."Though sound," He answered, "you will not talk to any one for three nights running."
"O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de.Say: "Then why do you not bethink yourselves?"
"O halde korunmuyor musunuz?" de.Say: "Then why do you not obey and fear Him?"
"O halde nasıl büyüleniyorsunuz?" de.Say: "Then why are you so deluded?"
Madem ki şahidleri getirmediler, o halde onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.And since they did not bring the four witnesses they are themselves liars in the sight of God.
Eğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür.But in case you are speaking the truth, then make a segment of the sky to fall upon us."
O halde kafirlere arka olma.So do not be the helper of unbelievers,
O halde nasıl Allah'ın (birliğinden) döndürülüyorsunuz?They will answer: "God." Why then do they vacillate?
O halde içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin."Enter the gates of Hell," they will be told, "and there abide for ever."
Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenceklerdir:When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
O(şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar.Surely the (devils) obstruct them from the path, though they think they are rightly guided, --
O halde nasıl (haktan) çevriliyorlar?How then can they turn away?
(Allah): "O halde kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü takibedileceksiniz" (dedi)."Journey by night with My devotees," (it was said); "you will certainly be pursued.
(İbrahim): "O halde göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.He said: "What is then your business, O messengers?"
O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.So turn to God. I give you a clear warning from Him.
O halde bu insafsızca bir taksim!This is certainly an unjust apportioning.
O halde Rabbinin hangi ni'metinden kuşku duyuyorsun?How many favours of your Lord will you then deny?
İslama çağırıldığı halde, Allah'ın üstüne yalan atandan daha zalim kim olabilir?Who is more unjust than he who invents a lie against God when he is called to submit?
Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) umudu keserek hor ve bitkin bir halde sana döner.Your gaze turns back dazed and tired.
O halde sana Kur'an'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle.So, as We recite it, follow its reading.