Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.El comandante es buen hombre.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.Il maggiore ha buone intenzioni.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.Major chce dobrze, przyjmijcie jego pomoc.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.Majoren menar väl.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.Majoren mener det godt.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.Majuri tarkoittaa hyvää.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.O major é bem-intencionado.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.Έχει δίκιο ο Ταγματάρχης.
Binba,sı iyi niyetli. Ses çıkarmadan kabul et.Майор желает тебе добра.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.Alle möglichen Kreaturen, die den Unterschied... ...zwischen Pflanze und Tier verwischen.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.Criaturas de todas as formas que parecem violar as fronteiras entre plantas e animais.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.생물의 몸짓이 식물과 동물의 경계를 모호하게 만드는 것 처럼 보입니다.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.Segala macam makhluk yang tampaknya melanggar... ... Batas-batas antara tumbuhan dan hewan.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.Todo tipo de criaturas que parecen violar... .. .la límites entre plantas y animales.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.Toutes ces créatures transgressent... la frontière entre l'animal et le végétal.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.Vari generi di creature che sembrano violare... ...i confini tra piante e animali.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.Всякакви видове същества, които сякаш нарушават границите между растенията и животните.
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Aber es ist ein grausames, gemeines, absolut gewissenloses --
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Dar este un joc crud, vicios, total lipsit de conștiința --
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.De ez gonosz és erkölcstelen, teljesen lelkiismeretlen -
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.하지만 이건 잔인하고 사악한 전적으로 비양시... 비양심적인 --
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Maar het is een wreed, absoluut gewetenloos --
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Mais il est cruel, vicieux, sans scrupules --
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Men det är elakt, ondskefullt, helt samvetslöst --
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Men det er et ubarmhjertigt, ondskabsfuldt, fuldstændig samvittighedsløst (falder over ordene) -
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Raczej 120! To okrutne, złośliwe, pozbawione sumienia...
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Se on julma, ilkeä, täysin tunteton.. tunteeton
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Но это жестокая, злая, абсолютно бесчестная -
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.Това е жестока, лоша, абсолютно безсъвестна -
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.אבל הוא אכזר, מרושע, חסר מצפון לחלוטין -
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.وهي قاسية و شرسة ، بلا ضمير تماما --
Bu çok acımsızca, kötü niyetli ve tamamen şuursuz birşey.本当に残酷で 悪質で... ああ わたしは大丈夫ですよ座っていてください(笑い)
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Não podemos ficar aqui. Qual era o destino de vocês?
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Nem maradhatunk itt.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Nemôžeme tu zostať. Kam ste mali namierené?
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Nemůžeme tu zůstat.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Nie możemy tu zostać. Dokąd zmierzaliście?
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Non possiamo rimanere qua.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?No podemos quedarnos aquí. ¿Hacia dónde se dirigen?
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Nous ne pouvons pas rester ici.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Tänne emme voi jäädä. Minne olette matkalla?
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Vi kan ikke blive her.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Vi kan inte bli kvar här.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?We kunnen hier niet blijven.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Wir können hier nicht bleiben. Wohin wollt Ihr?
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Δε μπορούμε να μείνουμε εδώ.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?Здесь оставаться нельзя.
Burada kalamayız, Nereye gitmeye niyetliydiniz ?当てはありません
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.Está na sua natureza, no seu ADN, é o que fazem — mesmo as empresas com boas intenções.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.A természetükben van, a DNS-ükben, ez az, amit tesznek -- még a tisztességes, jószándékú cégek is.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.C'est dans leur nature, dans leur ADN, c'est ce qu'elles font -- même les bonnes sociétés bien intentionnées.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.Das liegt in deren Natur, in ihrer DNS, das ist ihr Geschäft, selbst das der guten, wohlmeinenden Unternehmen.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.Dat is hun natuur, dat is hun DNA, dat is wat ze doen, zelfs de goede bedrijven met goede bedoelingen.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.Det ligger i deras natur, i deras DNA, det är det de gör -- även de goda företagen med de bästa avsikterna.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.그것이 그들의 본성 내에 있는 DNA이며, 그것이 그들이 하는 일입니다. 좋은, 선의를 가진 기업이라 할지라도 말입니다.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.Đó là bản chất của họ, có trong gen của họ, họ luôn làm như vậy -- cho dù là những công ty tốt, có thiện chí.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.E natura lor, e în ADN-ul lor, ele asta fac, chiar şi companiile bune, bine intenţionate.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.E' nella loro natura, nel loro DNA, è quello che fanno -- anche quelle sane, quelle con buone intenzioni.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.Está en su naturaleza, en su ADN, es lo que hacen incluso las empresas buenas, bien intencionadas.
Doğalarında var, DNAlarında bu kodlu. işleri bu -- iyi, iyi niyetli şirketler bile böyleler.Je to v ich podstate, je to ich DNA, je to to, čo robia -- a to aj tie dobré spoločnosti s dobrým úmyslom.