Ana içeriğe geç
Sözlük

niyetli ile cümle

niyetli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Marge, Simpson ailesinin iyi niyetli ve aşırı sabırlı annesidir.مارج هي نظام أمومي جيد للغاية وصبورة جدا في عائلة سيمبسون.
Dexter sağ, becerlikli, şanslı, iyi niyetli anlamlarında Latince bir sıfattır.ديكستر (Dexter)، كلمة تعبيرية لاتينية وتعني " الجهة اليمنى، البارع، محظوظ، مؤيد، مناسب، ملائم ".
Rusya, Enver Paşa'nın savaş niyetlisi olduğuna dair bilgi edindi.و لكن روسيا أُبلغت بنية وزير الحربية أنور باشا.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.الواجب نحو الآخرين.
Matkap hedefe yaklaştıkça kötü niyetli bir varlık kendini duyurmaya başlar.À medida que a broca se aproxima de seu alvo, uma presença maligna começa a se revelar.
Şirket daha önce Asha'yı Windows Phone platformunda bir "rampa" olarak kullanmaya niyetli olduğunu açıkladı.A Microsoft tem como objetivo usar a linha Asha como uma "rampa" para o Windows Phone.
Yazarının ve şerh edenlerin ard niyetliliği öne sürülmektedir.Uma cartar de agradecimento do imperador e outra do autor ainda existem.
İago Cassio'yu sarhoş yapıp bir kavga etmeye neden olma niyetlidir.Yago inicia um brinde e trata de embebedar Cassio, incitando-o para uma luta.
Kötü niyetli, dedikoducu, ikiyüzlü biri.Vocês são mentirosos, açougueiros e hipócritas.
2012 yılında, The New York Times ona "Çin'in ilk iyi niyetli süpermodeli" demiştir.O New York Times chamou este evento como o "Grande Travamento de Tráfego Chinês de 2010."
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.Fallible (Feilbaar) - In staat om een fout te maken of zich te vergissen.
Bolesław, şehri teslim etmeye niyetli değildi.Bolesław moest zich overgeven.
En başta Batman'in kötü niyetli olduğunu varsaysa da, sonradan onunla işbirliğine gider.Maar als Batman zich ermee bemoeit is hij het volgende doel.
İlk başlarda Leone filmin sadece prodüktörlüğünü yapmaya niyetliydi.Aanvankelijk zou Eagle-Lion de film produceren.
Bu durum art niyetli bazı kişiler tarafından suistimal edilmekte ve haksız kazanç elde edilmektedir.Anderzijds kan een ware uitspraak worden ingezet om iemand te bedriegen of oneerlijk voordeel te verwerven.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Dat was niet zonder reden.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.Haar plan was eigenlijk om daar te gaan wonen.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Geven graag uiting aan positieve gevoelens ten opzichte van anderen.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Jest uprzejmy wobec innych.
Ancak, geçerli dosyanın yerine kötü niyetli yazılımlar konabilir.Gorzej mogło być co najwyżej z dokumentacją pisemną.
Bence, bunun yapılması tartışmaya açık bir şekilde kötü niyetli bir harekettir.Uważają konflikt za sam w sobie za coś złego.
Anya, bankadan para çalmaya niyetlidir.Locke wybiera pieniądze z banku.
Josh ise iyi niyetli ve çalışkan bir gençtir.Josh to bardzo impulsywny i inteligentny nastolatek.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.Denna gången kom man för att stanna.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Vad som började som något litet och oskyldigt blir snart betydligt värre...
Çiftliğin de çok iyi niyetli bir çiftlik ağası varmış.Djurgården hade nu ett riktigt bra lag.
İlk başlarda Leone filmin sadece prodüktörlüğünü yapmaya niyetliydi.I början var tackjärn det enda man tillverkade.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.En föreslagen orsak till detta är att de grundade sig på ett "ovanifrånperspektiv".
Berg filmi yönetmeye niyetliydi.Керує монтажем фільму.
Terim genellikle olumsuz ya da kötü niyetli bir çağrışım ile birlikte kullanılır.Як правило, коротке оповідання з позитивним чи негативним прикладом.
Kitap "Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin.І якщо твій розум розсіюється, поки ти читаєш, не здавайся.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Původní prchlivý a trochu zlověstný Doktor se brzy stal soucitnější postavou.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır."Návrh jsme stále korigovali kvůli potřebě expresivního výrazu.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.To nebyl dobrý nápad.
Çok dürüst ve iyi niyetli biri.Velmi čestný a dobře vychovaný muž.
Berg filmi yönetmeye niyetliydi.Berg a fost anunțat ca fiind regizorul filmului.
Bölgedeki Fransız saldırılarını bozmaya niyetliydi.A respins atacurile francezilor asupra teritoriilor.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Acest "altfel" stă la baza crezului meu artistic.
Paragöz ve alkolik birisi gibi dursa da özünde gerçekten iyi niyetli ve sevecen bir insandır.În momentele intime, Bucătarul este defapt o persoană iubitoare și sensibilă.
Öykünün başında ismi belirsiz bir anlatıcı kötü niyetli yargıçların olduğu bir mahkemede yargılanır.La începutul povestirii, un narator nenumit este adus la judecată în fața mai multor judecători siniștri.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Márpedig az „igazság” megfelelő meghatározásától elvárjuk ezt a követelményt.
Bir yardım merkezinde çalışan Grace son derece iyi niyetli ve yardımsever bir kızdır.Grace egy nagyon kedves és segítőkész lány.
Karşıyakalılar vatandaki kötü gidişata sessiz kalmaya niyetli değildirler.Nem fogom az előttem szóló tisztelt képviselőtársamat arra a hálátlan térre követni...
Srebrenica'yı korumaya niyetli değiliz.Az ország védelmét Svájc biztosítja.
Çapkınlığı bir kenara bırakıldığında ise saf, düşünceli ve iyi niyetli biridir.Ha őszintén hisz valamiben, akkor komoly, állhatatos és készséges ember.
Üçüncü bir taraf olarak pozisyon almaya niyetliyim.Aion ryhtyä kolmanneksi osapuoleksi.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Ο αρχικά οξύθυμος και ελαφρώς απειλητικός Doctor γρήγορα ωρίμασε σε μια πιο συμπονετική φιγούρα.
Bolesław, şehri teslim etmeye niyetli değildi.Ο Αβετίσοφ ζήτησε να παραδώσουν την πόλη.
Aslında uzun zamandır niyetliydim ama… pekala daha yapılmamış şeylerden bahsetmenin anlamı yok.Για πολύ καιρό σκεφτόμουν 'Λοιπόν, απλά δεν πρόκειται να συμβεί'.
Marge, Simpson ailesinin iyi niyetli ve aşırı sabırlı annesidir.Marge er den velmenende og yderst tålmodige moder i Simpson-familien.
İncelikli, samimi, iyi niyetli.Hjerteligt, følt, inderligt.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Det var nok ikke noget dårligt valg.
İyi niyetli bir insan.Han var et tænkende menneske.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Et tydeligt tegn til andre.
Ancak onlar da bir söz koparmadan ayrılmaya niyetli değillerdi.Lalu mereka saling berjanji tidak akan mengumbar rahasia masing-masing.
Terim genellikle olumsuz ya da kötü niyetli bir çağrışım ile birlikte kullanılır.Biasanya kejadian yang dirasakan akan terjadi berupa kejadian yang mengerikan atau tidak menyenangkan.
Anya, bankadan para çalmaya niyetlidir.Bên thụ hưởng: bên nhận tiền từ ngân hàng.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.Sự thật là tôi đã có thể ở lại sau vụ việc đó.
Brian'ın ablası Claire'nın kötü niyetli olup olmadığı ise belirsizdir.Những hành động của Alex không có ý ác và xấu.
2012 yılında, The New York Times ona "Çin'in ilk iyi niyetli süpermodeli" demiştir.2012年、ニューヨーク・タイムズは彼女を「中国初の真のスーパーモデル」と命名した。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod