İyi niyetli bir hareket değil.Nu este nicio urmă de încredere în asta.
İyi niyetli bir hareket değil.Personne n'y croit sérieusement.
İyi niyetli bir hareket değil.Δεν υπάρχει καλή πίστη σε αυτό.
İyi niyetli bir hareket değil.Так делать не честно.
İyi niyetli bir hareket değil.Това не е добросъвестно.
İyi niyetli bir hareket değil.אין בזה כוונה טובה בכלל.
İyi niyetli bir hareket değil.ولا يوجد ان عائد منها
İyi niyetli bir hareket değil.呢種做法欠缺誠意。
İyi niyetli bir hareket değil.違う方法です。
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.저 이제 괜찮아질 겁니다. 그냥 앉아계세요. -- 그런 게임을 심령술사들은 하고 있는 겁니다.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Mir geht es gut, bleiben sie sitzen -- Spiel das diese Leute spielen.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Nem lesz semmi bajom, maradjanak nyugodtan ülve - játék, amelyet ezek az emberek játszanak.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Nie bójcie się, nic mi nie będzie. Okrutne gierki tych ludzi.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.-- olen ok, älkää hätääntykö -- peli, jota nämä ihmiset pelaavat.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Аз ще се върна, останете по местата си - игра, която тези хора играят.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.Я в порядке, оставайтесь на своих местах - игра, в которую эти люди играют.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.אני אהיה בסדר, הישארו במקומותיכם - זה המשחק שהאנשים הללו משחקים.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.سأكون على ما يرام، حافظوا على مقاعدكم -- اللعبة التي يلعبها هؤلاء الناس.
İyiyim merak etmeyin, rahatsız olmayın -- bu çok kötü niyetli bir şey.全く破廉恥なゲームなのです そして 疑うことをしない無知な人達を利用しているんです
Kendine nasıl destek olmaya niyetlisin?¿Cómo van a mantenerse?
Kendine nasıl destek olmaya niyetlisin?Как же вы будете жить?
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.Et je suis sûre que les serveurs n'ont aucune mauvaise intention.
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.Ich weiß, dass Kellner es nicht böse meinen.
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.저도 그 웨이터가 저를 기분 나쁘게 하려고 한 것이 아님을 압니다.
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.Och jag vet att kypare inte menar illa.
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.Știu că chelnerii nu sunt rău intenționați.
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.Y sé que los camareros no tienen la intención de dañar.
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.Я понимаю, что официанты так делают не со зла.
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.ومع أني أعلم أن النادل لايعني أي إهانة لي،
Kötü niyetli olmadıklarını biliyorum.しかし 知性的に知り得る事と 感情的に感じる事は全く別のものです
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.(34:11) Восстали на меня свидетели неправедные: чего я не знаю, о том допрашивают меня;
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.De faux témoins se lèvent: Ils m`interrogent sur ce que j`ignore.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Der opstår urettferdige vidner, de spør mig om det jeg ikke vet.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Erõszakos tanúk állnak elõ; azt kérdezik tõlem, a mirõl nem tudok.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Es treten frevle Zeugen auf; die zeihen mich, des ich nicht schuldig bin.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Falske Vidner står frem, de spørger mig om, hvad jeg ej kender til;
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.불의한 증인이 일어나서 내가 알지 못하는 일로 내게 힐문하며
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Leugenachtige getuigen nemen het woord en vragen mij dingen die ik helemaal niet weet.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Levantam-se testemunhas maliciosas; interrogam-me sobre coisas que eu ignoro.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Những chứng gian ấy dấy lên , Tra_hỏi những việc tôi không biết đến .
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Những chứng gian ấy dấy lên, Tra hỏi những việc tôi không biết đến.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Nişte martori mincinoşi se ridică, şi mă întreabă de ceeace nu ştiu.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Orättfärdiga vittnen träda fram; de utfråga mig om det jag icke vet.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Povstávají svědkové lživí, a na to, o čemž nevím, dotazují se mne.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Povstávajú ukrutní svedkovia, ktorí sa ma pýtajú na to, o čom neviem.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Powstawają świadkowie fałszywi, a o czem nie wiem, pytają mię.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Priče vstajajo krivične, česar si nisem v svesti, me izprašujejo.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Saksi-saksi jahat bangkit melawan aku, dan menuduh aku melakukan hal-hal yang tidak kuketahui
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Se han levantado testigos falsos, y me interrogan de lo que no sé
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Sorgevano testimoni violenti, mi interrogavano su ciò che ignoravo
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Väärät todistajat astuvat esiin, he minulta tutkivat, mitä minä en tiedä.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Σηκωθεντες μαρτυρες αδικοι, με ηρωτων περι πραγματων, τα οποια εγω δεν ηξευρον
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.Несправедливи свидетели въстават И питат ме за неща, за които аз не зная нищо
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.יקומון עדי חמס אשר לא ידעתי ישאלוני׃
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.شهود زور يقومون وعما لم اعلم يسألونني.
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.兇 惡 的 見 證 人 起 來 、 盤 問 我 所 不 知 道 的 事
Kötü niyetli tanıklar türüyor, Bilmediğim konuları soruyorlar.兇惡 的 見證 人 起來 、 盤問 我 所 不 知道 的 事
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.A jemu se nechtělo přijmout něco, co nemohlo fungovat tak, jako fungovala sama Linuxová komunita.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.Hij wilde niets gebruiken dat niet werkte zoals de Linux-gemeenschap werkte.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.라이너스는 리눅스 사회가 일해왔던 방식으로 운영되지 않는 어떤 체제에도 의존하지 않으려고 했습니다.